YAZARLAR

Kulüpler iyi yönetilmiyorlar

ÜÇ büyükler bile Avrupa düzeyinin çok uzağındalar. Her konuda gerideyiz. Doğrusunu ne söylerseniz söyleyin, başkanlar da yöneticiler de kulüp de çalışanlar da maalesef bu konuyu çok iyi bildiklerini söylüyorlar. Zaten hepsinin amacı spora hizmet değil. Hizmetlerinin daha faydalı olmasını sağlayan bilgilerden çoğu çok uzaktalar. Kulüplere başkan ve yönetici olabilmek için bilgiye, tecrübeye bakılmıyor, kasasındaki paraya bakıyorlar. Kasada para varsa ‘Aman gel başkan ol’ diyenler bile az değil. Paranın başkan yapılmasındaki nedenden sonra, bu işleri iyi bilen biri aranıyor. Bulunan kişi yönetimini seçerken paralı olanları tercih ediyorlar. Bu defa da başka sorun çıkıyor; parayı veren düdüğü çalmak isteyince ortalık karışıyor... Bu sıkıntılar futbolcular başarılı olurlarsa yok denecek kadar az oluyor. Bu söylediklerim büyük kulüpler içindir, Anadolu’nun şehir takımları biraz garibanlar, öyle bir konumdalar ki takımda yer alma sıkıntısı yaşarlar, paralarını almaları zor bir sorundur. Alacağını istediği zaman ise terslenirler... Yöneticilere gelince işleri son derece zordur. Gece, gündüz çalışırlar… Popüler olmak için spor basını ile yakın ilişki kurarlar. Futbol takımı başarılı olursa, hele de şampiyon olursa yöneticilerin keyfi çok artar, herkesten sevgi dolu laf işitirler. Ülkemizde yönetim ve başkanlar bir kaç yıl için görev alıyorlar, üç beş seneden fazla çalışanlar bulamazsınız… Oysa Avrupa’nın büyük kulüplerine başkanları da yöneticileri de sporcuları da uzun yıllar kalırlar. Bunun kulübün başarılı olmasında çok önemli yeri vardır. Tecrübe var, bilgi var, her yanlışı öğrenmiş olma var. Toplumsal ilişkiyi iyi yapma şansı da var. O zaman bizim kulüplerimizin artık Avrupa’da başarılı olamadığının en büyük nedeni budur. Galatasaray Kulübü’nde başkanlar üç beş seneden fazla çalışamazlar. Teknik direktörler yılda bazen iki defa değişebilir. Terim tecrübesi ile bu hataları yapmıyor. Şampiyonluk kupaları da bu sayede geliyor. Avrupa’da bir zamanlar söz sahibi olmuştuk şimdilerde turları bile geçemiyoruz.

GALATASARAY VE FENERBAHÇE

İKİ kulübümüz yıllardır böyle bir skorla sahadan ayrılmamıştı. Galatasaray, Trabzon'da dört golü yerken ben futbolculardan utandım. Böyle basit futbolcuların ne işi var Galatasaray takımında diye bağırasım geldi. Hepsi topu seyrederek 90 dakikayı doldurdular. Futbolcuların hiç birisi gol yemekten üzülmediler, güle oynaya sahada dolaşmaya devam ettiler. Muslera bile gereken çabayı göstermedi. Ben onun canı isteseydi skoru ikiye indirirdi diye düşünüyorum. Taraftarların olduğu statta daha bir gün bile böyle bir rezalet yaşatmadılar. Futbolcuların çoğunluğu yabancılardan oluşuyor olması bence dalga geçmenin tek nedeni gibi görüyorum. Yabancılar Terim’den korkmuyorlar, dalga geçmelerinin nedenlerinden biri de bu faktör olabilir. Sahada ilk defa gezinti yapar gibi oynadılar Fenerbahçe ye gelince kendi sahasında çok güçlü olmayan bir takımdan 3 gol yememeliydiler. Stattaki taraftarları böyle üzmeye hakları yoktur. Sanki bile bile 90 dakikada gezindiler. Kalecinin hataları çok fazlaydı ama ona hata yaptıranlar da rakiplerinin şut çekmelerini defanstakilerin seyretmeleri idi. Taraftarlarından hiç çekinmediler, taraftarlar da çok sakin izledi, sessizce felaketi izlediler. Sezonun başındayız böyle hataların oluşmasına fazla sıkılmayalım. Ama futbolcuların tamamına yakınının yabancı olmasının da çok önemli rolü olmakta. Bizimkilerin sayısı fazla olsaydı onlar daha canlı oynarlardı. Yabancılar bugün varlar, yarın yoklar. Ama bizim futbolcularımız ömür boyu buradalar…

Doğan Sarıbeyoğlu Diğer Yazıları