YAZARLAR

Değişen sosyal yapı ve politika 

Bundan 30 sene önce politikacılar, köy ve köylü ek olarak çiftçileri tanımamakla ve sorunlarını bilmemekle suçlanırlardı. Kırsal kesimde yaşayan nüfus oranı yüzde 40'larda idi ve hala seçimlerde belirleyici olma özelliğini koruyordu. Bugün artık kırsal kesimde yaşayanların oranı yüzde 15'lerdedir ve köylüyü, çiftçiyi tanımamakla suçlanmak yerine kentliyi ve kentleri bilmemekle itham edilme dönemi başlıyor. 

Çarpık kentleşme ve yetersiz altyapılar, her yağmur ve kar yağışında partiler, liderler ve belediye başkanlarını mercek altına aldırıyor. “O milletvekilleri ve belediye başkanları bizim semte gelip bir görsünler yaşadıklarımızı” serzenişleri kent bazlı politikada çok işitiliyor. 

Kentlerin alt gelir grupları ve üst gelir gruplarının yaşadıkları ayrımı, kentli/köylü ayrımının yerini aldı ve politikada belirleyicilik vasfı giderek artıyor. Çünkü üst gelir gruplarının yaşadığı yerlerde doğal olarak su baskınları ve kardan ulaşım araçlarının yolda kalma olayları pek yaşanmıyor ve bu durum giderek toplumsal, siyasal bilinçaltını besliyor. 

Toplu taşıma araçlarının en yoğun olduğu saatlerde toplumdan “Şu belediye başkanı, filan bakan gelip şu metroya/metrobüse/belediye otobüsüne ve dolmuşa binsin, halimizi bir görsünler” diyen şikayetler giderek yükselmektedir. 

“Hepsi şu süper lüks rezidanslarda oturuyorlar. Havaalanına, iş merkezlerine en kısa yoldan ulaşıyorlar. Şu mutena semtte oturuyorlar, nereden bilecekler bizim her gün çektiklerimizi. Tabii işyeri ile yaşadığı yer aynı rezidansta. Toplumdan haberi yok ki. Tuzu kurular, trafik azalınca yola çıkıyorlar. Onların bir öğüne harcadıkları para ile biz bir yıl yaşarız. Bizim çocuklar en kötü okullara, onların çocukları en iyi okullara... Adalet mi bu?  Gelsinler şu hastaneye de bir görsünler halimizi. Bizim ürünlerimiz para etmiyor, 'kazanmıyorsan üretme' diyorlar. Bizler İstanbul'da bile denizi göremiyoruz, giremiyoruz” gibi uzayıp giden kentli şikayetleri yeni dönem politikanın belirleyicileri olarak öne çıkmaktadır. 

Kent yoksulluğu artık kırsal kesim yoksulluğunun önüne geçerek akademik araştırmalar alanında önemli bir yer tutmaktadır. Kentsel refah olgusu ve kentlerdeki yoksul kitlelerin, siyaseti ve suç dünyasını şekillendirme gücü giderek artmaktadır. 

Dolayısıyla kent bazlı politikanın parametreleri hala siyaset tarafından tam olarak okunabilmiş değildir. AK Parti'nin 18 yıl önce okuduğu toplum özellikleri Ak Parti'yi hala iktidarda tutmaktadır. Fakat ortada sosyal medyanın giderek tüm toplum kıvrımlarına sızıp hakim olan dinamikleri ile kent yoksulluğu etrafında gelişen yeni toplumsal doku ve kent bazlı sorunlar, yeni bir seçmen tipi üretmektedir. 

İslami Asya'nın siyasal etnik ve dini yönelimleri sonucu ülkemize akan mülteciler etrafında oluşan siyasal paradokslar, kırsal değerler ile kent olgusu arasında sıkışan kitlelerin kaygıları ve giderek yeni boyutlar üreten ekonomi ve ekonomik ve siyasal yapının giderek küresel bir eklemlenme ile evrilmesi, politikayı giderek iyice kompleks bir yapıya dönüştürüyor. 

Dolayısıyla seçmenin politika algısı ile politikacıların ve yöneticilerin seçmen algısı arasındaki makas giderek açılıyor. Bu makas açılımını kavrayan politikacılar, ittifaklar ve koalisyonlar kurarak karşılamaya çalışsa da dün ikidar üreten merkez ve çevre ikilemi bugün ekonomik bir sınıf üretme eğilimi ile iktidar tüketme enerjisi kazanmaktadır. 

Değişen sosyal yapı algılanmaz ise siyasal yapılar değişir.

Ömer Özkaya Diğer Yazıları