Zayıf bünye zayıf iman zayıf devlet! 

Bu zamana kadar çeşitli vesilelerle, insanımızın biyolojik ve kültürel bağışıklık sisteminin zayıflığından bahsedip, dikkatleri bu konuya çekme gayreti içerisinde oldum. Biyolojik ve kültürel bağışıklık sistemi sağlıklı olan insanların oluşturduğu toplum ve o toplumun devletinin de sağlıklı olacağını, sağlıklı bünyelere mikropların sızamayacağını sızsa da sağlıklı bünyelerin sızan bu mikropları bağışıklık sistemlerinde yok edeceğini anlatmaya çalıştım! 

Nihayetinde de kültürel bağışıklık sistemi zayıf toplumumuzun ister istemez biyolojik bağışıklık sistemleri de zayıf bireyleri ortaya çıktı ve devletin mekanizmalarında da bu insanlar karar verme, uygulama safhalarında oldular! 

Netice, tarihten gelen hastalıklarımızla, FETÖ mikrobunun neden olduğu hastalıklar birleşince metastaz yapmış, 15 Temmuz başarısız işgal girişimi ile yıkıma uğratıldığı, savunma sisteminin çökertildiği düşünülen bünye/devlet, etkili bir millet refleksiyle adeta yeniden dirilmiştir. 

Yurtdışı laboratuvarlarınca da desteklenen ve korumaya alınan FETÖ mikrobunun gelişimini besleyen kaynakları doğrudan kurutmadıkça, aynı kaynaklardan beslenen benzer hastalıklar bünyemizi yormaya, enerjimizi tüketmeye, belirleyici ve güçlü devlet olma yolunda hızımızı kesmeye devam edecektir. Yani FETÖ'cü kadroların tasfiyesi veya kodese girmesi yeterli bir çözüm olmaktan uzaktır. 

Aklı ve gayreti ortadan kaldıran, kurtuluşu, zenginliği, kalkınmayı mucizevi kurtarıcılarda arayan, efsane ve hurafe kültürü ile miskinleşmiş, sebep sonuç ilişkisi kuramayan, akıl çizgisinden uzaklaşmış, ticari mallara ilahi güçler atfederek zenginleşen, kayıtsız şartsız itaate odaklanan, çekirdek kadrosu ile Hasan Sabbah' ın “Haşhaşi” grubu benzeri, dünyevi her türlü otorite ve iktidarının üzerinde hiyerarşisi olan yapılar oluşmuştur. 

Bilimsel ve Kur'ani düşünceden uzaklaştırılan bu hastalıklı beyinler, kendilerine süslü sıfatlar takıp, FETÖ haininin kullanıp attığı sümüklü mendilleri 'şifadır' diye bir parça kopartıp yemek için yarışıyor, aynı anda onlarca yerde olabileceğine inanıyor, fotoğraflarına bakıp imanını arttırıyor, şeyhinin düşüncesini kontrol edebileceğine inanıyor, rüyalar kanalı ile yüzlerce yıl öncesinden mesajlar getirebileceğine aklı yatıyor! 

Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi,            aklının ve vücudunun kullanım hakkı kendine ait olmayan bir başka ifadeyle köle insan ortaya çıkıyor! 

Oysa mesajı Hazreti Muhammet (SAV) getirmiş ve kendisinin son Peygamber, getirdiği mesajın da son mesaj olduğunu söylemişti! 

Maalesef her biri klinik psikiyatri konusu olan kapalı tedavi gerektirebilecek bu davranışların inancımızın bir parçası olduğunu düşünen ya da öyleymiş gibi yapan birçok grup, dini bu sünnet, akıl ve Kur'an dışı zeminde yaymak için uygun beyinleri dönüştürmeye devam ediyor. 

Bilirsiniz bazı mikroplar her yıl mutasyona uğrayarak yeni tedavi yöntemleri ve aşı         geliştirilmesine neden olurlar. 

İşte itikat imamımız Ebu Mansur el-Maturidi’yi anlarsak yeni masrafları, zaman ve         enerji kayıplarını büyük oranda azaltabiliriz. 

Peki kimdir Ebu Mansur el-Maturidi? 

Devam edeceğiz 

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları