0530 708 54 54
0530 708 54 54
03 Ekim 2018 Çarşamba 00:00:00 - Güncelleme:03 Ekim 2018 Çarşamba 00:00:00

Erdoğan, diplomasinin tartışmasız ahlâkî lideridir

Dış politikanın, diplomasinin alanı son derece kaygan bir zemine benzer.

Dış politikanın, diplomasinin alanı son derece kaygan bir zemine benzer. En güçlü olduğunuz noktada bile, bir anda kendinizi yerde, nakavt olmuş pozisyonda bulabilirsiniz… 

Yüzde yüz gollük bir pozisyonda, ofsayt bayrağı hevesinizi kursağınızda bırakabilir, sinirlerinize hâkim olamayıp itiraz etmeye kalkarsanız, kırmızı kartla oyun dışında da kalabilirsiniz… 

Dış politika ve diplomasi tarihinin arşivine girdiğimiz zaman, bir konuda tarafların A, B, C… planlarının olduğunu görürüz. Özellikle güçsüz veya daha uygun bir tabirle ifade edecek olursak, rakibine göre gücü daha az olan tarafın alternatif plan yapma ihtiyacının daha fazla olduğunu görürüz. Bu gerçek, güçlü tarafın B-C planları yoktur, sadece A planı, yani tek planı vardır anlamına gelmez. 

Güçlü tarafın A, B, C… planlarının en çarpıcı örneklerini İngiliz diplomasi arşivlerinde görürüz. Dikkatle incelendiğinde, hepsinin ulaşmak istediği hedef nokta aynıdır. Yani, kulağı düzden-tersten göstermektir. Nihayetinde, sonuç olarak kulak’tır varılmak istenen hedef!.. 

Diplomaside alternatifli (A, B, C…) planlarda gözetilmeyen tek ilke ahlâkî değerlerdir. Rahat anlaşılması açısından, son derece avamî bir tabirle ifade edecek olursak, karşı tarafı aşağılamadan, incitmeden cebindekini almaktır. Bu yöntemin en başarılı örneklerine İngiliz diplomasisinde rastlıyoruz. 

Dünyanın en büyük sömürge imparatorluğu olan İngiltere’nin yüzyıllardır sömürdüğü ülkelerin halklarında kendilerine karşı öfke, kin… gibi duyguların neşv ü nemâ bulmayışının sebebini burada aramak lazımdır. 

Bu diplomasinin zıddı olan, yani kulağı direkt gösteren yönteme en belirgin örnek ise Amerika diplomasisidir. Ağırlığı güce dayanır. 

Toparlayacak olursak, bu iki yöntemde de ahlakî ilke yoktur… Tarih boyunca da olmamıştır! 

Tayyip Erdoğan’ın muhalefet tarafından en fazla tenkit edildiği noktalardan birisi de “dış politikada diplomasi diline uygun olmayan üslubu” iddiasıdır. Özellikle One Minute meselesinde başta CHP’nin diplomat kökenli milletvekilleri olmak üzere tüm muhalefet cephesi Sayın Erdoğan’ı acımasızca eleştirmişlerdi… 

O gün, şunu açıkça fark ettim: 

Osmanlı’nın son yüzyılı ile Cumhuriyet dönemi diplomasi dili, sömürge diplomasisi dilidir. Bu sömürge diplomasisi dilinin kalıplarına kulaklarımız alıştığı için, Erdoğan’ın çıkışı bize tuhaf geliyordu! 

Hâlbuki Erdoğan, Kanunî döneminin diplomasi dilini kullanıyordu.  

Erdoğan bu kendisine has dil ve üslubu hiçbir alanda, hiçbir şartta değiştirmedi… 

Erdoğan’ı, Erdoğan yapan en bariz ve mümtaz özelliği de bu idi. 

Nitekim, son Soçi toplantısında İran, Suriye ve Çin’e rağmen Putin’i ikna ederek, Ortadoğu’da şimdiye kadar eşi-benzeri olmayacak bir katliamı (İdlib’de) önlemesi, bu özelliği sayesinde olmuştur. 

Erdoğan’ın son Amerika ve Almanya gezilerinde yaptığı konuşmalar, diplomasinin sarsılmaz Ahlakî Sütunlarıdır!.. 

B-C planları hiç olmadı!.. Ahlakî ve vicdanî iki sütuna dayalı A planı vardı O’nun için… 

Sonuna kadar bu ilkeyi savundu ve hepsinde de başarılı oldu!.. 

Tarih, Erdoğan’ı diplomasinin tartışmasız ahlakî lideri olarak kaydedecektir! 

Etiketler :
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX
<<<<<<< Updated upstream >>>>>>> Stashed changes