• BIST
    1547.44
  • Dolar
    7,3526
  • Euro
    8,9325
  • Altın
    438,2460
0530 708 54 54
0530 708 54 54
20 Temmuz 2020 Pazartesi 14:36:00 - Güncelleme:20 Temmuz 2020 Pazartesi 14:42:00

Ermenistan saldırısının ardındaki uluslararası aktörler: Güvenlik uzmanları değerlendirdi

Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan gerilim özellikle sınır bölgelerinde aktif bir şekilde sürüyor. Erivan yönetimine bağlı birlikler sınırda köylere ve askeri bölgelere taciz atışları yaparken, Bakü bu saldırı girişimlerine misliyle cevap karşılık veriyor. İki ülke arasında yaşananları derlediğimiz dosya haber serisinde Güvenlik uzmanları Abdullah Ağar ve Coşkun Başbuğ bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki 30 yıla varan gerilim, Ermenistan'ın Tovuz bölgesine yönelik provokasyon içeren saldırılarıyla tırmandı. Özellikle tartışmalı Karabağ bölgesinden uzakta, sivil bölgelerini hedef alan saldırılarda 7 Azerbaycan askeri şehit olurken, Azerbaycan ordusu saldırıya misliyle karşılık verdi.

Haber7'nin haberine göre, Bakü yönetimi verdiği karşılık ile, Ermeni tacizlerine ve işgalciliğine boyun eğilmeyeceğini ve işgale karşı taviz vermeyeceğini açıkça gözler önüne serdi. Gerilimin ilk gününden bu yana Ermenistan'a misliyle karşılık vermeye devam eden Azerbaycan, Ermeni cephelerini bombardıman altına alırken, sınır bölgesinde uçuş gerçekleştiren SİHA'lar da çok etkili ve kuvvetli mühimmatlar ile askeri üsler, kışlalar, cephanelikler ve askeri sevkiyat yapan konvoyları hedef aldı.

Güvenlik Uzmanları Abdullah Ağar ve Coşkun Başbuğ yaşananları askeri açıdan Haber7.com'a değerlendirdi.

30 YILDIR DEVAM EDEN PROVOKASYON

90'ların başından bu yana Ermenistan'ın provokasyon dolu işgalci tutumu, Dağlık Karabağ ve Yedi rayon bölgeleri çözülmez bir düğüme döndü. Azerbaycan'ın yapıcı ve barış yanlısı tutumuna karşılık Erivan yönetiminin devamlı olarak taciz saldırıları, bugün oluşan zemine katkı sağladı.

Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar dünden bugüne yaşanan süreci değerlendirdi:

"Ermenistan ile Azerbaycan arasında 1990'ların başından beri süregelen bir gerilim var. O günden bu güne Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesi ve yedi rayonu haksız şekilde Ermenistan işgali altında. Ve bunu bu şekilde bu güne getirdi Ermenistan. Şimdi tam bu durumun düzelmesini umarken, bu sefer tartışmalı bölgeyle alakası olmayan bir yerde, yani Kuzey Batı Azerbaycan bölgesinde, Tovuz'da yeni bir mütecaviz saldırı kendini gösterdi."

PROVOKASYONUN SEBEPLERİ

Ermenistan'ın saldırılarını askeri yönden değerlendiren Ağar, bu saldırıların pek çok sebebi olduğunu ifade etti:

"Bu saldırının pek çok sebebi var. Burası öncelikle milliyetçi hassasiyetlerinin çok yüksek olduğu bir yer. Buradan Gürcistan üzerinden bir bağlantı sağlanıyor Türkiye ile. Burası Azerbaycan'ın bağlantı kurduğu, dolayısıyla nefes aldığı yer. Hem Gürcistan üzerinden geçen kara yolu burada yer alıyor. Hem de enerji hakları buradan geçiyor. Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ekonomik, kültürel ve sosyolojik bağın geçtiği yer burası. İkincisi Dağlık Karabağ'da fiili bir durum söz konusu. Burada bir tahkimat, bir yığınak var. Orada başarı üretemeyen Ermenistan açacak yeni bir cephe arıyor kendisine. Bu cepheyi neden açtığını soracak olursak, konunun Türkiye'nin açtığı cephelerle ilgisi var."

AZERBAYCAN'IN İÇİNDEKİ ENGEL

Azerbaycan'ın da yapısında milli olmayan unsurların yer aldığı ve bu yapılar ile Cumhurbaşkanı Aliyev'in mücadele ettiğine değinen Ağar,bu mücadeleden bazı oluşumların rahatsızlık duyduğunu açıkladı:

"Neden böyle bir şeyle karşı karşıya kalınmış olabilir: Azerbaycan yapısal sorunlar yaşayan bir ülke. Yani aynı Türkiye kendisini FETÖ'den arındırdıkça güçleniyorsa, Azerbaycan da içerisindeki gayri milli ve manipülatör yapılardan arınması gerekiyor. İçerdeki bu yönde yapılanma, bu duruma sebebiyet vermiş olabilir. Çünkü Aliyev'in devlet ve ordu içerisinde gayri milli olan yapıları temizlemekle ilgili uğraşısı var. Bu birilerini rahatsız etmiş, Ermeniler üzerinden böyle bir etki oluşturmuş olabilir."

"RUSYA, FRANSA VE ABD"

Güvenlik uzmanı, Rusya, ABD ve Fransa'nın da aralarında bulunduğu bir grup devletin Ermenistan Azerbaycan'a karşı kışkırtarak bu saldırıya zemin hazırlandığını ifade etti:

"Bu cesareti Ermenistan'a kim verir, kim kışkırtabilir Azerbaycan'a karşı? Baktığımızda temelde Rusya, Fransa ve ABD görünüyor. Yani şuan her üç ülkeyle de Türkiye'nin özellikle Irak'ta, Suriye'de, Doğu Akdeniz'de ve Libya'da mücadeleleri var. Buradaki mücadelelerden olumsuz yönde etkilenen Fransa gibi ülkeler çok rahatlıkla Ermenileri Azerbaycan'a karşı özellikle bu bölgeden kışkırtabilirler."

AYASOFYA KONUSU

Abdullah Ağar'ın diğer açıklamaları şu şekilde:

"Bir de Ayasofya meselesi var biliyorsunuz. Bu konu da altta yatan sebeplerden biri olabilir. Neden bunu söylüyorum, çünkü Ayasofya Türkiye üzerinde emelleri olan, ihtirasları olan Ermeniler için de bir sembol yapıdır. Belki aynı kilise olmasa bile Ortodoksluk üzerinde örtüşen paydaları var. Hem etnik hem de dini olarak paydaları var. Doğrusal olarak arkasında saklanmış olan daha büyük irade, Ayasofya üzerinden Ermenistan'ı Türkiye-Azerbaycan ortak menfaatleri nedeniyle kışkırtmış olabilir."

ENERJİ KONUSU

"İşin bir başka boyutu da şu. BP (British Petroleum) ile yapılmış petrol anlaşmasının şartlarının değişmesiyle Azerbaycan'ın petrolden kazandığı gelir çok arttı. Bu gelirin tamamının Azerbaycan'a kalmasını istemiyor olabilirler. Azerbaycan'a karşı bir şantaj uygulayıp, rüşvet isteniyor olabilir. Ermenistan'ı bu şekilde kışkırtanlar bunu amaçlıyor olabilir. Azerbaycan o coğrafyada istikrarlı, huzur içerisinde yaşayabilmek için bir takım bedeller ödeyen bir ülke. Bununla ilgili dengeler bozulmuş olabilir. Bu durum birilerini tatmin etmemiş olabilir. Pay isteme meselesi yani burada söz konusu olabilir."

ERMENİSTAN'IN PLANI

"Ermeni çapulcular bu tür saldırılarla kendi tabanlarını pekiştirir. Etnik düşmanlıktan, mezhebi ve dini düşmanlıktan beslenen bu yapılar, kendi tabanlarını bu şekilde aktif tutar. Ermenistan'ın istikrarı şuan çok bozuk durumda. Gerek ekonomik, gerek siyasi anlamda çok bozuk. Kendi toplumsal tabanını tatmin edecek, diri tutacak, etrafında toplayabilecek gerginliğe, kaosa ihtiyacı var. Bunun için de en güzel adres Azerbaycan'dır. Oraya karşı bir vuruş, etki gösterdiği taktirde kabaran hamasi duygularla toplumsal katmanları stabilize ve tatmin eder. Bu işin böyle de bir boyutu var."

"ULUSLARARASI HİMAYEDARLAR"

"Hem füzelerle, hem de SİHA'lar ile Azerbaycan topraklarına yönelik gerçekleştirilen bir saldırı var ortada. Azerbaycan'a ait toprakların yüzde 23ü halen işgal altında. Bu nasıl gerçekleşiyor. Bu durum kendi kendine gelişmedi. Bunun arkasında bir askeri kapasite var hem de Minsk grubu gibi uluslararası himayedarlar var. Buralardan okunduğunda işin durumu ortaya çıkıyor. Azerbaycan'ın kuvvetinin bir şekilde Ermenistan tarafından süspanse edilmesi gerekiyor. Birileri bu tür saldırılarla Azerbaycan'a mesaj vermeye, baskılamaya çalışıyor. "Bizim istediğimiz gibi davranmazsan bu tür saldırılarla karşı karşıya kalırsın" diyor. Bizim istediğimiz haraçları vermezsen, istikrarsızlaştırıcı eylemlerle yüz yüze gelirsin diyorlar. Türkiye hemen her coğrafyada etkinlik gösterirken, bu saldırı sonrasında da Azerbaycan'ın üzerinde bir konsantrasyon noktası oluşturuyor."

SÜREÇ NEREYE GİDER?

"Şimdilik mesaj verildi, mesaj alındı. Bundan sonraki sürece bakacağız. 2016'daki Nisan muharebelerine benzer gerekçeler oluşmuş durumda. Ama burada Azerbaycan'ın ortaya koyacağı refleks önemli. Şehitlerin verildiği böylesi bir denklemde gücünü nerede, ne zaman, ne şekilde ve hangi dozajda kullanacağına Azerbaycan karar verecek. Burada gücün nasıl kullanılacağı çok önemli. Bunu tehdit analizleri ve risk değerlendirmeleri yapılarak tuzağa düşmeden karşılık verilecek. Burada çok net bir şekilde tuzak kokusu var. Bedeli mutlaka ödetilmeli. Bu argüman kalıcı bir şekilde Karabağ sorununun çözümü için kullanılmalı. Ancak bunu yaparken atılacak adımlar çok önemlidir."