• Bist 100
    110115
  • Dolar
    5,7930
  • Euro
    6,4444
  • Altın
    275,5540
İstanbul
7 / 15
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Aşk, sevgi ve bağımlılık..

Amerikan Psikiyatri Derneği’nin 6 Mayıs’taki olağan toplantısında Abstract NR8-35 numaralı bildiride aşk ve bağlılık konusunda ilginç görüşler tartışıldı. Tartışma  gele gele acaba biyolojide bir hata mı var noktasına geldi. 
Aşk bağımlılığı, romantik bir partnere karşı doğru şiddetli yaygın ve aşırı ilgi ile karakterize bir durum olmasının yanında, tüm hayvan ve insanlarda olması gereken ve yaşamın devam etmesi için çok önemli olan bir duygudur. Bu araştırmada bu tür aşkın bir bağlanma bozukluğu olabileceği tartışılmakta olup; “ aşk bağımlılığı”, “patolojik aşk” ve “davranışsal bağımlılık” gibi terimler karşımıza çıkmaktadır. Zirai beyindeki dopaminerjik sistemin yanı sıra bazı diğer ek biyolojik ve hormonal sistemlerin de devreye girdiği görülmektedir. Beyin sapının bu konuda çok önemli ve düzenleyici rolü vardır. Bu madde bağımlılığı, seks veya kumar bozuklukları ile aynı anda oluşabilmesine  rağmen , aynı zamanda değişik bir ruh hali ya da obsesif - kompulsif bozukluk ile beraber görülebilir. Örneğin, beyin sapı çok ilginç bir kontrol merkezidir. Burada, sigaradan ve uyuşturucudan zevk alma merkezi ile yemek yeme kontrol merkezi iç içe girmiştir. İlaç vererek bir tanesini tek başına kontrol etmemiz oldukça zordur. Hatırlayınız, birkaç yıl önce beyine etkili bir zayıflama ilacı piyasaya verilmişti ve üretici firma tarafından FDA uyarısı ile toplatılıp üretimine son verilmişti. 
Yapılan araştırmalarda, aşık olan birisinin beyninde feromon ve tiroksin hormonunun arttığı görülmüştür. Şehvet ve cinsel arzuları oluşturan testosteron ve östrojen  gibi hormonların yanında biyolojik olarak, olası dört tane aşk molekülü olduğu bilinmektedir. Bunlar: dopamin (arzu teşvik ve sevgi davranış tekrarını kolaylaştırır) , oksitosin ( sosyal davranış aracılık ki) , opioid hormon (zevk hissini aktive eder) ve vazopressin (koruyucu davranışları etkiler). Burada ilginç, 
olan vazopressin hormon algılayıcısının kodlayan geni olan (AVP R1A) erkeklerde daha az düzenli bir ilişki göstermektedir. 
Bu çalışmada, romantik bir ortağı hakkında saplantılı düşünceleri olanların tedavileri için selektif serotonin geri alım inhibitörleri ve / veya antidepresan kullanılması öneriliyor. 
Bu tür tedaviler fütüristik bir yaklaşım olup, aşk bağımlılığı gibi asil insan duyguları medikalize edilemez. Ancak “patolojik aşk veya davranışsal bağımlılık” gibi bağımlılıktan kaynaklanan davranış bozuklukları psikososyal bir bozukluluk veya sosyopati durumuna geldiğinde elbette ki tıbbi yardıma gereksinim duyulacaktır. 

Dahiliye Uzmanı Yavuz Eryılmaz Diğer Yazıları