• Bist 100
    94137.2
  • Dolar
    5,8860
  • Euro
    6,5290
  • Altın
    281,3370
İstanbul
15 / 23
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Dünyanın idaresi

Zayıflaması sonrasında İngiltere’nin yerini ABD’nin alması, küresel istikrar aşısından asli öneme sahip oldu. Ancak, para hırsı ve sorumsuz davranışları, yalanlarla başlatılan bir çok savaşın ve ahlakın defalarca ihlal edilmesinin kümülatif etkileri, ABD’yi itibardan düşürdü. 
İnsanlık tarihinde, insanlık, hiç bu kadar siyasallaşmamıştı. İletişim araçlarının çeşitliliği, bilginin dolaşımındaki hız ve bunların doğal sonucu olan küresel siyasi uyanış, dünya çapında, kültürel saygı ve ekonomik fırsat arayışında artışlar doğurdu ve dünyanın idaresini zorlaştırdı. 
Küresel çok-kutupluluk Batı’nın ekonomik etki gücünü yavaş yavaş yok ediyor. Ortaya yeni yeni çıkan alternatif güç merkezlerinin varlığı, Batı'nın stratejik taahhütlerini, hem siyasi hem de maddi açıdan, her yerde daha pahalı hale getiriyor. 
Dünya yaklaşık 500 yıldır Batı’lı ülkeler tarafından yönetilmektedir. Ancak bugün küresel güç, Batı’dan Doğu’ya kaymaktadır. Asya’da ortaya çıkan Japonya ve Çin’le, dünyanın Batılı’larca yönetilme süreci yavaş yavaş sona ermektedir. Bununla birlikte, yakın bir gelecekte, bir devlet veya devletler topluluğunun, ABD’nin küresel sistemde oynadığı rolü ikame etmesi mümkün görünmemektedir. 
Aynı zamanda eski ya da yeni büyük dünya güçlerinin askeri güçlerinin azalmasına paralel olarak, siyasi açıdan bilinçlenmiş kitleler üzerinde denetim kurma yetkileri de giderek azalmaktadır. Google, gerektiğinde “devlet”in izni ve rızası hilafına, dünyada istediği her hangi bir bölgeye, uzaydan internet vermeye hazırlanmaktadır. 
Küreselcilerin, önlerindeki en büyük engel olarak gördükleri “Ulus Devletler”, küreselcilerin çabalarıyla yetkilerini bir bir kaybederken ve otoritelerini paylaşmak zorunda bırakılırken, küresel sistemin meşruiyetini geri kazanması, dünyanın idaresinde daha fazla kolektif çabayla mümkün olacaktır. Mesela. IMF, herhangi bir kararın kabul edilmesi için halen katılımcıların yüzde 85’inin olurunu alıyor. Ve ABD payların yüzde 17.67’sine sahip olduğu için, eğer ABD bir kararda aleyhte oy verirse, IMF bir adım bile ilerleyemiyor; dolayısıyla ABD’nin veto gücü, IMF’nin tüm gücünün üzerine çıkmış oluyor. Küresel karar alma süreçlerinden dışlanmak, sistemin sorgulanmasına ve hatta alternatif arayışlarına neden oluyor. Ne G-7, ne NATO ve ne de BM, mevcut küresel gerçeklikleri yansıtmamaktadır. 
Dünya tarihinde, yükselen yeni bir gücün, eski-egemen bir gücün yerini devralmaya başlaması çok nadir olarak barışçıl olmuştur.  
Deng Xiaoping’in 1990’lı yılların başlarında söylediği bir şey, Çin’in uluslararası yaklaşımını nasıl tanımladığını en iyi şekilde göstermektedir: “Sükunet içinde gözlemle; konumumuzu güvenceye al; sorunlarla sakince uğraş; yeteneklerimizi gizle ve uygun zamanı bekle; düşük bir profil sergilemekte usta ol ve hiçbir zaman liderliği hedefleme.” 
ABD’nin terör listesinde yer alan PKK’nın, ABD’nin sorumluluğundaki bir bölgede fütursuzca faaliyetlerini yıllardır sürdürmesi, Beyaz Saray’ın küresel terörizme karşı yürüttüğü savaşın ahlaki gücünü zayıflatıyor. ABD’nin söylemiyle eylemleri arasında fark var ve bu da, Washington’un güvenilirliğini sarsıyor. ABD’nin PKK önündeki acziyeti, güvenilirliğine zarar veriyor. İnanılırlığı ve en yakın müttefikleriyle olan 50 yıllık ortaklığı da tehlikeye giriyor. 
Adil olmayan yapılar, uzun ömürlü olamaz. 
Tilki, ormanın en kurnaz hayvanıdır ama daima açtır! 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları