YAZARLAR

Yel kayadan ne aparır!..

Bugün 30 yaş ve altındakiler ekonomik kriz nedir bilmezler. 2000’li yılların başındaki krizde 12-13 yaşında olsalar da, işin farkında değillerdi. 

Bu nedenle bu gün olanları anlamlandıramıyorlar. 

Tedirgin olmaya gerek yok, biraz canımız acıyacak, bazı varlıklarımızı kısmen, bazılarını tamamen kaybedeceğiz belki de, ama bu dünyanın sonu değil!.. 

Bir paket margarinin rüşvet aparatı olduğu, bir paket Samsun sigarası (o zaman yabancı marka sigaralar ülkemizde yoktu) için saatlerce kuyrukta beklediğimiz günleri biz yaşadık bu ülkede… 

O dönemlerde canımız acıdı acımasına ama, zamanla alıştık o acıları yaşamaya ve geldi, geçti o günler!.. 

Bu ülke ne ekonomik krizler gördü!.. 

Kısaca, yıl yıl hatırlayalım: 

• 1929 Krizi… Tüm dünya ile beraber bizleri de kavurdu, geçti. Paramızın değeri düştü, içe kapandık ve devletçilik-korumacılık politikasına geçtik. 

• 1948 Krizi… II. Dünya Savaşı’nın sebep olduğu kriz… Tüm dünyada ekonominin dengeleri alt-üst olduğu gibi, savaşa girmediğimiz hâlde, biz de derinden etkilendik. Varlık Vergisi bu dönemde hayata geçirildi… 

• 1954 Krizi… Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle, ekonomide genel bir rahatlama sağlandı… Ancak zamanla bütçenin açık vermesi, kredi ithalat uygulamasına geçilmesi, dış borç, plansız yatırımlar v.s… 1954’te ekonomik krize sebep oldu. 

• 1958 Krizi… Dış borç ve kambiyo krizi… IMF ile boynumuza geçirilen kement, dış ticaret açığı ve devalüasyon… 

• 1969 Krizi… IMF’ye teslim oldu Türkiye… Yüzde 66.6 oranında paramız devalüe edildi. 

• 1974 Petrol Krizi… Ecevit dönemi, tüm dünya petrol tasarrufuna yönelirken, Türkiye petrole sübvansiyon uyguladı. Bu uygulama bütçeyi alt-üst etti. Dış ticaret açığı 769 milyon dolardan 2.3 milyar dolara fırladı. Bu da rekor bir bütçe açığına (303 milyon dolar) sebep oldu. Türkiye her alanda dar bir boğaza girdi. 

• 1978 Krizi… Türkiye dış borç batağına saplandı. Artık anaparayı değil, faizini bile ödeyemiyordu. Türk parası devalüe edile edile, adeta pula dönmüştü. 

• 1979-1980 İkinci Petrol Krizi… OPEC ülkeleri petrol fiyatlarını yüzde 150 arttırınca, ekonomisi zaten bozuk olan Türkiye’de her şey alt-üst olmuştu. Enflasyon yüzde 63.9’a yükseldi. Artık her şey karaborsaydı. Bu dönemde 24 Ocak kararları uygulamaya konuldu, Türk parası bir kez daha devalüe edildi: Yüzde 48.6 

• 1988-1989 Krizi… Faizler yükseldi, döviz rezervlerimiz boşaldı. Dış borç 49 milyar dolara çıktı. 

• 1991 Finansal Krizi… Körfez krizi bunu tetikledi. Dış borç stoku 8 milyar dolar artış gösterdi. Türkiye riskli ülke konumuna girdi. 

• 1994 Finansal Krizi… Kısa (bir yıl) sürse de çok şiddetli oldu. Cari açık 1 milyar dolardan 6.5 milyar dolara fırladı. Dış borç stoku 12 milyar dolar arttı. 

• 1998-1999 Krizi… Enflasyon Türkiye’yi adeta kasıp kavurdu. Reel faizler yüzde 37’ye vardı. Ekonomi artık yönetilemiyordu. Türkiye IMF ile stand-by antlaşması yapmak mecburiyetinde kaldı (1999). 

• 2001 Krizi… Devlet memur maaşlarını ödeyemeyecek duruma geldi. Birçok bankanın içi boşaltılarak batırıldı. Yılbaşında 1 dolar 670 bin iken, Nisan’da 1 Milyon 161 bine ulaştı. 

Türkiye artık iflas etmişti… 1 Milyon dolarlık borç para bile bulamıyordu. Millet öylesine bunalmıştı ki, hükumet olan üç siyasi partiyi de (DSP, ANAP, MHP) ilk seçimde baraj altında bıraktı ve bir belediye başkanının kurduğu 11 aylık yeni bir partiyi tek başına iktidara getirdi. 

Memur maaşını ödeyemeyen bir Türkiye’yi devralan bir belediye başkanı, 16 yıldır iktidarını sürdürüyor!.. 

Memur maaşı için IMF kapılarında sürünen Türkiye’yi bu Belediye Başkanı, bölgesel ve bağımsız bir güç ve ülke hâline getirdi. 

Korsanların kurduğu Devlet, bunu hazmedemiyor!.. 

Bu ekonomik krizin nedeni bu!.. 

Hedefleri, bugünkü Türkiye’yi tekrar o eski Türkiye’nin konumuna getirmek!.. 

Korkmayın!.. 

Biraz acı çektirecekler ama, başaramayacaklar!.. 

15 Temmuz’u savuran bu millet, bunu da savuracaktır! 

Buna inanın! 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları