YAZARLAR

yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

10 Aralık 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Batı’daki fay hatları (5) 

Avrupa’nın dünya nüfusu içindeki payı sadece yüzde yüzde 13, mecburen kendilerini korumak zorundalar. Bununla ilgili bilinci üretiyorlar. Bu sebeple de Katalanlar’a “Sizi tanımıyoruz” diyerek en radikal bir şekilde birliklerini devam ettirme kararı aldılar. Bizim içimizden birileri ise en radikal bir şekilde birliğimizi dağıtma çabasındalar. Batılılar, mezhepler konusunda kendi içlerinde hâlâ ciddi çatışmalara sahipler ama bu fay hattını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Biz ise aramızdaki fay hatlarını giderek derinleştiriyoruz. 

Batılılar, en zor meselelerini bile aralarında tüm açıklığıyla tartışıyor, biz de tartışabilmeliyiz. İlla ki Batı’nın tekniklerini taklit etmemiz gerekmiyor, bizim de kendimize göre üslubumuz, metodumuz, yöntemimiz var. Buna göre bir tartışma zemini oluşturabiliriz. Ama olmuyor, bunu da unuttuk. Eskiden meselelerimiz, gün görmüş, binlerce hadiseyle karşılaşmış ihtiyar meclislerine giderdi, en makul çözümü bunlar bulurdu, ama bugün kime gideceğimizi de kaybettik. İdeolojik tavırlar hemen her yere hakim oldu. 

Tecrübeden ders alıp uygulamak anlamında Avrupa Birliği, incelenmesi gereken örnek bir oluşum ancak ne yazık ki kendi çıkarları için Türkiye’de FETÖ’yü ve onların her türlü kanunsuzluklarını desteklediler. İyi mi oldu, hayır, FETÖ, Avrupa’yı da örseledi, onları da bozdu. Çünkü neyi desteklerseniz bir süre sonra ona dönüşürsünüz. Bu tarihsel bir matematik. Bizde etnik ayrımcılığı desteklediler, Katalanlar ve İskoçlar’da da etnik ayrımcılık ortaya çıktı. Bunlar tarihsel matematik ve değişmez, değişmeyecektir de. 

Bu bakımdan Avrupa Birliği’nin üzerinde, Batı tecrübesinin üzerinde durmamız lazım. Genel olarak bir Batı’dan bahsedebiliriz, bu yanlış olmaz. Çünkü Balkanlar’daki eski Rus peykleri hariç, hemen hemen hepsi aynı gelişmişlik düzeyini yakaladılar. Bu sebeple Batı kavramı çok temelsiz değil. Bunları ideolojik ve din penceresinden değil, reel olgular olarak ele aldığımızda alabileceğimiz ibretler çok. Onların yüzlerine vurabileceğimiz yanlışları da var. Hukuku, devlet sistemini katleden, halkın üzerine bomba atan, her türlü insanlık dışı yol ve yönteme müracaat eden FETÖ’yü hâlâ savunuyorlar. Bu, Batı’ya yakışıyor mu? Evet, yakışıyor. Çünkü kendi tarihinde bunları yapmış ve savunmuş bir Batı da var karşımızda. Yani genlerine çok yabancılaşmış değiller. Kendisi söz konusu olmadığı zaman en ağır vahşetleri işleyebilecek toplumsal, siyasi bir zihniyetle karşı karşıyayız. Bunları Batı’ya açık açık söyleyebilecek olan biziz. 

Her konuda adaletli olabilirsek, reel olguları doğru olarak görebilirsek, doğru sonuçlara ulaşırız. Batı’ya da yardımcı olabiliriz. Batı’nın ekonomik yardıma ihtiyacı yok. Batı’nın bilimsel, teknolojik yardıma ihtiyacı yok. Batı’nın zihinsel ve insani değerler yardımına ihtiyacı var. Helsinki İnsan Hakları Beyannamesi’ni yazmış olmalarına rağmen küresel anlamda en büyük adaletsizliği yapanlar bunlar. Çünkü Helsinki İnsan Hakları Beyannamesi kendi toplumları için, Batı’da bir konsensüs sağlamak için yazıldı. Bunu küresel anlamda uygulasalardı tüm dünya Hristiyan olurdu. 

Yarın bu seriyi bitirelim.