YAZARLAR

Akdeniz (3)

12 Eylül Darbesi’ni yapan Konsey’in başkanı Sayın Kenan Evren durduk yere bir gün “Eflatun’un Devlet kitabını okuyorum” demişti. Bu, 12 Eylül’ü açıklayan en kritik ve en can alıcı cümledir. Sayın Evren, “Aristo’yu okuyorum” dese idi acaba darbeyi yapabilir miydi? Acaba Evren’in mesajı nereye idi? Eflatun ve Aristo, Akdeniz'de ve dünyada ne tür bir rol oynamıştır? 

Avrupa'nın, Yunan felsefecilerini Müslüman ve Yahudi âlimler aracılığı ile tanıdığı bir gerçektir. Yunan felsefecileri ve dünyadaki diğer düşünürleri inceleyen Müslüman âlimler, İslam'a muazzam bir çağ yaşatmışlardır. Fakat İslam ülkelerinin ve âlimlerinin, akıl ve bilimden yani Kuran’dan uzaklaştıktan sonraki durumları ortada. “Endülüs’e Ağıt” şiirini bu facianın sembolü olarak nitelendirmek mümkündür. 

Bugünkü Batı'nın zihinsel dünyasını, aklını, fikrini ve vizyonunu Aristo oluşturmuştur. Reform ve Rönesans hareketleri Eflatun düşünce ve fikir sisteminin terki ile gerçekleşmiştir. Sayın Evren’in Eflatun’un “Devlet” kitabını okuduğunu deklare etmesi bu açıdan bakılınca olağanüstü bir stratejik noktaya işaret etmektedir. Acaba Sayın Evren bizlerin bilmediği bir hususu mu bilmektedir? 

Akdeniz denince dezenformasyonların, manipülasyonların, istihbaratın, tuzakların, hilelerin ve stratejnin zirve yaptığı geniş bir bölgeyi algılamalıyız. Çin ve Japon savaş sanatları ve stratejileri, dünyanın yeni keşfi değildir aslında. Geçmişten bu yana dünya, iktidar, güç, para ve ilim sahipleri için hep bir köy gibi küçük olarak kabul edilmektedir. Akdeniz ve havzası bu açıdan da incelenirse burada yaşayan milletler ve topluluklar, atalarının; hileler, entrikalar, manüplasyonlar, dezenformasyonlar, ekonomik, sosyal, kültürel, dinsel ve strateji konularındaki maharetleri karşısında şapka çıkarmak zorunluluğunu hissedeceklerdir. 

Bugün Akdeniz yine yepyeni bir dünyanın resmini çizen fırça işlevi görmektedir, geçmişte defalarca yaptığı gibi… Bugün yine Türkler geçmişteki küresel entrikaları ve planları bozdukları için küresel bir oyun bozucu sicili ve aynı zamanda oyun kurucu geçmişleri ile hedeftedir. 

Konu Akdeniz ise tarihi, alışılmışın dışında, analitik bir yaklaşımla yeniden okumalı ve en isabetli stratejiler panellerini oluşturmalıyız. Çünkü mevcut süreçler giderek çok fazla manipülatif, dezenformatif, hilekar ve akıl oyunları içerecektir. Sadece Irak Suriye ve Kürt sorunu için dünyada üretilen senaryoları burada sıralamak imkân dışı olacaktır. Oysa bölgede etnikçilik oynayan yerel “aktörler”, bu senaryoların hiç birine dün olduğu gibi bugün de vakıf değillerdir. 

Tuz oranı yüksek Akdeniz, sayısız oyunu kaldırma gücünü hala korumaktadır. Bu bölgede etkin olmak isteyenlerin vist oynayan bir oyuncu gibi alarmda, zeki, aşırı dikkatli ve güçlü bir hafıza ile yola çıkmaları zarureti yüksektir. 

Büyük olasılıkla Akdeniz’deki mega oyunun startını Dan Brown, Vatikan, Haşhâşiler, İtalya, İspanya ve sanat tarihi üzerinden gayet görkemli şekilde vermiştir. Dan Brown’un romanları, Akdeniz’deki muazzam arka plan içeren devletler oyununun “başlangıç” bölümünün gongunun çaldığını düşündürecek epey veriye sahiptir. İlahi Komedya’nın yazarı Dante’nin Dan Brown’un kitaplarındaki yeri, Da Vinci’nin Şifresi kitabı, Haşhaşiler Örgütü ile ilgili göndermeleri, Avrupa ülkelerine yönelik işaretler, belki zamanın azizliği olsa gerek, Dan Brown romanlarına dokümanter bir özellik kazandırma potansiyeli taşımaktadır. Bu bağlamda Akdeniz’e yönelik senaryoların anlaşılabilmesi için tarihe başka bilim ve sanat dalları açısından da bakmakta büyük faydalar vardır. Zira telefonun, telgrafın, radyonun, televizyonun ve internetin olmadığı zamanların kriptografisi, sanat eserlerinde gizlidir. Cesaretin ve şovalyeliğin, cengâverliğin en üst noktaya ulaştığı bu dönem, aynı zamanda sanat yoluyla da mesajların en görkemli şekilde verildiğini göstermektedir. Dolayısıyla Akdeniz ısınıyorsa dünyanın daha önce almadığı bir şekli alacağını söylemek kehanet olmayacaktır. 

Sayın Kenan Evren niye Eflatun’un “Devlet” kitabını okuduğunu beyan eder, Dan Brown niye hep Vatikan'ın koridorlarında gezer ve Akdeniz’in Avrupa yakasındaki sıcacık İspanya’sından dünyaya bakar? 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları