YAZARLAR

Asya’nın kapısı (3) 

Lübnan çok branşlı bir siyasal, sosyal, teoloji ve tarih bilimleri üniversitesi işlevi gören ülkelerden biridir. İstihbaratta “üniversite ülkeler” diye nitelenen devletler vardır. Türkiye, Lübnan, Mısır, Fas, Singapur, Hindistan, Pakistan, İran, İngiltere, Çin, ABD, Güney Afrika, Nijerya gibi. Lübnan, Akdeniz havzasının üniversite ülkelerinin en önemlilerinden biridir. Lübnan’a ve orada cereyan eden olaylara bakarak Avrasya ve Afrika’da kısa, orta ve uzun vadede neler olacağını kusursuz öngörebilirsiniz. Avrasya’daki devletler oyununu anlamak istiyorsanız Kahire, Tahran, Riyad, Marakeş ve Delhi’deki değişik diplomat/diplomasi türleri de kusursuz öngörü verileri sunar. 

Lübnan kitabın ortasına gelmek istediğinizde başlangıç noktalarından biridir. Lübnan’ın istifası belirsiz başbakanının Paris’e Suudi Arabistan’dan gönderilmesini analiz edecek istihbarat teşkilatlarına ve diplomatlara düşen iş, gerçekten devasa boyuttadır. Simetrik hazneli huni gibi işlev gören bir ülke olan Lübnan’da startı verilen oyunun bölge ülkelerindeki yansıması, sonuçları aslında ihmal edilebilir. Fakat Batı’da sebep olacağı siyasi, diplomatik, ekonomik ve teolojik olayları ve sonuçları daha çok irdelemek zorundayız. 

Nasrettin Hoca eşeğinin kafasına sopa ile vurmuş. Eşek kuvvetli bir gaz çıkarmış. Hoca “Nereye vurdum, ses nerden çıktı” demiş. İstihbarat ve diplomasinin sırlarından birisi de sesleri izlemekte gizlidir. Bilinir ki devletler ve bazı rafine topluluklar teşhisi zor fakat teşhis edilince de hâsılatı yüksek sesler çıkarırlar. 

Onlarca devletin ve bir o kadar da uluslararası aktörün elinin ayağının bulunduğu bu kritik ülkede ilgili devletlerin ve şirketlerin isteseler de dışında kalamayacakları oyunun ne olduğunu bilmek durumundayız. Lübnan gibi minyatür bir ülkenin mürekkebinin bir damlasının bozacağı o kadar çok devlet, şirket ve yapılar var ki Hariri olayını, Hizbullah’ı, sağcı Falanjistler’i, Dürziler’i, Maruniler’i ve başka Lübnan menşeili aktörleri gerçek nitelikleri ile ancak o zaman görebiliriz. 

Her aktörün birden çok rolünün olduğu Avrasya coğrafyası anlaşılamadığı için hep büyük savaşlara, büyük rekabetlere ve çekişmelere sebep olmuştur. Adet olduğu üzere Avrasya’da bir olay olunca hemen gözlerimiz hegemonlara çevirilir, anti-emparyalist nutuklar çekeriz. Fakat kazın ayağı hiç de öyle olmayabilir. Siyasetin, ekonominin, diplomasinin, istihbaratın, askerlerin göz ardı ettiği ironik olacak ama evrensel, siyasi, ekonomik, diplomatik, istihbari ve askeri yasalar vardır. 

Şu anda perdede büyük Batılı devletler vardır. Bunların tüm faaliyetleri gerçekten çok önemlidir ve geçmişte Lübnan’ı nasıl kullandıklarını önceki yazıda ifade ettik. Allah’ın çalışanı ödüllendirdiğini de ısrarla belirtmiştik. Lübnan bağlamında söylenmesi gereken en önemli cümle şudur: Askerlikte, siyasette, diplomaside, istihbaratta ve ekonomide farklı bir matematik vardır. Bu matematiği bilenler hep kazanmışlardır. O halde şöyle soralım: Uluslararası siyasetin, askerliğin, ekonominin, istihbaratın, diplomatik operasyonların matematiğini kimler ve hangi devletler biliyor? Bilenler bunu nasıl kullanıyor? Asıl beyinlerimizi yormamız gereken konu işte bu. Yoksa yine birilerinin oyununun figüranları olmak durumunda olacak bölge insanı. 

Tarihi statik değil de kinetik analiz edebildiğimiz zaman kazananlar listesinde olabiliriz. Bu bağlamda İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, ABD, Rusya ve İsrail’de ilginç kitaplar yazılıyor, cesur analizler yapılıyor. Bunları takip etmek stratejik önem taşıyor. 

Lübnan bağlamında Batı’da yazılanlar dünü ve bugünü ile gerçekten zihin açıcı. Lübnan, Mikail’n suru farklı üflediği coğrafyalardandır. Tüm olaylarda Allah’ın âdil olduğunun bilincinde olursak en doğru değerlendirmeleri yapabilir en doğru ve isabetli stratejileri izleyebiliriz. Lübnan’da da Allah’ın adil olduğunun bilincinde bir değerlendirme yapabilirsek en doğru konuşlanma yapılabilir. Bunun için de bölgedeki etkili unsurların faaliyetlerine göz atmalıyız. 

Bu seriyi yarın bitirelim. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları