YAZARLAR

Gençlik gençliğimiz gençlerimiz... 

Tam Pazar köşe yazımı yazmak üzere bilgisayarımın başına oturmuştum ki, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın Türkiye Gençlik Zirvesi'nde yaptığı konuşması başladı. 

Adı üzerinde gençlik, olmamış olgunlaşmamış olma ve olgunlaşma yolunda olan insan...Bir başka ifadeyle de soyumuzun, ailemizin, ülkemizin ve insanlığın emanet edileceği kesim... 

Gençlik insan ilişkisini en iyi ifade edebilen kelime “geleceğimiz” kelimesidir! 

Bu konunun önemine binaen, ‘’Gençlik ve Spor Bakanlığı’’ adında bir bakanlık bile tahsis edilmiştir! 

O kadar önemli olsa gerek ki, tüm dinler, peygamberler, feylesoflar, edebiyatçılar, liderler bu konuda söz söylemişlerdir! 

Bütün bunların yanında tüm yıkıcı, bölücü, ihanet odakları da planlarını hep gençlik üzerine kurmuştur. 

Kısacası gençlik, ister olumlu ya da olumsuz olsun her plan, fikir ve emelin belendiği alandır! 

Gelin görün ki  Avrupa ve adı gelişmiş ülkeler arasında anılan ülkelerin en büyük sorunu da genç nüfusa sahip olmamasıdır! Her alanda gelişmiş olsalar da geleceklerini beleyecekleri gençlere sahip değiller. Bu açıklarını da, gelecekte rakibi olacak devlet ve milletlerin üzerinde çeşitli tezgahlar kurarak o devlet ve toplulukların geleceklerini ipotek altına almak, bunun yanında da bu ülke ve milletlerin içinden beyin göçü vasıtasıyla en kaliteli genç profilini ithal etmek yoluna gitmişlerdir! 

Bu konuda da en fazla zarar gören ülkelerin başında Türkiye Cumhuriyeti Devleti dolaysıyla da Türk Milleti olmuştur! 

1980 yılına kadar ülkemizde üniversite sayısı 19 idi, şartlar itibarıyla gençliğin üniversite okumasının  zor olduğu yıllardı! 

70’li yıllarda alenen dış güçlerin kurduğu (Türkiye’de kurulan sol terör örgütlerinin kurucusu ve destekçisi ABD ve Avrupa devletleri olmuştur) terör tezgahına kurban verdiğimiz genç sayısı 5 binden fazladır, bir o kadarı da 12 Eylül Darbesinden kaçarak yurt dışına çıkmıştır! 

12 Eylül Darbesinde 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 650 bin kişi gözaltına alındı, 70 bin kişi için idam istendi, 517 kişi idam aldı, 50 kişi idam edildi, 250 kişinin idamı meclise yollandı, 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü, 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi, 299 kişi cezaevinde öldü, 14 kişi açlık grevinde öldü,16 kişi kaçarken vuruldu, 43 kişi intihar etti, 30 bin kişi işten atıldı, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı! 

İşin en acısı da, bunların hepsi bu ülkenin genç nüfusuydu! 

1980-1990 arası üniversite sayımız 29’a çıkmış, bu sefer de başta ABD ve Avrupa devletleri tarafından (Bugün PKK PYD YPG’ye silah yardımları, kaçan terör elebaşlarını teslim etmeyip ülkelerinde beslemeleri bunun ispatıdır) başımıza bölücü terör örgütü PKK belası musallat edilmiştir!  Terör örgütünün örgütlenme alanı ise özellikle üniversiteler olmuştur! 

1990 sonrası bu belaya bir de FETÖ ‘yü eklediler ve ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz potansiyelimizi tamamen avuçlarının içine aldılar! 

Sonuç, 100 binin üzerinde gencimizi PKK terör örgütüne, kat kat fazlasını da FETÖ örgütüne kurban verdik! 

Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmalarında, yurt, burs ve birçok alanda devrim olabilecek yenilikleri saydılar. Hemen hemen her yıl 81 ili gezen bir kardeşiniz olarak diyorum ki, bu alanlarda yapılan hizmetler takdire şayandır! 

Peki, hemen hemen her yıl kat kat artan oranda iyileştirme yapılmasına rağmen arzu edilen netice neden alınamıyor? 

Öncelikle yapılması gereken reformlar bu alanlarda yapılıyorsa, yıkıcı bölücü faaliyet gösterenler hala hem de artan oranda gençlerimizi nasıl tuzaklarına düşürüyorlar? 

Evet, gençlerimize rahat yatacakları yurtlar, rahat ders görecekleri binaların yükseldiği üniversiteler hatta istediklerini karşılayacak burslar sağlandı. 

Biyolojik bağışıklık sistemlerini güçlendirecekleri  hemen her şeyi yaptık da peki, ya kültürel bağışıklık sistemlerini güçlendirebildik mi? 

Acaba, kaç üniversitemizde tiyatro, müzik, resim, dans kulübü var? Olanlar da kimlerin ellerinde ve oralarda hangi faaliyetler yapılmakta? 

Yurtlar öğrencilerimizin yaşadıkları mahallelerdir, peki, kaç öğrenci yurdumuzda tiyatro, sinema, konser, sergi salonu var? 

Genç sadece mekteplerde mi var, ya sokaklardaki gençlerimiz... 

Gençlerimiz bütün bu yoklarını, ya televizyon ekranlarından ya da çağın gerçeği sosyal paylaşım sitelerinden karşılıyor! 

Peki, bu alanlarda var mıyız? 

Ne yazık ki, “hayır”! 

Gençlerimiz öyküyü bilmeden olgunlaşıyorlar, daha doğrusu kimler nasıl olgunlaştırmak istiyorsa ona göre olgunlaşıyorlar!