YAZARLAR

Dolar, neden düşmüyor? 

Uluslararası piyasalarda dolar, diğer para birimleri karşısında değer kazanmaya devam ediyor. Ticaret savaşları gerginliği ve Fed’in faiz politikası, doları şimdilik en güçlü para birimi haline getirdi. ABD Tahvil faizlerinde ve dolar endeksinde yaşanan yükselişler, gelişmekte olan ülke para birimlerini negatif yönde etkiliyor. Yani küresel piyasalarda doların güçlü duruşunu ABD’nin politikalarına bağlayabiliriz. 

Peki, yurtiçi piyasalarda dolar/TL kuru neden düşmüyor? Ya da düşüşler neden sınırlı kalıyor? Bu sorunun cevabını sadece ABD’de aramak, onların politikalarını öne sürmek hata olur. Biz, önce “TL neden talep görmüyor?” sorusuna yanıt bulmaya çalışalım. 

Son iki aydır gelen tek soru şu: 

“Dolar alayım mı, satayım mı, tutayım mı?” Dolar, iştah kabartmaya devam ediyor. 1. neden doların halen talep görmesi. Ancak yüksek kur, beraberinde yeni zamları getirdiğinde şikayet etmeyi de ihmal etmiyoruz. “Şu kadar dolar alsaydım, bu kadar kazanacaktım” hesapları yapmaya devam edersek dolar, düşmez. Türkiye’de döviz kurlarının yüksek olması yabancı turistler için bulunmaz bir fırsat oldu. Döviz karşılığında her şeyin Türkiye’de çok ucuz olduğunu biliyoruz. Konaklama, yakıt, giyim, gıda... 

Türkiye’ye akın eden yabancı turistlerin çoğu Arap ülkeleri, Rusya ve Asya ülkelerinden geldi. Turist, nerede ucuz tatil yapacaksa, nerede huzurlu tatil yapacaksa, hangi ülkeler güvenliyse oraları tercih eder. Harcama kalemlerine baktığımızda konaklama ve gıda ilk iki sırada yerini alıyor. Eskiden el işçilikli ürünlerin ya da değerli taşlı takıların satışları daha çoktu. Bugün tarihi çarşılarda halı, kilim ya da mücevherat satan mağazaların kapattığını yerine lokumcuların açtığını gözlemliyoruz. 

Geçen hafta nedenlerine değindiğimi anımsatmak isteriz. Şimdi iğneyi kendimize batıralım, diğer ülkelerden turistler neden gelmediğini düşünelim. Benim aklıma gelen üç beş başlık yıllardır aynı. Turizm bölgelerinde fahiş fiyatlar uygulanması. Taklit ürünler satılması. Turistleri av olarak görmek. Fırsatçılık yaparak, dolandırmak. Hiç iç açıcı örnekler değil ama gerçek. Bin liralık halıyı 10 bin euro’ya satmak, 100 dolarlık sentetik taşlı takıları 20 bin dolara satmak, 10 liralık taksi ücretini 100 liraya çıkarmak, 2 liralık çayı 10 liraya satmak, karpuzun dilimini 5 liraya satmak vs... 

Biz kazanan değil, kaybeden olduğumuzu biliyoruz ancak kabullenmiyoruz. Bu fırsatçılıkları yapan içimizdeki üçkağıtçılar, bugün gelen zamlardan şikayetçi oluyor. Ofluyor, pohluyor, dert yanıyor. 

Peki, devletin derdi ne olacak? 

Ülkeye verdiği itibar zararını kim karşılayacak? Eğer görüp susuyorsak bizde o kadar suçluyuz. Eğer anında tepki göstermeyip, yetkilere haber vermiyorsak bizde o kadar suçluyuz. Biz sustukça dolar, enflasyon, cari ve mali açık rakamları düşmeyecek. Biz duyarlı olmadıkça devletimize, ülkemize ve ülkenin nimetlerine sahip çıkmazsak faizler düşmeyecek. Toplum olarak zihniyetimizi değiştirmezsek, her şeyi devletten beklersek, bugünlerin çok tehlikeli bir süreç olduğunu idrak etmekte geç kalmışsak dolar düşmez. Şimdi dileyen dilediği kadar döviz alsın, dilediği kadar ABD’nin ekonomisine destek versin. Duyarsız olmaya devam ettikçe doların neden düşmediğini, düşmeyeceğini anlayacaksınız. Ama o gün çok geç olacak. 

Çünkü o gün ne dolarınız kalacak, ne de kavga edecek bir sebebiniz!