Kitapsızlaştık! 

Bir ananın iki oğlu, 

Bir amalın iki kolu. 

O da ulu, bu da ulu 

Azerbaycan -Türkiye . 

Dinimiz bir, dilimiz bir, 

Ayımız bir, yılımız bir,  

Aşkımız bir, yolumuz bir 

Azerbaycan-Türkiye 

Türkiye ile Azerbaycan’ın birbirleri için ne anlam ifade ettiğini, Bakü’de yanan bir yüreğin Türkiye’deki bir başka yüreği nasıl da dağladığını anlatan o kadar çok şiir, roman, şarkı var ki! Yukarıdaki mısraların müellifi merhum Bahtiyar Vahapzade’nin şiirleri de en güzel örneklerden. Gelin görün ki Anadolu coğrafyasında sokağa çıkıp da “Bahtiyar Vahapzade kimdir?” diye sorsanız, bırakınız sokaktakilere sormayı üniversitelerimizin edebiyat bölümü öğrencilerine sorsanız, acaba nasıl bir cevap alırsınız? Bahtiyar isimli meşhur bir popçu, bir survivor yarışmacısı ya da bir dizi oyuncusu varsa, muhatabınız yanlış da olsa bir şeyler söyler belki! 

Sarı saçlarına deli gönlümü 

Bağlamışım, çözülmüyor Mihriban! 

Ayrılıktan zor belleme ölümü 

Görmeyince sezilmiyor Mihriban! 

Yâr deyince kalem elden düşüyor 

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor 

Lambada titreyen alev üşüyor 

Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban! 

Bu mısraların da şairini sorsak, birkaç türkü meraklısından belki “Musa Eroğlu olabilir!” cevabı çıkabilir, ne yazık ki bu türkünün sözlerinin merhum Abdurrahim Karakoç’a ait olduğunu bilecek birinin çıkacağını hiç sanmıyorum! 

Kaldı ki emin olun, Türk dünyasının bu iki şairi de en şanslı olanlardandır, çünkü şiirleri en fazla bestelenen şairlerindendir! 

Merhum Bahtiyar Vahapzade, bizim için merhum Mehmet Akif Ersoy ne ise Azerbaycan için odur! 

Merhum Abdurrahim Karakoç da Türk Dünyası için bir Karacaoğlan, bir Köroğlu gibi edebiyat tarihimize malolmuş, yakın dönem değerimizdir! 

Bendeniz dün Manisa Milletvekili Sayın Selçuk Özdağ Bey’in organizesinde gerçekleştirilen, “Türk Dünyası'nda İz Bırakanlar Bahtiyar Vahapzade - Abdurrahim Karakoç Şiirleri ve Türküleri Gecesi” programının sunumu için Manisa’daydım. Programa Türk Dünyasının yiğit kızı Azerbaycan Meclisi Milletvekili Sayın Ganira Paşayeva Hanımefendi ve Azerbaycan sanatçıları da katıldılar. Program Azerbaycan’ın Bağımsızlık Kutlama Haftasına (18 Ekim ) denk getirilmiş. 

Bu vesile ile gittiğim Manisa’da şair ve yazar dostlarla sohbet etme imkanı buldum. Keşke konuşulanları duymasaydım! Yazımın girişinde Türk Dünyası'nın iki abide şahsiyetini, sokaklarımızdakiler bir yana edebiyat okuyan insanlarımızın bile bilemediği gerçeğini, içim sızlayarak yazmıştım! Şair ve yazarların anlattıklarını dinlediğimde ise içim daha çok dağlandı, çünkü Kültür ve Turizm Bakanlığımız, kendi bünyesindeki kütüphanelere, (1100 civarında) kurulun seçtiği yazar ve şairlerden 250, eğer çocuk kitabıysa 400 adet satın alabiliyormuş! Bu satın almalar da etiket fiyatının yüzde 40 altında yapılıyormuş! Yetkililerle konuştuğumuzda bu alımlara ayrılan bütçe 12 milyon Türk Lirasıymış! 

Demek ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kitap alımına, futbol kulüplerinin vasat bir yabancı futbolcuya ayırdığı parayı dahi ayırmıyor! 

Fazla söze ne hacet! 

Kitapsız bir nesil futbol stadyumlarında birbirini boğazlıyor! 

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları