YAZARLAR

Yeni yılda niyetlerimizde buluşalım inşallah! 

Bugün bir yılın son gününü, yaşanan ömrün de son gününü tamama erdirirken kalan ömrün ve yılın ilk gününü karşılayacağız. 

Genel olarak bugün köşe yazılarında geçen yıla dair yaşananlar yazılır. Yazılı ve görsel medya mensupları da durdukları yerden, bakıp gördüklerini yazacaklar, gösterecekler. 

Mutfakta, sofrada, modada hakim olan, süregelen tavır, bu akşam da dünyada hemen hemen her hanede “Yılbaşı Gecesi“ adı altında aynı yaşanacak! 

Bunu derken insanların yeni bir yıla girerken kendince anlamlı bulduğu şekilde yaşamasına diyecek tek bir sözüm olmaz olamaz da! 

Bendeniz bu yılın son, kalan yılların ilk gününde ne dün yaşananları yazacağım ne “Keşke” diyeceğim, ne de “Dememiş miydim” diye söze başlayacağım! Tecrübe ettiğim bildiğim, “Olmuş olan, öyle olması gerektiği için olmuştur” gerçeğidir. 

İster beşeri münasebetlerimizde, ister cemiyet hayatımızda çağımız insanının değeri, kendisinden sağlanan fayda ölçüsünde olduğu gerçeğini, vereceği şeyler azaldığı ya da daha fazla veren bulunduğu anda da ilk vazgeçilen olduğunu hemen hemen herkes iliklerine kadar hissetmiştir! Aynı yıl içerisinde pek çok kez en kıymetli, en değer verilen olup, yine aynı yılda bir anda en kıymetsiz olmak, misali… 

Şu anda çoğunuzun, “Yenilmez, bu dediğin halleri bırak yılı, aynı gün içerisinde bile yaşıyoruz” dediğini duyar gibiyim! 

Tam bir yılın arefesinde şöyle dönüp bir çevremize baksak, çevremizdeki kişilerle geçmişimiz kaç yıla dayanmakta bir düşünsek neyle karşılaşırız acaba? Yazık ki, çevremizde iki haneli yıla dayanan geçmişi paylaştığımız insan sayısı, ne kadar az! Siyasette, ticarette, sporda ve dahi her alanda birliktelikleri hep tek haneli yıllarda nasıl da çabucak tüketiyoruz! 

Buyurun, daha dün kardeşlik hukukuyla en üst makamlara gelenler bugün aradan daha tek haneli yıllar geçmişken şimdi neredeler ve ne yapmaktalar! 

Daha dün, “Arda” diye inleyen Galatasaray tribünlerinde, bugün küfürler hakaretler! 

Peki, nedendir bu hal? 

Acaba niyetlerimiz mi kirlendi? 

Yoksa her yeni yıla daha da kirlenmiş niyetlerle mi girer olduk? 

Dünü kıymetli kılan, “Vefa” duygusunu kirlenen niyetlerimiz mi öldürdü de biz aynı niyetlerde buluşamaz, niyetlerimizi iki haneli yıllara taşıyamaz olduk! 

En tehlikelisi de niyetlerimizden yargılanacak olduğumuz gerçeğini, unutmuş olmamız! 

Acaba kaçımız yeni yılın ilk gününe çıkabileceğiz? 

Hadi çıktık diyelim, yeni yılın son gününe kaçımız ulaşabilecek? 

Kalan ömrümüzün ilk yılının ilk gününün arefesinde diyeceğim odur ki, gün gelecek kirlenen niyetlerimizi kirlerinden arındıracak yıllar kalmayacak! 

Yeni yılda niyetlerimizde buluşalım inşallah!