YAZARLAR

Türkiye ile topyekûn rekabet (1) 

Son derece utangaç bir söylem ile Suudi Arabistan'da kara çarşaf açılımı yapıldı. Türkiye’yi yıllardır “gâvur” olmakla suçlayan İran da aynı yola girdi. 8 Kasım-19 Kasım 2017 tarihleri arasında “Suud’ta olanlar” başlıklı 5 seri yazımızda, Suudi Arabistan, Mısır, FETÖ ve Körfez ülkelerinin “Iılımlı İslam” misyonunu birlikte taşıma konusunda görev aldıklarını analiz etmiştik. Yine daha önce Türkiye’deki İslami yaşayış ve anlayışla İran, Suudi Arabistan, Mısır gibi ülkelerin rekabet edemeyeceğini, Türkiye’nin İslam’ı en iyi temsil eden ülke olduğunu İslam dünyasının yüksek oranda kabul ettiği tespitini paylaşmıştık. 

Gerçekten de İran ve Suudi Arabistan gibi kıyafet konusunda radikal, çok ciddi kısıtlamalar yapan ülkelerin son zamanlarda “hızlı” bir tempo ile örtü özgürlüğünü gündeme alması, Türkiye ile İslam dünyasında rekabet edebilmek içeriği taşıdığını ortaya koymaktadır. 

Bugün İslam dünyasının yüzünü Türkiye’ye döndüğünü gösteren birçok veri vardır. Eskiden İslam ülkeleri çoğunlukla Suudi Arabistan ve İran’a bakarak, İslami yaşayışlarını tanzim eder, İslam ülkelerinin sosyo-kültürel dokusunda ve sosyo-dinsel yapısında bu iki ülkenin derin izleri olurdu. 

Bugün artık Türkiye'nin İslam ülkelerinin sosyo-kültürel ve sosyo-dinsel yapılarını belirleme gücü daha da artmıştır. Sadece bu değil, Türkiye'nin siyasal, ekonomik ve kültürel yelpazesi İslam dünyasına daha fazla yansımaktadır ve Türkiye artık İslam ülkeleri için giderek artan oranda bir cazibe ve esinlenme merkezidir. 

Çağın ruhunu, kültürünü ve konseptini, kendi ruh, kültür ve konseptine katarak yeni bir sentez oluşturabilen Türkiye olgusu bugün Sayın Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde çok önemli bir konum elde etmiştir. Bu konumu daha da geliştirmek ve daha da gıpta edilir hale getirmek, Türkiye’ye küresel anlamda rekabet üstünlüğü sağlayacaktır. Daha önce defalarca tespit ettiğimiz gibi, AK Parti hükümetleri ve Sayın Erdoğan'ın liderliği, radikal-ortodoks bir İslam'ı değil, makul ve Kur'an-ı Kerim sınırları içinde kabul edilecek, asrın idrakine ters düşmeyecek bir İslam konseptini önemli oranda koruyabilmiştir. 

Görülen odur ki; İslam dünyası şekilden, kılık-kıyafetten öze doğru bir yolculuğa hazırlanmaktadır. Bu yol, Yesevi’lerin, Maturidi’lerin, Yunus Emre’lerin, Hacı Bayram’ların, Hacı Bektaşi Veliler’in, Mevlana’ların, akıl, bilim ve üstün idrakin yoludur. Bu yol Türkiye’ye, çağdaş dünyanın kültürel, manevi ve kadim değerlerini sentezleyen ve geniş yelpazeye yerleştiren bir fikrî önder statüsü kazandıracaktır. 

Yeter ki fetva fetişzmine yenik düşmeyelim, yeter ki milletimizi, insanlarımızı tümü ile düşüncesizce, akılsızca, ahlaksızca yaşayan bireyler konumuna düşürmeyelim. İnsanımızın görkemli bir mazinin, kültürün, dinin, tarihin, antropolojinin varislerini olduğunu ve görkemli kültür ve inancı güncelleyerek asrın gidişine yine yön verecek vasıfta olduğunu bilelim. 

Bu bakımdan Sayın Cumhurbaşkanı’nın “güncelleme” ile ilgili tespitinin Suudi Arabistan'ın çarşaf açılımını tetiklediğini ve bu çıkışın, Türkiye’ye çok önemli bir mevki kazandırdığını da belirtmekte fayda var. 

Türkiye, TBMM’nin uhdesinde mündemiç bulunan liderliğe yeniden ruh kazandırmış ve İslam dünyasının yönünü belirleyen lider ülke hüviyetini eline almıştır. 

Pazar günü devam edelim. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları