YAZARLAR

yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

30 Kasım 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Batı’daki fay hatları (1) 

Sürekli Doğu’yu araştırıp yazmakla Batı’nın işlerini kolaylaştırmakta, bilerek-bilmeyerek Batı’nın Doğu’ya dair politika ve stratejilerine omuz vermekteyiz. Oysa Güneş’in peşinde Batı’ya doğru akmaya devam edebilmemiz için yapmamız gereken Doğu’yu değil, Batı’yı araştırmak, Batı’yı analiz etmektir.  

Batı, üniversitelerimizdeki Şarkiyat (Doğu) enstitüleriyle, finanse ettiği vakıf ve STK’larla bizi, bize araştırtmakta, elde edilen veriyi, bizi idare etmekte kullanmaktadır.  

Batılı devletler arasındaki ve Batı toplumlarının her birinin kendi içindeki ekonomik, siyasi, dini, sosyal, etnik fay hatlarından habersiz olduğumuz için Batı’yı kendi aralarında dahi bir ve bütün olarak değerlendirmek gibi temel bir yanlışın içerisindeyiz. Bunlardan habersiziz, çünkü Batı’ya dair hiçbir çalışmamız yok, gariptir, çalışma arzumuz da yok. Akademisyenlerimizin tezlerinin % 99’ı, Doğu’ya dair. Oysa bölgesel güç olmak, küresel güç olmak, büyüyüp gelişmek, hasım ve rakiplerinizi de bilmeyi, analiz etmeyi gerektirir. 

Nato’yu, Wall Street’i, Londra, Moskova, Roma ve Vatikan’ı hakiki yönleriyle bilmez isek, Batı’nın bir veri yayma stratejisi olmadığını zannederek ortalıkta dolaşan her şeyi doğru kabul edersek, Batılı yayın organlarından öğrendiklerimizle ekonomimizi, istihbaratımızı yoluna koyup Batı’yı alt edeceğimize inanırsak doğal olarak her türlü konumlanmamız yanlış olacak, hakikatte olmakta olanı ve olacakları anlayamayacağızdır. 

Bu maksatla bu seride Avrupa üzerine bir mercek tutmaya çalışalım: 

Bir güç odağı olma arzu ve çabasındaki Avrupa’nın akıbeti; istihbaratının kalitesine, sanayisinin ehemmiyetli ürünler üretmesine, aklını kullanıp kullanmayacağına, ekonomisinin harici saldırıları engelleyip engelleyemeyeceğine, enerji, hammadde ve pazara ulaşıp ulaşamayacağına bağlı. 

Avrupa, eğer İngiltere olmasaydı, ABD’nin karşısında bugün bir varlık gösteremeyebilirdi. İngiltere, kontrolünden çıkmakta olan dünyanın hâkimiyetini sadece ABD’ye bırakmak yerine, Avrupa ve Rusya'nın ortaya çıkmasına destek verdi. Atom sırlarını Ruslar’a veren İngilizler’dir. 2. Dünya Savaşı’nın sonunda Avrupa eski gücünü elde edemese de ABD’nin esiri de olmadı. 

İngiltere ikili oynuyor, NATO’nun Avrupa’da olması, Londra’ya, Brüksel ile Washington arasında aracı olmak gibi önemli bir rol sağlıyor. 

ABD, Avrupa’daki varlığının temeli olan NATO’yu Avrupa’nın kontrolünde kullandı. ABD’nin Avrupa’yı ele geçirme arzu ve çabalarından rahatsız olan Almanya, ABD’yi ve NATO’yu Avrupa’dan uzaklaştırmak istiyor. 

Almanya’nın Doğu’ya doğru genişlemesine engel olmak ve Rusya’yla yakınlaşmasını engellemek oldukça eski bir hedef. Avrupa’daki NATO, ABD’nin kıtadaki varlığını ifade ediyor, Rusya’yı buradan uzak tutarken Berlin ile Moskova’nın bir araya gelmesine de mani olmaya çalışıyor. Rusya ile Almanya arasında inşa edilen Kuzey Boru Hattı ise bu stratejiye karşı, Berlin ve Moskova’nın Avrupa’ya enerji taşıyan ABD ve İngiliz şirketlerini devre dışı bırakma arzusunu yansıtıyor. Ayrıca Rus enerjisinin Avrupa’ya ulaşım güzergâhı üzerinde olup da NATO ile AB arasında bocalayan Polonya ve Ukrayna da böylece bypas edilmiş oluyor. 

Berlin ve Moskova’nın bir başka hesabı, Almanya-Kuzey Boru Hattı-Rusya-Gürcistan-Ermenistan üzerinden İran’la eklemlenerek, Baltık’tan Hint Okyanusu’na kadar uzanan bir hat oluşturmaktı. 2008’de Gürcistan’da olanlar malum, ülke fiilen üçe bölündü, şimdi Tiflis’te NATO’ya üye olma yanlısı bir yönetim işbaşında. Rusya’nın buna cevabı Gürcistan’dan ayrılmak isteyen Abhazya ve Güney Osetya’yı tanımak oldu. 

AB ile NATO’nun genişlemek istedikleri istikamet ve bünyelerine dahil etmek istedikleri ülkelerin, -Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Ermenistan ve Ukrayna gibi- aynı olması, Avrupa ile ABD arasındaki mücadelenin devam edeceğini, tarafların dışlanmaya direneceğini göstermektedir. AB ile NATO’ya üye ülkeler ve üye yapılmak istenen ülkeler haritası üst üste konduğunda, birkaç farkla, bu çakışma net olarak görülecektir. Genişlemek isteyen AB ile genişlemek isteyen NATO arasında bizim coğrafyamız üzerinde bir mücadele sürmekte ve Türkiye de bundan ciddi manada etkilenmektedir. Her iki yapıya ve bunlar arasındaki fay hatlarına vakıf olmaz isek, el yordamıyla yol almaktan başka şansımız olmayacaktır. 

Avrupa’nın ortak bir askeri gücü yok. Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya’nın ekonomik yükünü üyesi oldukları AB, daha ziyade Almanya çekmekte, stratejik kaymağı ise, buralardaki askeri üsleriyle ABD yemektedir. Bu durum Balkanlar’da iç savaş, çatışma ve istikrarsızlığa sebep olmaktadır. 

Pazar günü devam edelim. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Olup bitenler 

25 Nisan 2018

24 Haziran seçimi

22 Nisan 2018

Arkeolojik ve antropolojik kavga 

21 Nisan 2018

Kehanetin takibi 

18 Nisan 2018

İsrail’in ömrü

15 Nisan 2018