YAZARLAR

Dentin hassasiyeti

Dentin hassasiyeti, soğuk, şekerli-ekşi yiyecek ve içecekler ile diş fırçalama ve hava uyaranlarına karşı oluşan kısa süreli, keskin ve rahatsız edici bir ağrıdır. Hastalar tarafından “soğuk hassasiyeti” veya “diş fırçalama hastalığı” olarak tarif edilir. Dentin hassasiyeti olan kişilerin yaşam kaliteleri hassasiyet semptomlarından olumsuz etkilenir, bu kişiler en favori yiyecek ve içeceklerinden keyif alamaz, özellikle soğuk içeceklerin ılımasını beklemek zorunda kalırlar. 

Aşınmaların nedeni 

Yaşam boyunca dişler, ortamda mikroorganizma olmasa da yapılarındaki sert dokuların çeşitli boyutta kopmasına ve aşınmasına neden olan sayısız fiziksel ve kimyasal etkiye maruz kalırlar. Diş dokularında hayat boyu devam eden ve çürük nedeniyle oluşmayan bu kayıp, gerçekte normal fizyolojik bir prosestir. Ancak meydana gelen doku kaybının oranı; var olan dişlere zarar verecek boyuta ulaştığında ya da varlığı hastada endişe uyandırdığında patolojik olarak düşünülür. 

Yanlış fırçalama tekniği 

Aşındırıcı partikülleri fazla diş macunları ile yapılan sık, sert, yanlış diş fırçalama, dişlerin strese bağlı sıkılması ya da gıcırdatılması, asidik yiyecek ve içecekler, yüzme havuzlarındaki klor, reflü, kronik yaygın kusma, alkolizm, peptik ülser, ilaçlara bağlı gelişen ağız kuruluğu, diyabet, tükürüğün tamponlama kapasitesi, pH’ ı ve akış hızı diş yüzeylerinde özelliklede dişetine komşu alanlarda farklı aşınma tiplerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.   

Asit erozyonu 

Son yıllarda toplumda da sıklıkla konuşulan aşınmalar herhangi bir bakteri etkisi olmadan kimyasal bir etkenle oluşmuş ve biz diş hekimlerinin erozyon olarak tanımladıkları aşınmalardır. Erozyonun oluşmasını sağlayan ve/veya oluşmasına zemin hazırlayan faktörler arasında biyolojik, kimyasal ve davranışsal faktörler ile kişinin eğitimi, sosyo ekonomik statüsü, alışkanlıkları ve genel sağlık durumu da yer alır. Midede üretilen hidroklorik asit kusma yoluyla ya da mide suyunun geri hareketi ile ağıza ulaşır. Midedeki bu asidin ağız ortamına gelmesine, gastroözofasiyal reflü (GOR), peptik ülser, gastrit, kronik alkolizm ve anorexia ve bulimia nevroza gibi hastalıklar neden olabilirler ve erozyon için direk risk oluşturabilirler. Mide suyunun tamponlanma kapasitesi ve pH’ının, besinlerle alınan asitlere oranla önemli ölçüde daha düşük olması ön dişlerin dil ve damak taraflarında bu tip aşınmaların oluşmasında rol oynar. 

Dişlerde ne tür değişim olur? 

Bireyler sabah akşam florürlü diş macunu ile dişlerini fırçalayıp, diş çürüğü etkeni bakteri plağı denilen oluşumu dişleri üzerinden uzaklaştırabilseler de, günlük yaşantı içerisinde herhangi bir saat içinde aldıkları asitli yiyecek ve içecekler ile dişlerin sert dokularında oluşan aşınmalara rahatlıkla neden olurlar. Asitli yiyecek ve içeceklerin dişle teması sonucu diş minesinin yüzeyinde geçici olarak yumuşama oluşur. Zamanla, bu asidik yumuşama asit etkenin varlığını sürdürmesi ve diş fırçalaması sırasındaki yanlış uygulama ve hatalı seçimlere bağlı olarak önemli bir aşınmaya ve dolayısıyla da diş minesinin kalınlığının azalmasına yol açabilir. Bu da dişin dokusu, şekli ve görünümünde değişime ve sonuç olarak da sıcak ya da soğukta diş hassasiyetinin artmasına neden olur. Asit nedeniyle diş minesinde oluşan aşınma dişlerin yüzeyinin yuvarlanmış, parlak, cilalı ve hafifçe sararmış bir görünüm kazanmasına neden olur. Sonraki aşamalarda, dişlerde sarı lekeler, şeffaflık, aşırı hassasiyet, diş uçlarında çatlaklar ve diş yüzeylerinde küçük çukurlar görülebilir. 

Tükürük önem taşır mı? 

Tükürük dişlerdeki erozyon türü aşınmalarda; erozyona neden olan asidi sulandırarak, temizleyerek, nötralize etmek suretiyle tamponlayarak direk etkisini gösterir. Tükürük akışını azaltan hastalıklar, kontrolsüz yapılan baş-boyun radyoterapisi, sinir sistemi rahatsızlıkları, tükürük bezi hastalıkları, Sjögren sendromu gibi hastalıklar tükürük özelliklerini etkilemelerinden ötürü dişlerde erozyon oluşumunda indirekt risk taşıyan hastalıklar olarak bildirilmektedirler. Aynı zamanda kullanılan antidepresanlar ve/veya diğer pisikoaktif ilaçlarında tükürük akış hızını azaltarak dişlerde erozyonlara dolaylı olarak katkı sağladıkları bildirilmektedir. 

Nelere dikkat edilmeli? 

Asitli yiyecek ve içecekleri az miktar ve sıklıkta tüketmeli, asitli içecekler çok çabuk yutulmalı ve mümkünse pipetle içilmeli, asitli içecekler öğün aralarında tüketilmemeli, ağıza asit alınımından hemen sonra dişlerin fırçalanması yerine ağzın su ile çalkalanması tercih edilmeli, GERD’den ve/veya Blumia‘dan şüpheleniliyorsa doktora yada psikiyatriste danışılmalı, alkolizmi olan hasta rehabilitasyon programına yönlendirilmeli, tükürük akış hızını arttıran şekersiz sakızları çiğnenmeli.

 

Diş Hekimi İlker Erdoğan Diğer Yazıları