YAZARLAR

OBKŞT

Son yazılarımdan da anladığınız gibi yine Anadolu yollarına düştüm ve her Aralık ayında olduğu gibi de merhum Mehmet Akif Ersoy konulu “Safahat” oyunumu sahnelemek üzere turnedeyim. Bu Aralık Ordu Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Enver Yılmaz Bey bendenizi arayıp “Bildiğiniz gibi ülkemizin perdesini hiç kapatmamış tiyatrosu Ordu  Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu’dur” der demez ben de, “Bilmem mi Sayın Başkanım bendeniz o tiyatronun deneme sahnesinde tiyatroya başladım” deyince, “İyi o zaman merhum Mehmet Akif Ersoy dedemizi doğum ve ölüm yıldönümünde Ordulu Asım’ın Nesli ile buluşturalım” demez mi! 

Aslında hemen hiç düşünmeden “Elbette“ demem gerekirken kalakaldım, boğazım düğümlendi ve anında cevap veremedim. Ne var bunda diyeceksiniz biliyorum! 
Ne yok ki! 
Bir keresinde söz konusu tiyatro Türk Tiyatrosu tarihinde özel ve müstesna bir yere sahiptir. Yukarıda da Sayın Başkanımın ifade etikler gibi 1950’lerden bugüne devam eden -kaldı ki Ordu  Karadeniz Belediye Tiyatrosunun kuruluşu 1800’lerin sonlarına dayanır- tek tiyatrosu olmasının yanında hala günümüzde faaliyetini özelikle yerli oyunlar sahneleyerek devam etmektedir ! 
Benim için ise daha özel bir yer vardır ki hem ekmek yediğim mesleğimi hem de mesleğimde ilk ödülümü 1983 yılında bu tiyatronun genel sanat yönetmeni merhum Aydın Üstüntaş’ın elinden almıştım! Sayın Başkanımla mutabakata vardık ve 8 gün boyunca günde iki oyun olmak üzere Ordu Merkez, Gölköy, Mesudiye, Fatsa, Ünye olmak üzere toplam 16 temsil verdik! Yani Ordu’da, Fatsa’da, Ünye’de, Gölköy ve Mesudiye’de Mehmet Akif Ersoy konulu 16 oyunun seyircileri ortaokul ve lise talebeleri! 
Şimdi yaşı benimle aynı ve benden büyük olup Ordulu olanlar saydığım ilçeleri ve de oyunun konusunu okuduklarında eminim gözleri dolup “Hamd olsun” demişlerdir! Yaşı küçük olanlar da eğer zahmet edip de, “1980 öncesi Ordu-Fatsa” diye Google’a yazarlarsa beni çok ama çok iyi anlayacaklardır! 
Bu OBKT’de o zamanlar hangi oyunların oynandığını ve o oyunların da nasıl oyunlara sebep olduğunu gördüklerinde, ne demek istediğimi ve bendenizin de nasıl bir haleti ruhiye içerisinde olduğumu anlayacaklardır! Bugünün manzarasıysa, Fatsa’da oyun sonrası salonu dolduran 500 gencin İstiklal Marşı’nı ağlayarak okumaları, Gölköy’de, Mesudiye’de hafta sonu 50 cm. kara rağmen gelip merhum Akif’in oğlu Emin’in hazin sonunu öğrenen yavruların hıçkırıkları! 
Her oyun sonrası muhteşem düzenleme yapılmış, çocukluğumun geçtiği Ordu sahiline çıkıp, şöyle bir baktığımda dün yaşananlar, o sahile düşen canlar gözlerimin önünden birer birer geçtiğinde gözyaşlarımı tutamadım ve dudaklarımdan sadece “Hamd olsun Allah’ım” çıkıverdi! 
Evet, tam 34 yıl önce çıktığım ve ancak zaman zaman gelebildiğim, ne hazin ki bu zaman içerisinde de alt yapı ve şehir düzenlemesi açısından hizmetten mahrum kaldığını gördükçe üzüldüğüm memleketim bir başka güzelleşmiş ! 
Aradan geçen 34 yılda bir köşeye atılmış OBKT de artık, istenilen düzeyde olmasa da bir çok büyükşehirde olmayan kadar maaşlı sanatçıyla oyunlar sahnelemekte! Bütün bunların yanında Başkan Enver Yılmaz Bey’e koşuşturmalarından fırsat bulup yüzüne diyemediğim bir şeyi buradan demek istiyorum! Sayın Başkanım Allah size, üç dönem milletvekilliği bunun yanında da Ordu’nun ilk seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanlığını nasip etti, siz de maşallah güzel hizmetler yaparak hakkını verdiniz , veriyorsunuz ve vereceksiniz de! Gelin ilklerinize bir ilk daha ekleyiniz, OBKT’yi ülkemizin dördüncü şehir tiyatrosu yapınız! 
“K” ile “T”nin arasına bir “Ş” ekleyiniz, olmaz mı? 
Olur inşallah olur ve size de Ordu’ya da yakışır!