yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

13 Ağustos 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Alman Aklı (2) 

Okyanus ve denizler ötesindeki bölgelerde kendine hayat alanı arayışları, küresel statükoya karşı koyuşları gibi sebeplerle İngiltere ve Fransa açısından “Alman Aklı” daima “dengeyi bozucu”, “barışın düşmanı” ve de “uluslararası bazı krizlerin müsebbibi”dir ve bu sebeple zapturapt altında tutulmalıdır. 

Her girişiminde denizlerin ve okyanusların dalgaları arasında kaybolan “Alman Aklı” için karadan uzanabileceği yerler; Balkanlar, Orta Avrupa ve Ön Asya, Türkiye, İran ve Mısır hayati önemdedir. 

Alman Aklı”nın davranışları tıpkı dili gibi biraz kabadır, bir politikasını yürürlüğe koyarken kendisine bağlı iç ve dış basını, vakıflarını, dış temsilciliklerini ve iş adamlarını aynı anda sahneye kabaca sürerek fazla gürültü çıkarır ve bazen de suçüstü yakalanır, ama hem içerideki hem de dışarıdaki muhaliflerini hapset-tir-mek ya da öldür-t-mek yerine, onları sistemli bir kontrol ve engelleme ile etkisiz hale getirmek gibi bir akıl yolunu da takip eder. Sevdiklerini de, bazen onların da anlamayacağı birtakım yollarla, zengin ve nüfuz sahibi yapar, ufak tefek hataları yüzünden de bunların üzerini kolay kolay çizmez. 

“Alman Aklı”nın en nefret ettiği şeylerden biri, dahili sanayileşmenin teşvik edilmesidir, bunu teşvik eden her hükümet, Almanya’ya her gün methiyeler dizse, dostluk yeminleri bile etse Berlin’in düşmanıdır artık. Bu hal, bu politika terk edilinceye kadar devam eder. Eğer bu ülke ciddi bir pazar ise ayrıca, üretim ekonomisine geçebilme ve üretecekleri ile sınırları dışına çıkabilme potansiyeline de sahipse, Berlin açısından bu hükümeti devirmekten başka bir yol kalmamıştır, o andan itibaren o ülkedeki Alman makinası da hükümet aleyhine çalışmaya başlar. Bu arada farkında değillerdir ama pek çok ülke, “Alman Aklı”nın iktisadi etkisi altındadır.  

Alman Aklı”, sanayi ve ticarette otoriter ve yön verici bir politika takip eder, pazar ülkelerde serbest piyasa ekonomisi sisteminin yürürlükte olması için dünyayı ayağa kaldırır ama kendisi kartel ve tekelcidir, kendisine tabi tröstleşmeleri korur. Daha geçenlerde “Beş büyük Alman otomobil imalatçısının yıllardır bir kartel bünyesinde motorlu araçların teknik ayrıntılarını birlikte kararlaştırdıklarının ortaya çıkmasıyla büyük bir skandal patlak verdi. AB Komisyonu, Daimler, BM, Porsche, Audi ve Volkswagen'in 1990'lı yıllardan beri teknik özellikler, tedarikçi firmalar ve küresel otomobil piyasalarıyla ilgili çalışma grupları kurarak bilgi alışverişinde bulunduklarından şüphelenildiğini duyurdu.” (Almanyanın Sesi, 27 Temmuz 2017) 

“Alman Aklı” için hedef coğrafyada bir Alman bankası ya da bir Alman konsorsiyumu kurmak, orada askeri üs yeri kapmak ve burada binlerce asker konuşlandırmak kadar kıymetlidir. 

İngiltere, Fransa, Rusya ve bugün de ABD’den izledikleri emperyalist politikalar sebebiyle nefret edilmesi, “Alman Aklı”nın işini zaman zaman kolaylaştırmıştır ve kolaylaştırmaktadır. Ancak bu, Berlin’in hem “Doğu’nun Dostu” görünmeyi ama aynı zamanda da kendi emperyalist politikalarını takip etmeyi bir dengede tutma ve bunu yutturma becerisine bağlıdır. 

ABD, İngiltere ve Rusya, çıkarlarına aykırı bir durum halinde, hedef ülkenin ordusunu sahneye sürüp siyasi idarecileri alaşağı etmede mahirdir. İşte bu nokta, gerekirse her ülkeye özel geliştirilmiş yeni ekonomik yöntemlerle barışçıl sızma yapma konusunda usta olan “Alman Aklı”nın en aciz olduğu noktadır, Almanya; Mısır, Türkiye, İran ve Ukrayna gibi verimli arazilerden bu yolla çıkarılmıştır. 

“Alman Aklı”, otoriter ve milliyetçidir, hayatın her safhasını ve her kurumu düzenlemeye, içerideki ve dışarıdaki aristokrasinin yönetimine önem verir. Parlamento göstermeliktir, aristokrasi ve onunla bütünleşmiş burjuvazinin görüşleri önemlidir. 

Basın, “Alman Aklı”nın emrindedir, önemsiz birkaç yayının dışında, Alman basınında devlet politikasının aksine hiç kimse görüş beyan edemez. “Alman Aklı”nın çatıştığı bir yabancı devlet-hükümet lehine kimse yazı yazamaz. Hiç bir parti, grup ya da sendika, egemen yönetici sınıfla ve yürürlükteki düzen her ne ise onunla çatışamaz, uzlaştırıcı ve düzeltmeci bir yol seçmek zorundadırlar, aksi halde hayat hakkı tanınmayacağını bilirler. 

ABD ortaya çıkıncaya kadar, İngiltere ve Fransa’dan nefret eden devletlerin, “ötekilerden farklı yeni güç” olarak gördükleri Almanya’yı askeri ve mülki teşkilatlarının ıslahı için davet etmeleri –mesela ilk Türk-Alman münasebeti, siyasi değil, askeridir-, Berlin’in istihbarat ve nüfuz elde etmesini kolaylaştırdı, bu girişimler, bankacılık, maden imtiyazı, yüklü silah ticareti ve teknik malzeme girişini de beraberinde getirdi. 

Yarın devam edelim. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Arama Motorları (3) 

22 Ekim 2017

Arama Motorları (2) 

21 Ekim 2017

Arama Motorları (1) 

18 Ekim 2017

Etrafımızdakiler

15 Ekim 2017

Kan ve Ter 

14 Ekim 2017