yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

20 Haziran 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Suriye'deki vahim olaydan dersler 

18 Haziran günü Suriye semalarında çok vahim bir olay cereyan etti. ABD, bir Suriye uçağını düşürdü. Şam rejimine göre düşen uçak DAEŞ’i bombalamaya gidiyordu, Amerikalılar ise uçağın YPG-SDF hedeflerini vurmak istediğini belirtiyorlar. 

Bir savaş eylemi 

Bir kere şu noktayı kaydedelim, hedefi ister DAEŞ, isterse YPG-SDF olsun Suriye uçağı kendi ülkesindeki teröristleri hedef almıştır, ama bu gerçeği vurgulamaya bile gerek yok. Çünkü sonuçta bir ülkede Birleşmiş Milletler'in tanıdığı resmi hükümetin uçakları, o ülkenin hava sahasında yabancı bir devlete ait olan hava kuvvetleri tarafından düşürülüyor. Bu durum eylemin bir savaş eylemi olması olarak kabul edilmesi için yeterlidir. 

Ayrıca, ABD yönetimindeki koalisyon güçlerinin Suriye hava sahasındaki eylemleri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından özel olarak tarif edilmiştir. ABD Hava Kuvvetleri Suriye’de sadece terör örgütlerinden gelen ani saldırıları önlemek için bombardıman yapabilir. Bunun dışındaki her türlü eylem yasadışıdır.  ABD ve diğer ülkelere müdahale olanağı veren Güvenlik Konseyi kararı Suriye’nin toprak bütünlüğünü terörizm tehlikesine karşı korumak içindir. 

Haydutluk eylemi 

Bu durumda ABD güçlerinin Suriye uçağı düşürmesi ortada bir savaş ilanı da olmadığı için açıkça haydutluktur. Böyle bir devletin faaliyetlerine göz yuman, ona bu saldırganlığında yardımcı olan diğer koalisyon üyesi ülkeler de suçludur ama ABD’nin ikili anlaşmaları kötüye kullandığını kanıtlayıp masumiyetlerini açıklayabilirler. 

Türkiye’deki bazı ABD yanlıları bu eylemi haklı gösterebilmek için Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonunu örnek gösteriyorlar. Hâlbuki bu operasyon Suriye hükümetinin müttefikleri ve destekçileri olan Rusya ve İran’la danışılarak ve Suriye hükümetinin de dolaylı onayıyla yapılmıştır. Ayrıca, Türkiye Suriye ile sınır komşusu olduğu için ve topraklarında birçok kez Suriye’den gelen terör saldırılarıyla karşılaştığından “sıcak takip” ilkesini uygulama hakkı bulunmaktadır. 

Türkiye’nin eylemi meşrudur 

“Sıcak takip” ve “sınır güvenliği” uluslararası hukuk tarafından tanınan meşru haklardır. Türkiye’nin operasyonuyla binlerce kilometre uzaktan gelen ABD’nin kural tanımazlığını karşılaştırmak hukuktan habersiz olmak demektir. 

Bilinmelidir ki, nasıl tek tek ülkelerdeki rejimler ülke içindeki eylemlerinden dolayı insan hakları ve demokrasi ilkeleri açısından değerlendirilebiliyorlarsa, uluslararası eylemlerin meşruluğunu da denetleyen bir hukuk vardır. Hatta savaşın da bir hukuku bulunmaktadır.  Ama ABD, uluslararası hukuk ilkelerini o kadar çok çiğnemiştir ki dünya kamuoyunu adeta kendi haydutluklarına alıştırmıştır. 

ABD şımartıldı 

ABD’nin hukuka meydan okuması ve pervasızlığının nedeni sadece askeri ve ekonomik gücü değildir. Bu rezalette başka birçok dünya ülkesinin de payı vardır. Bunlar ABD saldırganlığına zamanında ses çıkarmamış, hatta bundan kendi çıkarları açısından yararlanmayı tercih etmiş olan ülkelerdir. Tabii bu serüvenlerin hepsi çok kötü sonuçlanmış, ABD’nin ipiyle kuyuya inenler o kuyuda boğulmuşlardır. 

Suriye’de 2014’de PKK terör örgütünün DAEŞ barbarlarıyla el ele hazırladığı Kobani senaryosu yaşanmıştır. O olayda Amerikalılar Türkiye’ye birçok yalan vaatlerde bulunarak bir terörist örgüte karşı diğerini desteklememiz için Suriye’ye girmemizi sağlamak istemişlerdir. Türkiye, bu tuzağa düşmeyerek 15 Temmuz’da en önemli aşaması kaydedilen bağımsızlık savaşımızı başlatmış oldu. Bu diğer ülkelere bir örnektir. 

Sıradan terörizm 

ABD’nin dünya hukuk düzenini zaman zaman terör örgütlerini kullanarak, zaman zaman da ordusunu yollayarak ihlal etmesi artık sıradanlaşmıştır. Bu tavrın başlangıcı 1979 Afganistan terör kampanyasıdır. 11 Eylül 2001 kontrollü terör eyleminden sonra ise zamanın ABD Başkanı Bush sözde terörle mücadele adına uluslararası hukuku rafa kaldırma çağrısında bulunmuştur. O tarihten itibaren önce Afganistan, daha sonra Irak olmak üzere birçok ülke ABD’nin hukuksuz müdahalelerinin hedefi olmuş, bu da yetmiyormuş gibi ABD insansız hava araçları çok geniş bir coğrafyada binlerce cinayet işlemiştir. 

Teröre açık destek 

ABD saldırganlığı son dönemde YPG-PYD’ye verdiği açık destekle yeni bir boyuta ulaşmıştır. Anlaşılıyor ki yakın döneme kadar tüm müdahalelerini terörle mücadele bahanesine dayandıran ABD artık açık açık terör örgütleriyle birlikte çalışıyor. İşte böyle bir dönemde Washington’un bu da yetmezmiş gibi, savaş halinde olmadığı bir ülkenin uçağını o ülkenin semalarında vurması alışkın olduğumuz bir saldırganlığı barbarlık düzeyine yükseltmiştir. ABD’nin bu eylemi özü itibariyle DAEŞ eylemleriyle benzerlik göstermektedir. 

Dünyada terörle gerçekten mücadele etmek isteyen ülkeler uluslararası hukuk ilkelerine dayanarak birleşmeli ve bu ilkeleri ABD’ye de hatırlatmalıdır. Bu kuralların en önemlisi ülkelerin egemenliklerine saygıdır. Her şeyden önce toprak bütünlüklerinin korunmasıdır. Birbirlerinin içişlerine karışmamaktır. Görüş ayrılıklarını şiddet kullanarak çözmeye çalışmamaktır. Dünya barışını koruyacak olan uluslararası hukuktur. 

İçişlerine karışılmaz 

Dış müdahalelerle, ambargolarla, uluslararası kampanyalarla ve en kötüsü de terör örgütlerini kullanarak başka ülkelerin rejimlerini değiştirmek tüm ülkelerin kaçınması gereken uygulamalardır. Bu şekildeki yöntemleri kullananlar, demokrasi, Batı uygarlığı, İslam değerleri, komünizm, insanlık anlayışı gibi kavramların başka ülkelere yayılması için şiddete başvuranlar eninde sonunda kendi kaldırdıkları taşın altında eziliyorlar. Dünya ülkeleri birleşerek bu kurallara uymak istemeyenleri uyarmalıdır.

 

Kayahan Uygur Diğer Yazıları