• BIST
    1320.98
  • Dolar
    7,9989
  • Euro
    9,5077
  • Altın
    464,2260
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
19 Ağustos 2020 Çarşamba 11:22:00 - Güncelleme:19 Ağustos 2020 Çarşamba 11:22:00

Afganistan kalıcı bir barışa ne kadar yakın?

Kaynak: AA

ABONE OL

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani 10 Ağustos Pazartesi günü Afganlar arası barış görüşmelerinin ön şartı olarak kabul edilen mahkûm takası kapsamında son 400 Taliban savaşçısının serbest bırakılmasını öngören kararı imzaladı. Böylece en azından kâğıt üstünde Afganlar arası barış görüşmelerinin önündeki son engel kalkmış oldu. Gani “Afganistan hükümeti üzerine düşeni yaptı. Sıra Taliban'ın verdiği sözü tutmasında” dedi. Afganlar arası barış görüşmeleri aşamasına hâlâ başlanamadı.

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani 10 Ağustos Pazartesi günü Afganlar arası barış görüşmelerinin ön şartı olarak kabul edilen mahkûm takası kapsamında son 400 Taliban savaşçısının serbest bırakılmasını öngören kararı imzaladı. Böylece en azından kâğıt üstünde Afganlar arası barış görüşmelerinin önündeki son engel de kalkmış oldu. 14 Ağustos Perşembe günü bir televizyon kanalına röportaj veren Gani “Afganistan hükümeti üzerine düşeni yaptı. Sıra Taliban’ın verdiği sözü tutmasında” dedi. Fakat iki nedene bağlı olarak Afganlar arası barış görüşmeleri aşamasına hâlâ geçilemedi.

Almanya, Avusturalya ve Fransa’dan gelen itirazlar mahkumların serbest bırakılma sürecini sekteye uğratırken, müzakere edilecek öncelikli başlıklar konusunda taraflar arasındaki fikir ayrılığı da görüşmelerin başlamasını geciktiriyor.

Birincisi, karar Cumhurbaşkanınca imzalanmasına rağmen Taliban mahkûmlarının serbest bırakma işlemi hâlâ tamamlanamadı. Bu durum Almanya, Avusturalya ve Fransa’dan Taliban savaşçılarının serbest bırakılmasıyla ilgili gelen son dakika itirazlarına bağlanıyor. Bu ülkeler ağır suçlardan mahkûm oldukları bilenen son 400 kişilik grup içerisinde kendi vatandaşlarının öldürülmesinde dahli olan Taliban savaşçılarının serbest bırakılmasına karşı olduklarını bildirdiler. Bu yüzden şu ana kadar aralarında pek çok yabancı savaşçının da olduğu son 400 kişilik gruptan ancak 80’i serbest bırakıldı. Taliban tüm mahkûmlar serbest bırakılmadan barış görüşmelerine geçilemeyeceği yönündeki ısrarını sürdürüyor.

Taliban kendisini 20 yıllık savaşın kazanan tarafı olarak görüyor ve masaya bu anlayış çevresinde oturmak istiyor. Buna mukabil büyük çoğunluk son 20 yılın kazanımlarının korunmasını istiyor.

Barış görüşmelerine geçilememesinin ikinci sebebi ise Afganistan hükümeti ile Taliban arasında müzakere edilecek öncelikli başlıklar konusundaki fikir ayrılığı. Afganistan hükümeti kapsamlı bir ateşkesin ilk tur müzakerelerin ajandasında yer almasında ısrar ederken Taliban buna karşı çıkıyor. Taliban Sözcüsü Süheyl Şahin 17 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Kabil yönetiminin müzakere ajandasının kendilerini ilgilendirmediğini, öncelikle yapmak istediklerinin ilk tur müzakerelere hangi ülkenin ev sahipliği yapacağı konusunu netleştirmek olduğunu kaydetti. İlk tur müzakerelerin Katar’ın başkenti Doha’da yapılması planlanıyor. Şu ana kadar Almanya, Çin, Endonezya, İran, Japonya, Katar, Norveç, Özbekistan, Rusya, Tacikistan, Türkmenistan ve Türkiye olmak üzere 12 ülke Afganlar arası barış görüşmelerine ev sahipliği yapmaya hazır olduklarını açıkladılar.

Bu aşamaya nasıl gelindi?

ABD ile Taliban heyeti arasında 18 ay süren müzakerelerin sonucunda 29 Şubat 2020’de Katar’ın başkenti Doha’da barış anlaşması imzalanmıştı. Bu anlaşmaya göre ABD Afganistan’daki askeri güçlerini kademeli olarak azaltacak ve anlaşmanın imzalanmasını takip eden 14 ay içerisinde de tamamen çekilmiş olacaktı. Buna karşın Taliban ise Afganistan topraklarını ABD ve müttefiklerine tehdit oluşturacak el-Kaide ve benzeri örgütler tarafından kullanılmasına engel olacak ve bu tür gruplara her türlü yardım ve yataklık etmekten kaçınacaktı. Ayrıca Taliban Afganistan hapishanelerinde tutulan 5 bin savaşçısının serbest bırakılması karşılığında şu ana kadar meşru olmadığı gerekçesiyle görüşmeyi reddettiği Kabil yönetimiyle masaya oturacaktı.

ABD ile Taliban arasında varılan mutabakata göre anlaşmanın imzalanmasından hemen sonra Taliban esirlerinin serbest bırakılması sağlanacak ve ilerleyen 10 gün içerisinde de Afganlar arası barış görüşmeleri resmen başlamış olacaktı. Fakat Afganistan cumhurbaşkanlığı seçimini takiben yaşanan siyasi belirsizlik ve esir takasındaki aksaklıklar nedeniyle Afganlar arası barış görüşmeleri üç kez ertelendi. Son olarak Cumhurbaşkanı Gani’nin ABD ile Taliban arasında yapılan anlaşma kapsamında serbest bırakılması öngörülen 5 bin Taliban savaşçısının son 400’ünü ağır suçlardan hüküm giydikleri gerekçesiyle bırakamayacağını, bu kararı ancak Halk Meclisi’nin (Loya Cirge) alabileceğini söylemesiyle süreç tıkanmıştı. 7-9 Ağustos tarihleri arasında başkent Kabil’de toplanan Halk Meclisi’nin onay vermesiyle Afganlar arası barış görüşmelerinin önündeki son engel de kalkmış oldu.

Afganistan kalıcı bir barışa ne kadar yakın?

40 yılı aşkın süredir iç savaşın olumsuz sonuçlarıyla boğuşan Afganistan halkı tarafından barış yönünde atılan her adım büyük bir ümit ve sevinçle kucaklanıyor. “Barış” kelimesinin bir kez daha yüksek sesle dillendirildiği bugünlerde Afganistan’da 2001 sonrası gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan sistemi temsil eden Kabil yönetimi ile bu sisteme karşı başkaldıran Taliban arasında ülkede kalıcı barışın tesisi adına yeni bir süreç başlamak üzere. “Afganlar arası barış görüşmeleri” olarak adlandırılan bu sürecin Afganistan halkını yıllardır hasretini çektiği kalıcı bir barışa kavuşturup kavuşturmayacağı herkes tarafından merak edilen bir soru.

Burada üzerinde duracağımız birkaç husus, bu soruya “evet” demenin kolay olmadığını gösteriyor. Öncelikle Afganistan hükümetini temsilen Taliban’la müzakere masasına oturacak heyetin seçimi ve temsil yetkisinden hangi konuların müzakere edileceğine kadar barış görüşmeleriyle ilgili birçok tartışma ve belirsiz noktanın yanı sıra taraflar arasında, ülkenin yönetim şekli de dahil olmak üzere, birçok önemli konuda ciddi fikir ayrılıkları mevcut. Afganistan’da büyük çoğunluk son 20 yılın kazanımlarının korunmasını istiyor. Kabil yönetimi Müzakereci Heyeti Başkanı Masum Stanikzey “Afganistan halkının isteği kırmızı çizgimizdir. Afganistan halkı birlik ve beraberlik içerisinde demokrasiyle yönetilen bir ülke istemektedir. Ayrıca ülkenin kurumsallaşma, demokrasi, eğitim ve öğretim alanındaki gelişmeleri korunmalıdır” derken Cumhurbaşkanı Gani 14 Ağustos’ta Washington Post’a yayımlanan makalesinde “Taliban günümüz Afganistan gerçeklerini kabul etmelidir. Son 20 yılda elde edilen kazanımları korumalıyız” sözleriyle ülkenin yönetim şeklinden taviz verilemeyeceğini vurguladı.

