YAZARLAR

Adnan Oktar’ın suçu 'Kimlikte sahtecilik’

Kültürel bağışıklık sistemi iyice zayıflamış, daha doğrusu zayıflatılmış ülkemize nasıl zehirler zerkedildiğinin ne kadar farkındayız? Bakar mısınız Allah aşkına, zevatın biri aylardır, yıllardır televizyon ekranlarından edepsizce arzı endam etti de şimdi mi müdahale etmek geldi akıllara? 

Peşinen şunu arz etmek isterim ki, isteyenin istediği gibi fikrini söyleme, yayma hakkının olduğunu savunur ve bunun da modern devlet anlayışının bir gereği olduğuna inanırım! 

‘’Fikrini yayma’’ burada önemli olan budur, bu fikrin adı da konulmalıdır! Gören, duyan da gördüğünün, dinlediğinin ne olduğunu bilmeli ve ona göre inanmalı ya da inanmamalıdır! Peki, son zamanda göz altına alınan zat Adnan Oktar ne yaptı? 

Adnan Oktar, ‘’Benim fikrim bu’’ demedi, aksine ‘’Ben Müslümanım ve benim anlattığım da İslam’dır’’ dedi! İşte asıl mesele de buradaydı! 

Asıl facia da şu ki, bu hale daha başlangıcında dur denmeliydi! Neden dur denmediği ise hepimizin malumu, işte bu malum durum bizi kemirdi, kemirdikçe de bağışıklık sistemimizi çökertti! Aslına bakılırsa Adnan Oktar bir nevi başka bir şeyi bozmaya diğer bir ifadeyle de itibarsızlaştırmaya çalışmaktaydı! 

Adamın biri çıkıyor sizin adınızı, sülalenizi sözde sahiplenmiş gibi, ‘’Bizim sülale şöyledir, böyledir...” diye ahkam kesiyor, sizi âdeta uçkurunuz elinizde etek düşkünü olarak gösteriyor, bunu da çoluğunuzun, çocuğunuzun gözü önünde yapıyor siz de sırıtarak seyrediyorsunuz, oysa siz olduğunuz  günden beri edebinizle bilinir öyle anılırsınız! 

Burada asıl suçlu Adnan Oktar mı... 

Adam, bizim kimlik kartımıza, cinsiyetimize, dinimize, doğum yerimize, doğum tarihimize, hane ve cilt numaramıza istediğini yazıyor ve biz sırıtarak seyrediyorduk! 

İslam bizim medeniyetimizin adıdır, adam bizim medeniyetimizle oynadı! 

Eğlence bizim kültürümüzdür, adam bizi şebek yaptı! Üstüne üstlük emareler ve iddialar gösteriyor ki, “Dinler arası diyalog” iddiasıyla bir takım pek de yabancısı olmadığımız devlet ve medeniyetler tarafından beslenerek yapmış ne yaptıysa! Bu emareler ve iddialar doğrudur ya da yanlıştır, bunu devletin kolluk güçleri ve mahkemeleri ortaya çıkaracaktır, çıkarmak da boynunun borcudur! 

Hadi diyelim ki, bu emareler ve deliller boşa çıktı ve bu Adnan Oktar denen adam bu adli suçlardan beraat etti! 

Peki, bu durum Adnan Oktar’ın suçsuz olduğunu mu gösterecek bize? 

Adnan Oktar denen bu zevat yine ekranlarda gözümüzün içine bakarak, kimliğimiz üzerinde tahrifata devam mı edecek? 

İşte asıl suç burada! 

Adnan Oktar, FETÖ gibi zevatlar bu suçtan yargılanıp hüküm giymedikçe, Adnan Oktar ve FETÖ’ler hiç bitmeyecektir! Bu adamlar suçların en büyüğünü ve en yüz kızartıcısını işlediler! 

Bu suçu hangi ülkede işlerlerse işlesinler en ağır cezayı alırlardı. 

Bu suç, kimlikte sahtecilik suçudur! 

İşin en tehlikeli yönü de şu, ülkemizde bu suçu işleyen terör örgütleri o kadar çok ki! 

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları