YAZARLAR

yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

01 Ocak 2018

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Afrika açılımı (3) 

Türkiye, Afrika’da kendisine açık alanın nereler olduğunu, kısa vadede hangi alanları doldurup kalıcı olabileceğini belirleyerek işe başlayabilir. Bunlar ekonomik analizler sonucu belirlenebilir. Unutulmaması gereken şu: Siyasi olarak girdiğiniz yere ekonomik mantalitenizi de götürmez iseniz orada fazla kalıcı olamazsınız. Halkın en az konuştuğuna değil, en çok konuştuğu şeye yatırım yapmak lazım. En az konuşulan şey, hayatını çok fazla etkilemiyordur ya da mevcut siyasi yapıyı değiştiremeyeceğini düşünüyordur. Ama ekonomi böyle değil, ekonomi daha farklı. 

Afrika halkının günlük hayatını dolduran konulara yatırım yaparak kalıcı olabiliriz. Afrika, mezhep temelli ayrışmalara, birçok tenakuza doymuş durumda. Çelişkileri yaşadılar, sıradan bir Arap’ın yaşamıyla prenslerin yaşamına bakıyor ve “bu böyle olmaz, olmamalı, bunun İslam’la izah edilir bir tarafı yok çünkü” diyorlar. Zengin Müslümanların yaşadıkları ve yaptıklarının fakir Müslümanların gözünden kaçtığını düşünürsek, ciddi bir hata yapmış oluruz. Tarık Ali ve Amin Maalouf gibi Arap yazarların yazdıklarının bu kadar itibar görmesinin temelinde, yaşadıkları çelişkiyi izah edebilmeleri var. 

Türkiye’nin Afrika’da, son yıllarda yaptığı ataklarla, yaklaşık 1700’lerden beri kaybettiği ağırlığı yeniden kazandığı söylenebilir. Ancak kıtada hala kıramadığımız, İngiliz, Alman, Fransız, Belçika ve Danimarka’ya ait sömürge sistemleri var. Biz hala Afrika’nın elitlerinin birinci tercihini Türkiye yapamadık. Bunu başardığımız gün Afrika’da inanılmaz bir mesafe almış olacağız ve bu bir daha geri döndürülemeyebilir. AK Parti bunu bugün önemli bir ölçüde başarmış gözüküyor. İstanbul’dan Ankara’ya giden uçak ya da otobüste önemli miktarda Afrikalı ya da Arap görebilirsiniz, bunlar önemli şeyler. Afrika ve Arap dünyasının ekabirinin gelip Türkiye’de yaşamasını, ekonomik faaliyetlerini buradan yürütmesini sağlayabilmeliyiz. Bugün hala Avrupa’yı tercih ediyorlar.  

Afrika ve Arap dünyasına dönük çalışmalarımızın boşa gitmemesi için, bu coğrafyalarda kalıcı olabilmemiz için daha farklı bir stratejiye ihtiyacımız var. Bu coğrafyalarda müthiş siyasi başarılar gösteriyoruz, ekonomik olarak da kısmen gösteriyoruz. Bütün bunları kalıcı hale getirmemiz lazım, bunun ayrı bir stratejisi var. Bu, TİKA vb. kuruluşların boyutlarını aşar. Ciddi Afrika masaları kurulabilir. Bir hayli STK’mız var, ama Batı’daki örnekleriyle kıyaslandığında işlevsiz oldukları söylenebilir. Ama Batılı STK’lar, Afrika’dan adam devşiriyorlar. Onların devşirdiklerinin kalitesiyle bizim devşirdiklerimizin kalitesi ve temsil oranını yan yana getirdiğimizde, onların bizden üstün olduğu açıkça görülüyor. Henüz dini, siyasi, toplumsal, etnik ve popüler kültür bakımından temsil oranı yüksek Afrikalıları devşirmiş değiliz. Batı’nın yaptığını yapamaz isek, Afrika’da işler zorlaşır, verilen emek tam karşılığını bulamayabilir. 

Dini, etnik ya da siyasi temsil bazı ülkelerde ihmal edilebilir ama popüler kültür, hemen her ülkede kabul görür. Batı buna çok önem veriyor, ünlü sanatçılarını, o ülkelerde en çok dinlenen sanatçılarını ülke ülke gezdiriyor. Peki bizden Afrika’da en çok kim dinleniyor? Yok. Müzik çok önemli. Müziğin olabildiğince gelişmesini sağlamak lazım. Afrika müzik tabanlı bir kıta, teneke sesine oynayan bir yer. 

Perşembe günü devam edelim.