• Bist 100
    121475
  • Dolar
    5,8966
  • Euro
    6,5457
  • Altın
    294,4590
İstanbul
1 / 8
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Kantara dikkat!..

Galatasaraylı futbolcuların hemen hepsinin trajik denilecek bir sakatlık mazisi vardır. Mesela, futbolcu ısınmadan oyuna sokulmuştur, sakatlanmıştır; aşırı yükleme sonucu sakatlanmıştır. Futbolcu yorgun olmasına karşın ağrı kesicilerle oynatılmış sakatlanmıştır. Açıkçası, testlerle durum tespiti yapılmamış, fatura ödenmiştir. Çağdaş futbol kulüplerinde, futbolcu her gün teste tabi tutulur. Tükürük, idrar, kan, tansiyon-nabız ölçümü gibi.


Mesela, antrenman öncesi idrardaki üre miktarı 4.3 mmol/L. Futbolcunun ertesi ve takip eden günlerde üre miktarı 9 mmol/L ve üzeri olsun. Bu durumda antrenmanlar aynı şiddette yapılmaya devam edilirse, maça çıkılırsa, kas sakatlığına davetiye çıkarılıyor demektir. Özellikle, oyuncu ağrı sızısına rağmen ağrı kesiciyle oynatılırsa, kas sakatlığı ortaya çıkar; daha önceki sakatlığı ise kesinlikle nükseder.
Tudor ne der, bilmem ama kitap böyle diyor.. Aklıma gelmişken ekleyeyim; kitaplara göre, yaş ortalaması yüksek, sakatlık hikayesi çok futbolculara, testler rehberliğinde kişiye özel antrenmanlar yaptırılmadığı takdirde futbolcu sakatlanmamak için düşük tempoda oynarmış.


Yani “Kantar olmadan asla”.
 

Kendine acımak...
İgor Tudor, Ay’dan inip, Galatasaray’ın başına gelmedi. Galatasaray’ı iyi tanıyordu. Kişilik yapılarını kendi ismi gibi biliyordu. Gelin görün ki işler onun planladığı gibi gitmedi. Niye?.. Bir ihtimal kendi etkisini veya Galatasaray’ın potansiyelini abarttı, rakiplerin gücünü küçümsedi. Sonuçta, Tudor hayal kırıklığı içerisinde ve kendini savunur hallerde. Onu dinlerken Udo Lattek’in şu sözlerini hatırladım; “Sahaya çıktığı zaman, antrenörün taktik ve sistem adına söyledikleriyle, futbolcuların yaptıkları arasında büyük farklılıklar ortaya çıkar. Antrenörün oyunculara istediklerini yapmaları için bağırmaları, yaptığı atraksiyonlar bir şeyi değiştirmez.


Eğer bir antrenör, oynatmak istediği taktiğe, zihinsel-ruhsal yönden uygun futbolcular sahaya sürmemişse; o futbolcuları kişiye özel antrenmanlarla, oynatacağı taktikteki rolü başarıyla yapacak hale getirmemişse, maçta antrenörün uyarıları, bağırmaları, taktik çığlıkları futbolcunun bir kulağından girer, diğer kulağından çıkar”.


Görünen o ki, Tudor bu konuma çok erken geldi, irtifa kaybediyor. Çare?.. Paniğe kapılmamak. Ya yeni bir yol bulmak veya bir yol yapmak. En önemlisi kendine acımamak!..
 
 
Günün Sözü

 
“Kendine acımaya başlamak, uçuruma doğru dolu dizgin koşmakla eş anlamdadır”  T.R
 
 
Aaa!.. Geliyor!..
2’inci futbol zirvesi, UEFA’nın futbolun patronu olduğunu şüphe götürmez bir şekilde kabul ettirdiği bir organizasyon olarak, futbol tarihimizdeki yerini aldı. Bazılarının, “UEFA da kim oluyormuş!” babalanmalarını artık duymayacağız. Bundan böyle her şey ama her şey UEFA-FIFA ve TFF’nin talimat ve yasalarla sınırları belirlenmiş esasları doğrultusunda yürüyecek.


Bu gerçeği kabul ediş, kısa zaman içerisinde devreye sokulacak birçok gelişmeyi de beraberinde getirecek. Mesela, kulüpler yasası kısa zamanda çıkacak. Futbol Federasyonu ve kulüp başkan ve yöneticileri tümüyle değişecek. Başkanlar, kör kuruşun hesabını yapan, uzun vadeli proje, plan, mali disiplin sağlayan uzman hüviyetli olacak. Her şey ama her şey liyakat esası alınarak yürütülecek. Bunları yapmayanlar gidecek.


Ve yakında, Aziz Yıldırım’ın iddia ettiği gibi millete ‘Aaa!.’ Dedirtecek gelişmeler olacak. 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı Türkiye düzenleyecek. Hem de, zeki, çevik, liyakatli aynı zamanda ahlaklı kadrolarla!.. Zor olacak ama olacak! Yazın bir köşeye!.
2024’ü almanın faturası bunlar ve ödedikçe zenginleşeceğiz.

Turgay Renklikurt Diğer Yazıları