• Bist 100
    99.835
  • Dolar
    5,7637
  • Euro
    6,5302
  • Altın
    243,3638
İstanbul
8 / 16
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

yazarresmi
Prof. Dr. Mehmet Çelik

mehmetcelik@gunes.com

19 Aralık 2018

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Sağlık Bakanı'na açık mektup

Sayın Bakanım, 

Sayın Cumhurbaşkanımızın “hayalim” dediği şehir hastanelerinden birisi de Manisa’da inşa edildi. 

Başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve zât-ı âliniz olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ediyor tüm Manisa halkı. 

4 Kasım 2018 tarihinde zât-ı âliniz bu muhteşem hastaneyi ziyaret ettiniz, incelemelerde bulundunuz. Bugün itibariyle (17.12.2018) şehir hastanesini ziyaret ettim. Hastane müdürü Sayın Barış Karataş’la hastanenin birçok birimini gezdik, hasta ve hasta yakınlarının görüşünü aldık… Herkes çok memnun ve emeği geçenlere şükran borçlu olduklarını da açıkça ifade ettiler… Hastane Müdürü Sayın Barış Karataş’ın personelle ilişkileri, çalışkanlığı ve yönetim vizyonuna da şahit olduk… 

Allah, hayırlı hizmetlere vesile kılsın diyerek, önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. 

Manisa’da Milletlerarası Moris Şinasi Çocuk Hastanesi diye bir hastane vardı. 1933’ten beri Manisa’da fakir-fukaranın çoluk çocuğuna hizmet veriyordu. Bu hastane Manisalı bir Musevî olan Musa Eskenazi’nin vasiyeti üzerine yapılmıştı. 

Musa 1855 yılında Manisa’da doğar. Fakir bir ailenin dördüncü çocuğudur. Okuma-yazması bile yoktur. 14 yaşındayken amansız bir hastalığa yakalanır. Tedavi için parası pulu yoktur. Hafsa Sultan adını taşıyan Manisa Şifahânesi’nde Dr. Şinasi Bey tarafından uzun süren bir tedavi sonrası sağlığına kavuşturulur. Fakir olduğu için de tek kuruş para alınmaz!.. 

Musevî Musa, Müslüman bir doktorun çabasını ve hastanenin tek kuruş para almamasını hayatı boyunca unutmaz. 

Sağlığına kavuştuktan sonra ekmek derdine düşer, Musevî mezarlığında bekçilik yapar, ancak okuma-yazması olmadığı için, gelen şikâyetler üzerine işine son verilir. 

Ekmek parası uğruna kardeşi Salomon’la beraber İskenderiye’ye gider. Bir tütün tüccarının yanında çalışır, sonra Amerika’ya gider. Burada tütün ve sigara ticaretine başlar. Osmanlı tütününden ürettiği sigaralarla piyasada önemli bir yer tutar. Sultan Abdülhamid’den nişan alır. Kısa zamanda Amerikalı milyonerler arasına girer. 

1929’da vefat eder… Hastalığı sırasında servetinden 1.000.000 (bir milyon) dolar ayırır ve bu paranın 200.000 doları ile Manisa’da bir çocuk hastanesi yaptırılmasını, 800.000 dolarının da menkul kıymetlere yatırılarak, her yıl bu paranın gelirinin bu hastaneye gönderilmesini vasiyet eder. 

Vasiyetini eşi Laurette ben Rubi yerine getirir. Bu hastane 1933’ten beri, bu vakfiyenin geliriyle hizmet vermektedir. 

Moris Şinasi Hastanesi, sadece bir çocuk hastanesi değildir. Aziz Milletimizin dini, dili, ırkı… ne olursa olsun, insana bakışının sembol mühürlerinden biridir. 

Dünya’da da ikinci bir örneği yoktur!.. 

Manisa Şehir Hastanesi açılınca, Moris Şinasi Hastanesi tüm müştemilatıyla buraya taşındı!.. 

Hastane, şu anda tinerci yatağına dönüştü bile!.. 

Vakıf da, vakıf senedinde yer alan maddeler gereği her yıl gönderdiği parayı artık göndermeyecek!.. 

Kısaca, Moris Şinasi ve kurduğu hastane tarihin tozlu raflarındaki yerini alacak!... 

Sayın Bakanım, el atın!.. Moris Şinasi’nin binalarını hemen elden geçirin ve hiç olmazsa bir-iki birimini açık tutun!.. 

Tarihe ve Vefaya ihanet, bu aziz milletin asil genlerinde derin yaralar açar!.. 

Moris Şinasi Çocuk Hastanesi, bir bina değildir. İçinde doktorların hasta baktığı bir birim de değildir!.. 

Bir milletin genetiğinin ve vefa denen asalet geninin mührüdür!.. 

İnsanlık bu mührü kaybetmemelidir!..