YAZARLAR

Perşembenin gelişi 

Başkan Erdoğan, ben bu satırları kaleme alırken, üçlü zirve için Tahran’a gidiş hazırlıklarını yapıyordu. 

Konu, İdlib!.. 

7 yıl boyunca, Suriye meselesinde karşılaştığımız en sıkıntılı konuları sıralarsak, İdlib meselesini en başa yazmamız gerekir! 

Nereden çıktı bu İdlib meselesi?.. Birdenbire ne oldu?.. Rusya ne yapmak istiyor?.. Bu tür sorular sokaktaki vatandaşın kafasını karıştırabilir… 

Ama Devlet’in kafasının karışma lüksü ve bahanesi olamaz, olmamalı!.. 

Astana’da alınan kararlar, özellikle “güvenlik bölgeleri oluşturma ile ilgili kararlar” hatırlanırsa, böyle bir ihtimal de ayrı bir dosyada tutulmalıydı ve üzerinde çalışılmalıydı… 

Tespit edilen güvenlik bölgelerine gelip yerleşen halk kitlelerinin arasına Suriye’de rejime karşı savaşan gruplardan birçok militanın da kendini gizleyerek gelip bu bölgede izini kaybettirmek veya muhtemel yeni operasyonlara karşı can güvenliğini garantiye almak düşüncesi hiç akıldan çıkarılmamalıydı ve üzerinde çalışılmalıydı!.. 

Üç güvenlik bölgesine sıkı kontrol uygulaması yapılırken, İdlib’de bunun yapılmaması, isteyen her sivil grubun gelip buraya yerleşmesi düşüncesi her şeyden önce istihbaratın titizlikle üzerinde çalışması gereken bir konu değil miydi?.. 

Adeta, sanki bir pencere açık bırakıldı ve kedi psikolojik baskıyla oraya yönlendirildi!.. 

Esad’a imha et denildi, bundan emin olabilirsiniz!.. 

Ama Türkiye’den sert tepki geleceği düşünülerek, Rusya öne çıktı!.. 

Rus uçakları bombalarken, Esad’ın topçu birlikleri de İdlib sınırına konuşlandırıldı!.. 

Dava nedir?.. 

Rusya, sayıları 20’yi aşkın Esad’a muhalif örgütlerin içinde Çeçen, Uygur, Afgan, Kırgız, Özbek cihatçı militanların olduğunu düşünüyor ve bunların Esad eliyle imha edilmesinde kararlı!.. 

İran da bu konuda Esad ve Putin’in yanında!.. 

ABD ise kına tedarik etmekle meşgul. Bir yandan da İdlib’e sahip çıkma havasında!.. 

Türkiye’nin Rusya ve İran’a çağrısı şu: “Gelin, aşırı grupları temizlemek için ortak bir formül geliştirelim ve uygulayalım!” 

İnsanî ve ahlâkî bir duruş!.. 

Ama bu puşt dünyada pek değeri yok bu duruşun!.. 

İdlib’de yaklaşık 3.5 milyon mülteci var!.. 

Esad’ın yapacağı katliam hem İran’ı, hem Rusya’yı hem de Amerika’yı sevindirecektir!.. 

Türkiye iyice köşeye sıkışsın diye!.. 

Yeni bir göç dalgasıyla ekonomisi iyice raydan çıksın diye!.. 

Tahran zirvesinden ne mi çıkar?.. 

Söylemeyeyim!..