yazarresmi
Kayahan Uygur

kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

25 Eylül 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

İsrail’in nükleeri ve Barzani’nin değişen genetiği

Bugün gidişatı belli olacak Barzani referandumu konusu geçen seneden itibaren gündemdeydi aslında. Bunun nedeni Batı ile İran arasındaki nükleer anlaşmanın bozulma ihtimalinin belirmesiydi. Barzani, ABD ve özellikle İsrail’in İran’a karşı jeopolitik yönden Erbil bölgesine ihtiyaç duyacağını ve bunun karşılığında da bağımsızlık konusunda destek alabileceğini düşündü. 

Zavallı Barzaniler 

İçerde zamanı çoktan gelmiş seçimleri erteleyen, çok yoğun bir muhalefetle karşılaşan Barzani kendini ve servetini kurtarmanın tek yolunun Kürt ırkçılığını kışkırtmak olduğunu sandı. 

Ama o cins bir Kürt ırkçılığı ki Haaretz gazetesine göre İsrail’de ciddi ciddi ADN araştırmaları yaptırılıyor ve genetik bakımdan Kürtlerin Yahudi oldukları kanıtlanıyor. Tabii bunların hepsi Nazi ırkçılığı benzeri palavra ve çöplük, içi boş Siyonist propagandasıdır, ayrıca kendini Molla olarak tanımlayan bir aileden gelenlerin düştükleri bu durum son derece zavallıdır. 

İran’ı engellemek 

Batı’nın el altından Barzani’ye verdiği desteğin nedeni nükleer programını askıya alan İran’ın balistik silah alanında ilerlemeye devam etmesidir. Bugün İran füzeleri İsrail’i vurabilecek menzil olanağına erişmiştir. Batı’yı da asıl korkutan budur. 

İran yeni füzeleri ABD’nin tarihte ilk kez İsrail’de bir askeri üs kurmasına neden olmuştur. Bu “ilk olma” hâlinin ilginç tarafı şudur: ABD 51’inci eyaleti olan İsrail’de, zaten kendisi bir üs olan bu ülkede neden bir askeri tesis açmıştır? Kimse söylemez ama İsrail ordusunda belli bir rütbenin üstünde olan tüm komutanlar aynı zamanda ABD vatandaşıdır, o halde üssün anlamı nedir? Bunu anlarsak Barzani’nin son dönemdeki Siyonizm aşkını da anlarız, birbiriyle ilişkisiz görülen olayların ardında bazen çok derin bir bağ bulunur. 

İsrail’de ABD üssü ilk ayak 

Batı medyasına göre ABD’nin İsrail’deki üssü somut olarak 40 askerlik bir tesistir. Askerler, US Eurocom ordusuna bağlıdır. Necef Çölünde “X-Band” adı verilen bir radar sistemini işleteceklerdir. Bu sistem orta veya uzun menzilli balistik füzelerin saptanması ve alarm verilmesi amacını taşır. İşte bu noktada konu yavaş yavaş aydınlanmaktadır.  

İsrail’deki “Bislak” adlı yeni ABD gözlem ve alarm merkezi, Mitzpe Ramon’da Dimona bölgesinin Doğu’sundadır. Dimona’da herkesin bildiği bir sır olan İsrail’in nükleer füzeleri bulunmaktadır. ABD İran’ın füzeleriyle Dimona’yı vurmasından ve böylelikle İsrai’in atom bombalarının yok olmasından korkmaktadır. Hava Kuvvetleri’nden General Sevika Hayimoviç’in sözlerinden de bu anlaşılmaktadır. 

İkinci ayak Erbil 

ABD lideri Trump,  İsrail’in nükleer olanaklarını korumak için üs kurmuştur. Ancak, bu üs tek başına pek bir işe yaramıyor, ABD’nin İsrail’e kurduğu “demirden kubbe” füze kalkanı da yetersizdir. ABD ve NATO’nun füze savunma sistemi Rusya’nın S-400’ü kadar gelişmiş değildir, ABD ve İsrail Rusya’ya nazaran askeri teknolojide geri kalmıştır. 

Bu nedenle ABD ve İsrail, Necef’teki üssü tamamlamak için Irak’ın Kuzeyinde yeni, geniş ve tam teşekküllü üsler kurmaya ihtiyaç duyuyorlar, bunu gören Barzani de durumdan kendisine vazife çıkarıyor, el altından ABD, açıkça da İsrail tarafından heveslendiriliyor. 

Kürtleri kurban ediyor 

İsrail’in yaptığı hesaba göre İran kendisine füze fırlatırsa Kürtler onu Kürt bölgesi üzerinde düşürerek Yahudi kardeşlerine zarar gelmesini önleyecekler. Barzani de bunu düşünüyor tabii. Ama hesap etmedikleri şu ki Kürt bölgesine düşen İran füzelerinin orada yaşayan halka vereceği zarar Barzani’nin sülalesini de, zürriyetini de ebediyete kadar takip eder. İşte zaten bunun içindir ki aşiretin o kadar güçlü olmadığı Süleymaniye gibi yerlerde miting yapan milyonlarca kişi İsrail’le işbirliğini kınıyor. 

Irak Hükümeti, ABD ile işbirliğine ne kadar önem verirse versin bölgede İran’ı tehdit edecek füze rampaları kurulmasına izin veremez. Verirse Irak’ın Şii halkı ayaklanır ve onu alaşağı eder. İsrail bunu bildiği için Kürtleri bölmek, bütün komşularıyla düşman etmek, sonra da tepe tepe o bölgeyi kullanmak istiyor. 

Bütün devletleri yıkmak istiyorlar 

Son günlerde Suudilerin Irak’a göz kırparak “boş verin Şii-Sünni meselesini biz Arap olarak Arap dayanışmasına önem vermeliyiz” şeklinde telkinlerde bulunmaları da boş değildi. Paraysa para, petrol barışışıyla petrol barışı, Suudiler İsrail hesabına defalarca Irak’ı ziyaret ettiler ve vaatlerde bulundular. Karşılığında da ABD füze sistemlerinin Irak’a kurulması için “Evet” demelerini rica ettiler. Bu ısrarların hiçbiri sonuç vermeyince Barzani bölgesini koparmaktan başka çareleri kalmadı. 

ABD’nin Ortadoğu politikası açıktır. Bölgede İsrail dışında bir devlet bırakmak istemiyor, dikkat edin “hiçbirini” istemiyor. Onun yerine örgütler, etnik gruplar, aşiretler, kabileler, barbar güruhlar, mezhep organizasyonları, şeyhler, sözde sivil toplum kuruluşları getirilmek isteniyor. 

Kendileri yıkılacak 

Bugün, Türkiye’nin 2500 yıllık devlet geleneği ABD’nin hedefindedir. Tarihsel ve güçlü ülkeler İran, Rusya, Mısır özellikle yıkılmak istenirken, küreselciler Irak’a, Suriye’ye bile tahammül edemiyorlar. Ama dünkü devlet barbar Amerika ile yavrusu İsrail bu son maceralarından mağlup çıkacaklardır, eğer dik durur ve akıllı olursak.