Fakat Taliban’ın ülkenin yönetim şekli konusunda nasıl bir tavır takınacağı, İslami Emaret hedefinden taviz verip vermeyeceği konusu henüz net değil. 2001 sonrası kurulan siyasi sistemin meşruiyetini sorgulayan Taliban’ın nihai hedefinin İslami Emaret’in tesisi olduğu biliniyor. Geldiğimiz noktada Taliban kendisini 20 yıllık savaşın kazanan tarafı olarak görüyor ve masaya bu anlayış çevresinde oturmak istiyor. Nitekim Taliban sözcüsü Süheyl Şahin 15 Ağustos Cumartesi günü İran’ın Hemşehrî gazetesine verdiği röportajda Taliban’ın savaşın galibi olarak masaya oturacağını vurgulayarak nihai hedeflerinin “Afganistan’da İslami bir nizam kurmak” olduğunu belirtti.

Bugüne kadar yapılan görüşmelerde Taliban temsilcilerinin önemli konularda henüz esneklik göstermedikleri görüldü. Gerek yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesi konusu olsun gerekse esir takası meselesi, Taliban duruşundan taviz vermeyerek önemli kazanımlar elde etti. Dolayısıyla Taliban’dan bu aşamada da önemli konularda taviz beklenmemeli. Bu nedenle uzun yıllar birbirleriyle savaşan ve aralarında ciddi fikir ayrılıkları olduğu aşikâr olan grupların bir araya geleceği Afganlar arası müzakerelerden kalıcı bir barışın çıkması uzak bir ihtimal olarak görünüyor.

Kalıcı barış için dış dinamikler de belirleyici olacak

Bunun yanı sıra Taliban ile barış yapmak ülkeye barışın hâkim olması anlamına gelmiyor. Zira özellikle ABD-Taliban anlaşmasından sonra giderek canlanan DEAŞ dahil ülkede savaşın sürmesinden yana büyük veya küçük çapta birçok cihatçı örgüt faaliyet gösteriyor. Bunlara ek olarak Taliban’ın ABD ile anlaşmasına tepki göstererek Taliban’dan ayrılan silahlı gruplar bulunuyor. Tüm bunlar dikkate alındığında Taliban’la barış yapılsa dahi merkezi hükümete karşı savaşmaktan vazgeçmeyen birçok silahlı grubun varlığı kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden biri olacaktır. Nitekim barış görüşmelerinin gündeme gelmesiyle Afganistan güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda büyük bir artış yaşandı. Afganistan İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada son iki haftada 29 vilayette meydana gelen terör saldırılarında 120 sivil hayatını kaybederken 330 kişi de yaralandı.

Son olarak modern tarihi boyunca dış müdahalelerin eksik olmadığı Afganistan’da kalıcı bir barışın ortaya çıkması komşu ülkelerinin çıkarlarıyla uyuşmasına bağlı. Afganistan jeopolitik olarak bölgesel rakiplerin savaş alanı olma özelliğine sahip bir ülke. Neredeyse 40 yıldır Pakistan-Hindistan, İran-Suudi Arabistan, Çin ve Rusya-ABD rekabetinin sahaya yansıdığı bir alan olan Afganistan meselesinin sadece ülke içi dinamiklerin uzlaşı sağlamasıyla çözüleceğini düşünmek aşırı iyimser bir beklenti olur. Dolayısıyla Afganistan’da kalıcı bir barışın sağlanmasında iç dinamikler kadar dış dinamiklerin de önemli rolü olduğu unutulmamalı.