• Bist 100
    110477
  • Dolar
    5,8147
  • Euro
    6,4658
  • Altın
    275,3870
İstanbul
9 / 16
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

\"Bir nefes sıhhat\"

Hazreti Ali'nin bir özdeyişinde söylediği gibi; "insan sağlığının değerini ancak onu yitirdikten sonra anlarmış."

Ben tam işte o duraktayım.

Bir aydır anamdan emdiğim süt burnumdan geldi.

Boyun omurlarımın sonuncusu ile bel omurlarımın birincisi, bu üst üste duran iki omurda hasar oluşmuş. Kireçlenme meydana gelmiş.

Birkaç yıldır sol kolum ara sıra uyuşuyordu. Bir ara nörolog bir doktora gitmek istedim; durum düzelince vazgeçtim.

Eğer o işaretten sonra gitseydim belki şu anki acıyı çekmeden şifa bulacaktım.

Ben ki aklına hasta olmayı getirmeyen bir insandım.

Ama hiç ummadığım bir yerden vurdu kader beni.

Düşünüp duruyorum: Acaba gençlik günlerimdeki güreş yaptığım anlardan gelen bir sakatlanmanın eseri midir bu?

Sebebi ne olursa olsun; artık eski Rıza Zelyut değilim.

Yürüyorum ama acı çekiyorum. Yirmi iki gündür fizik tedaviye gidiyorum, çok az bir faydasını gördüm. Sonunda, bir tanıdığımın önerisiyle  Tunç Alp Kalyon hocaya attım kendimi. O izliyor...

MUHTEŞEM SÜLEYMAN

Bu rahatsızlığım sırasında  aklıma sık sık Muhteşem Süleyman diye bildiğimiz Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman geldi.

O, aynı zamanda iyi bir şair.

Ve onun, neredeyse darb-ı mesel (atasözü) haline gelmiş bir beyti var. (Beyt: Eski saray şiirinde 2 dizeden oluşan şiir birimidir.)

Bu beyt şudur:

"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi"

Bugünkü dille şöyle diyor: Halk için en değerli varlık devlettir (mal-mülk, zenginlik) ama şu dünyada sağlıklı bir nefes almaktan büyük devlet yoktur.

Şimdi acısız, tasasız biçimde nefes aldığım sağlıklı günlerimi hatırlayıp üzülüyorum.  Neden Allah'ın en güzel varlığı şu bedenimi anlamadım; ona cefa ettim, diyerek...

TERK ETTİM ONU

Bu aşamaya gelince; içkiyi de bıraktım.

Kutsal kitabımızda; içkiye getirilen yasağın boşuna olmadığını fiilen anladım. Çünkü; onun verdiği keyf; yarattığı tahribatın yanında devede kulak bile değil...

Bu kararımı da dinin emrine uymak amacıyla almadım. Sağlığımı düşünerek ulaştım bu noktaya.

Okurlarıma da bedenimizi kemiren bu içecekten uzak durmalarını öneririm. Emin olun ki kolay... Bunca yıldır her akşam iki kadeh içen birisi olarak bir buçuk aydır ağzıma bir damlasını koymadım ama canım da istemiyor. İstemiyor çünkü; ta derinden; onu terk ettiğimi söyledim. Beynim bu kararımı anlayınca, "Haydi zamanı geldi; al şişeyi, içkini iç!" diye bedenime emir vermiyor, daha doğrusu veremiyor.

Yani; bedenimin patronu artık kendim oldum...

Herkes bilsin ki bu kararım tamamen laik bir karardır...

***

İsterim ki okurlarım da bıraksın... Bırakamam diyor ise, miktarını azaltsın...

Gidin hastane kapılarına, manzaraya bir bakın. Zaten hastalıktan kırılan bir milletiz. Bu saldırıya açık bedenimize bir de kendimiz vurmayalım...

Bu konuda televizyon yöneticilerine çok iş düşüyor. Gençleri içkiye doğru itekleyen senaryolar yerine; ondan uzaklaştırılan öykülere ihtiyaç var. 21. Yüzyıl Türk gençliği akıl ve beden sağlığı tam bir gençlik olursa; bizi kimse tutamaz.

Rıza Zelyut Rıza Zelyut Diğer Yazıları

Yıkıma giden yol

01 Mart 2014

Asker kışkırtılıyor

01 Mart 2014

Gerilim tırmanıyor

27 Şubat 2014

Yayıldılar

19 Ocak 2014

Alamut’ta kurulan sahte cennet

17 Ocak 2014