yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

22 Ekim 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Arama Motorları (2) 

Bilginin dolaşımının önündeki engelleri kaldırmak adına internet arama motorlarının çalışma prensiplerinden daha önce asli bir konunun çözüme kavuşturulması gerekiyor. O da internetin kontrolü meselesi… Washington, 13 kök sunucu ve ICANN (İnternet Tahsisli Adlar ve Sayılar Otoritesi) üzerindeki hâkimiyetiyle internet üzerindeki kontrolün tek sahibi. 

Dünya üzerindeki internet iletişimi, İngilizce root-server olarak adlandırılan, 13 adet kök sunucu tarafından idare ediliyor. “İnternet trafiğini yönlendiren dev bilgisayarlar” olarak tanımlanabilecek toplam 13 sunucunun 10’u Amerika Birleşik Devletleri’nde yalnızca 3’ü dışarıda yer alıyor. Kök sunuculara yapılacak bir müdahale, internet trafiğinin tamamen durmasına neden olabiliyor.  

İnternet Amerikalılar tarafından geliştirildiğinden, Washington yönetimi 1998 yılında aldığı bir kararla, internetin yönetimini Kaliforniya eyalet hukukuna tabi, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan ICANN’e verdi. Bu kuruluş, .com, .org, veya .tr gibi alan isimlerinin dağıtımını ve internetin gelişimiyle ilgili projeleri koordine ediyor. Bu kurumda Amerika’nın oynadığı baskın rol, pek çok ülkeyi rahatsız ediyor. 

ICANN, elektronik postaların doğru alıcılara doğru internet protokol adresleriyle ulaşıp ulaşmadığı; Facebook, Youtube, Twitter gibi sosyal medya ağlarında paylaşımlarda bulunup bulunamadığı gibi birçok konuyu güvence altına alıyor. Ancak internet bağlantılarıyla ilgili tüm bu konularda son söz ABD Ticaret Bakanlığı'na ait. Ticaret Bakanlığı’na bağlı telekomünikasyon idaresi NTIA’nın izni olmaksızın internette hiçbir şey yapmak mümkün değil. 

 ICANN, sivil toplum kuruluşu olmasına rağmen, Amerikan Ticaret Bakanlığı’na bağlı. İşte tartışmaların odağını da bu konu oluşturuyor. Gelişmekte olan ülkeler, Washington’un bu gücü kötüye kullanılabileceğini ve çıkarları ile çelişen sayfaları sansürleyebileceğini savunuyor ve internetin kontrolünde BM'ye daha büyük bir rol verilmesini istiyorlar. Ancak Amerika'nın başını çektiği Batılı ülkeler, kontrolün uluslararası bir örgüte devredilmesine karşı çıkıyorlar. 

ABD'nin internetin kontrolündeki tekel yetkisinden duyulan rahatsızlık 15 yıldır dünyanın gündeminde, ancak birtakım kozmetik değişiklikler dışında ilerleme kaydedilemedi. Tüm dünyada demokrasiyi yaygınlaştırmak isteyen ABD, internetin kök sunucuları ve ICANN’de tekel yetkisini paylaşmak istemiyor! Bu arada hayatın hemen her alanı giderek internete daha bağımlı hale geliyor! 

Güvenlik gerekçesiyle sosyal medya ve bazı linklere ulaşımı yavaşlatan ülkelerin idarecileri, diktatörlükle suçlanıp özgür aktivist gençler tarafından yuhlanırken, aynı gençler, internetin kontrolünde demokratikleşmeye karşı çıkan tekelci ABD’nin elçiliklerinin kapısına kendilerini nedense zincirlemiyorlar! 

 “www”, “Dünya çapında sınırsız ağ” anlamına geliyor, bu sınır tanımayan ağın kontrolü, ABD İstihbaratına yönelik küresel casusluk iddiaları ve internetin kontrolü gibi sebeplerle, Avrupa ya da ülke sınırları dahilinde faaliyet gösterecek bir internet ağı fikrini zaman zaman gündeme getiriyor. 

Peki sanal sınırlar çekerek internetin yerelleştirilmesi mümkün mü? Amaçlanan şey, Avrupa içindeki veri trafiğinin Avrupa’da kalması. Ancak bu internet trafiğinin küçük bir parçası. Örneğin facebook’ta gezinirken, ya da Amazon’dan alışveriş yaparken veya başka büyük bir portalda dolaşılıyorsa o zaman veriler zaten Avrupa sınırlarının dışına çıkıyor. Çünkü bu web sunucuları yurtdışında, kök sunucular da ABD’de. 

Herşeye rağmen, en azından Türkiye’nin e-mail trafiği ulusallaştırılabilir. Sadece şöyle bir soru soralım: İstanbul’dan Ankara’ya gönderilen bir elektronik posta,  neden önce New York’a, oradan Londra’ya gitsin, sonra da Ankara’daki kişiye gelsin ki? 

Yarın devam edelim

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Suud’da olanlar (5) 

18 Kasım 2017

Suud’da Olanlar (4)

15 Kasım 2017

Suud’da Olanlar (3) 

12 Kasım 2017

Suud’da olanlar (2) 

11 Kasım 2017

Suud’da Olanlar (1) 

08 Kasım 2017