• Bist 100
    108869
  • Dolar
    5,7884
  • Euro
    6,4038
  • Altın
    271,9320
İstanbul
8 / 15
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

İlla da kültür sanat...

Başımıza ne geldiyse önce yaradılış, sonra insan olarak kendi hikâyemizi, daha sonrasında yaşadığımız mekânın hikâyesini bilemememizden geldi! 

Yaradılış hikâyemizi bilemediğimizden insanlığımızı, dolayısıyla da insan olmanın hikâyesini bilemediğimizden kulluğumuzu, yaşadığımız mekânın hikâyesini bilemediğimizden de vatanımızın kıymetini bilemedik! 

Sıradanlaştık, bu anlamlara sahip olamadığımız için de aklımızı kullanma melekesine sahip olamadık emrimize verilen canlılara benzemeye başladık! 

Bütün bunların üstüne de devamında kendi özgün hikâyemizi yazamadık, başkalarının yazdığı hikâyelerin içerisinde figüran olmanın ötesine de geçemedik! 

Bakınız, bugün 17 Kasım 2019, bundan tam 150 yıl önce bugün, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan Süveyş Kanalı açıldı (17 Kasım 1869). 

17 Kasım 1869 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun Mısır Valisi Said Paşa zamanında kazılmaya başlanan Süveyş Kanalı... 

Süveyş Kanalı aklıma Kıbrıs'ı getirdi birden, 1571 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu’nun Kıbrıs’ı Fethi’ni ve bugünü... 

Şu anda Süveyş Kanalı kimlerin elinde? 

Ya, Kıbrıs’ın durumu..? 

Süveyş kanalında kimlerin gemileri yüzüyor? 

Kıbrıs’ın çevresinde kimlerin sondaj gemileri cirit atıyor? 

Oysa bir Osmanlı hayaliydi Süveyş Kanalı! 

Bugün ABD’de dikili, adı da Özgürlük Anıtı olan heykel, kanal açıldığında kanalın girişine dikilecekti ve parasının büyük bir kısmı da ödenmişti! 

Bizim siparişini verdiğimiz heykelin bir elinde adaletin terazisi, diğer elinde de adaleti sağlayan Osmanlı’nın kılıcı vardı! 

1571’de Kıbrıs’ın Fethi’nde 50 binin üzerinde şehit verdiğimiz Kıbrıs’ta Anadolu’da kaç kişi biliyor bugün? 

Eğer Kıbrıs’ta ve Anadolu’da yaşayan biz torunlar, dünyanın yarısına sahip Osmanlı’nın görünürde ufacık bir ada için neredeyse ordusunun yarısını şehit vermesinin nedenini, vizyonunu anlayamazsak yaşadığımız mekân üzerinde yaşadıklarımızı da anlamlandıramayız! 

Diyeceksiniz ki, Osmanlı o zamanlarda Kıbrıs’ta gaz olduğunu bildiği için mi, Kıbrıs’ı o kadar şehit vererek fethetti? 

Bilinip bilinmediğini elbette bilemiyoruz, lakin Osmanlı şunu biliyordu ki, bu dünyada rahat yaşayabilmek için Akdeniz sizin olmalıydı ve ilk iş Kıbrıs’ı fethetti, Akdeniz’den de Kızıldeniz’e açılan bir yol olmalıydı ki, siz Kızıldeniz’de de olabilesiniz! 

Bunun adı da, vizyon sahibi olmaktır! 

İşte biz bu hikâyeye vakıf olamadık lakin İngiliz, Fransız, İtalyan, daha dünkü çocuk ABD bizim hikâyemize bizden daha fazla vakıf oldular ve bugün biz Süveyş Kanlında yokuz, 448 yıl bizim olan Kıbrıs’ta da var olma mücadelesi veriyoruz! 

İşin en hazin tarafı da şu ki, hikâyeye vakıf olan bir avuç insan hikâyenin gerektirdiği icraatları yapınca da dıştan ziyade içten hançerlenmekte! 

Bugün Türkiye’yi idare eden siyasi idarenin en büyük meselesi bu içte kendisine kalkan hançere karşı verdiği mücadeledir! 

Gerçek şu ki hikâyeye vakıf olup hikâye üzerine icraat yapan bir avuç inanmış vizyon sahibi siyasilerin işe ilk önce içte ki insanına hikâyeyi anlatarak işe başlaması gerektiğidir! 

Bunu anlatabilmenin yolu milli kültür, dili ise yerli, sanattır.

 

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları