YAZARLAR

yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

17 Aralık 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Sanal para (2) 

Tüm savaşların sebebi ekonomiktir, mezhep savaşlarının sebebi dahi ekonomiktir, iktidar ve toprak mücadelesidir. Batı’daki mezhepler arasındaki ayrılığın gerçek sebebi de itikat veya amel farklılığı değil, ekonomiktir. Bu mezhepler için “Vatikan ve kiliseden kurtulmak adına ekonomik bağımsızlık mücadelesi veren gruplar” desek yanlış olmaz. Bu arada Batı’daki mezhepler aynı zamanda ciddi birer ezoterik okuldur. Ezoterik okullar, insan beyninin nasıl çalıştığını iyi bilir. Kürşat’ın aldığı ezoterik eğitim sonrası 40 arkadaşıyla Çin sarayını basması buna güzel bir örnektir. Dolayısıyla finansal ve ekonomik operasyonları anlayabilmek için, Batılı mezhepleri bu yönleriyle de incelemek gerekmektedir. Batılılar, kendi aralarında ve dışarıda savaşarak, akıllarını bir heykeltraş gibi yonttular. Bizim ise Batı’yı anlama noktasında ciddi bir çabamız yok. Ekonomik bir akıl inşa edemedik. Batı, aklı bağlı, gözü bağlı Müslümanları çok sever.  

Sanal para üzerinden finans tarihinin en nitelikli operasyonu ile karşı karşıyayız. Finans sektörümüzde çok akıllı insanlarımız var ancak Batı’yı taklit ediyor, Batılı ekonomik-finansal enstrümanlar üzerinden Batı’yla mücadele edilebileceğini hatta onları yenebileceğimizi düşünüyorlar. Üzerlerinde çalışılırsa özgünleşebilirler. Öte yandan Batı’nın “devletsiz ve milliyetsiz para” operasyonunu ilk deşifre eden bir Türk düşünce kuruluşudur. Ancak biz onun başkanını, Batılıların sahte delillerine kanıp, 7 yıl hapsettik! 

Henüz adı pek duyulmamışken, Nisan 2013’te “Bitcoin geleceğin parasıdır” cümlesini ilk kuran, İngiliz istihbaratıdır. ABD resmi makamlarına göre ise “Bitcoin’in yükselişi önlenemez”. Bu açıklamalar, Bitcoin’e açıktan verilen çok mühim iki destek ve yatırım çağrısıdır. 

Gizli yazılım geliştiricileri tarafından tasarlanan Bitcoin üzerinden, tüm bankaları, kredi kartlarını ve diğer finans hizmetlerini, üçüncü kişileri, devletleri atlayarak mal ve hizmet satın almak, ödeme yapmak veya para transfer etmek mümkün. Bitcoin için “sadece iki kişinin kendi arasında iş yapmasına imkân veren bir bilgisayar bilimi probleminin çözümü” de denebilir. Şirket yok, devlet yok, banka yok. Tıpkı e-posta gibi iki kişi arasında. Yurtdışına para çıkarmak, şaibeli para transferleri yapmak için çok cazip. Daha hızlı ve daha ucuz. Mali istikrarsızlık yaşayan ülkelerde alternatif bir para birimi olarak kullanmak da mümkün. 

Tarih, “daha hızlı” ve “daha ucuz” alternatiflerin ne kadar yıkıcı olabildiğinin örnekleriyle doludur. İstisnalar hariç, genel olarak devletler, bu operasyonun içine şimdilik tam olarak girmiyorlar, bu alanda gözükmüyorlar, ancak ilgisiz de değiller, bakıyor ve izliyorlar. Konuya vakıf Türk düşünce kuruluşları var, ancak onlar da bilgilerini haklı olarak ortalığa saçmıyor, bundan para kazanmaya bakıyorlar. 

Aralık 2013’te Çin, kendi para birimi Yuan’a alternatif olabileceği endişesiyle Bitcoin işlemlerine sınırlandırma getirmişti, şimdi Çin de dijital para üretme peşinde. Çin’de dağların çok yükseklerinde ve yeraltı mağaralarında ancak oksijen tüpleriyle yaşamın mümkün olduğu, konumları ve içlerinde ne yapıldığı sadece bir avuç insan tarafından bilinen yerlerde Bitcoin madenciliği tesisleri var. Her bir tesis, dev bir serayı andırıyor, blok blok dizilmiş yüksek kapasiteli yüzlerce bilgisayar ve bunları birbirine bağlayan kablolar… Bu tesislerde çalışan uzmanlar, güvenlik kaygısıyla dışarı çıkmıyor, orada uyuyorlar. Bütün bunların Çin devletinin bilgisi dışında olması mümkün mü? Çin’in hayali dijital para merkezi olmak! 

Bitcoin, şifre demek, dolayısıyla yüksek kapasitelilerin ve yüksek teknolojilerin tespiti gibi bir işlev de görüyor. Büyük güçlerin elinde zaten, ister arpa olsun, isterse kâğıt, her türlü anormal yoğunlaşma ve birikmeyi tespit eden sistemler var. Etken maddeler üzerinden maddenin adımının takibi mümkün. 

Bitcoin bir şeker. Arıya şeker verip bal almanın peşindeler.  

(Bitti)