YAZARLAR

Gazi Paşa Franco Mussolini ya da Hitler değildi!

Bu yıl ki 26 Ağustos ve 30 Ağustos kutlamaları, her zamankinden farklı, eksiğiyle fazlasıyla bizden ve anlamıyla örtüşen bir kutlama oldu! 

Öncelikle Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız  Recep Tayyip Erdoğan’ın gerek kutlamaları kendi nezaretine alması gerekse bizzat katılıp tarihe not düşecek mahiyetteki konuşması, bu tarihi dönemin bizim için ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu!    

26 Ağustos 1071’de Malazgirt’te Anadolu’nun kapısının açılması, 851 yıl sonrasında 26 Ağustos 1922’de evinden, ocağından kovulmaya çalışılan Türk Milletinin, ‘’Ya istiklal ya ölüm’’ diyerek ‘’Benim bu topraklardan ancak cesedimi çıkarabilirsiniz’’ diyerek tırnaklarıyla vatan toprağına tutunması... 

Tarihçiler ne der bilmiyorum, ama bendeniz Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Ağustos gününü seçmesinin bir tesadüf olduğuna inanmayanlardanım. İmanım gibi inanıyorum ki, her bir neferi en az on yıldır savaşta olan neferinin halini bilen Gazi Paşa, 26 Ağustos 1071’de dedesi Sultan Alparslan’ın ‘’Yarabbi, seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğruna savaşıyorum. Ey Allah’ım, niyetim halistir bana yardım et, sözlerimde hilaf varsa beni kahret!” duasına sığınmıştı! 

26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan başarısız olsaydı, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve askerleri 851 yıl sonra aynı günde savaş meydanında olamayacaklardı! 

26 Ağustos 1922’de Gazi Paşa başarısız olsaydı, bizler 947 yıl sonra Malazgirt Zaferini kutlayamayacaktık! 

Nasıl, 1071’de Malazgirt’te kapısını açıp içine girdiği evinin sınırlarını Viyana kapılarına kadar dayandırmış, Türk Milletini İslam Medeniyeti ’nin bayraktarı yapmışsa, aradan geçen 851 yıl sonrasında onu bu görevle görevlendiren şereflendiren tek irade,  Türk Milleti’nin evinden ocağından çıkarılmasına hem de aynı günde, yine öyle müsaade etmemiştir! 

26 Ağustos 1922'de, ‘’Sen, burada Anadolu’da kalacaksın’’ dedi adeta, çünkü bugünlerde olacakların yaşanacakların hatasız planlarını yapan Yüce Allah, bizim bu topraklardan sökülüp atılmamıza müsaade etmedi! 

İmdi! 

Bütün bunların ötesinde bizler bayramlarla, zaferlerle dolu günleri yaşamanın hazzını yaşamamız gerekirken, özellikle sosyal medyada Gazi Mustafa Kemal Paşa üzerinden tartışmanın da ötesinde bir hakaret kampanyası sürüp gitmekte! 

Edep adap dışı tavırlarla, Gazi Paşa’nın ne anasını bıraktılar ne babasını... 

İş öyle bir hale geldi ki, ‘’1922’de Yunan keşke işgal etseydi’’ diyen sözüm ona tarihçilerimiz türedi! 

Bırakın, Gazi Paşa’nın hayatına sığdırdıklarını, zulümleriyle dünyaya nam salan çağdaşları Mussolini ’ye bir İtalyan’ın, Franco’ya bir İspanyol’un, Churchill’e bir İngiliz’in, Stalin’e bir Rus’un, hatta Hitler’e bir Almanın küfür ettiğini, anasına, babasına hakaret ettiğini hiç okudunuz, duydunuz mu? Oysa, milyonlarca günahsız insanı vagonlarda, gaz odalarında, fırınlarda yakan adamlardı bunlar! 

Şöyle gözlerimizi kapatıp, 26 Ağustos 1922’de, ‘’Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emrinin başarılı olamadığını bir düşünelim, Allah muhafaza ne olurdu acaba? 

Fazla geriye gitmeye ne hacet, İslam’ın son ordusu olabilecek miydi, ırzını namusunu korumak için sığınacak beş milyon ümmet evladı nereye, nerelere, kimlerin insafına sığınacaktı? 

Bir Kurban Bayramı daha yaşadık! 

Kestiğimiz kurbanlar, Myanmarlı kardeşlerimize de aş oldu! 

Seversiniz sevmezsiniz, kimse kusura bakmasın ama çağdaşları milyonlarca insanı gaz odalarında, fırınlarda, vagonlarda katlederken, milletinin istiklali için canını ortaya koyan Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya kimse hakaret edip, anasına, babasına dil uzatamaz! 

Hele hele bu kişi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıysa... 

Son sözüm size, özellikle kulaktan dolma bilgiye, tamamen algı operasyonlarına kapılan Müslüman gençler! 

Bakın, sosyal medya da bir video dönmekte! 

Almanya’da yapılan Gazi Paşa’nın heykelini temizlemeye çalışan kardeşimize hakaret edilmekte! 

Şunu bir düşünün, ‘’ASALA PKK, neden Gazi Paşa’ya bu kadar düşmanlar ve ben hangi saftayım?”...