• Bist 100
    86.072
  • Dolar
    6,0835
  • Euro
    6,8198
  • Altın
    251,3102
İstanbul
18 / 30
0530 708 54 54
0530 708 54 54
21 Nisan 2019 09:58 | Pazar

Tuvali yaprak, boyası reçel

Gaziantep'te yaşayan muhasebe ve finans öğretmeni Yusuf Çakmak, kuş tüyünden fasulyeye, kabak çekirdeğinden ağaç yaprağına kadar her türlü nesneyi, manzara resimleriyle süslüyor.

Konya'da Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Alaaddin Camisi'nin bahçesindeki 8 Selçuklu sultanının türbesinde yürütülen restorasyonda sona yaklaşıldı.

Kent merkezindeki Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın ismini taşıyan ve diğer adı Sultanlar Camisi anlamına gelen Alaaddin Camisi'nde, Vakıflar Bölge Müdürlüğünce yapılan restorasyon çalışmaları devam ediyor.

Yapımına Selçuklu Sultanı 1. Rükneddin Mesud tarafından başlanan cami, Alaaddin Keykubat döneminde 1221 yılında ibadete açıldı. Caminin iç avlusundaki türbede Selçuklu sultanları 1. Mesut, 2. Kılıçaslan, 2. Rükneddin Süleyman, 1. Gıyaseddin Keyhüsrev, Alaaddin Keykubat, 2. Gıyaseddin Keyhüsrev, 2. Kılıçaslan ile 3. Gıyaseddin Keyhüsrev'in mezarları da yer alıyor.

Konya Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç, AA muhabirine, caminin avlusunda Selçuklu Dönemi'ne ait iki türbenin yer aldığını dile getirdi. Genç, şunları belirtti:

"Bu türbelerden birine hiç defin yapılmamış. Hatta türbenin üzerinde bulunan örtü bile tamamlanamamış. Avludaki üstü kapalı türbede 8 Selçuklu sultanı metfun bulunuyor. O dönemde sultanlar mumya ağırlıklı defnedildiği için bunlar zamanla bozulmuş. Bazı rivayetlere göre de kemiklerin karıştığı söyleniyor. Bu kemiklerin ayrıştırılması için de çalışma başlattık. Mezar odasındaki kabirleri tek tek kazdık. Burada temizleme çalışmaları yapıldı. Şu anda kemiklerin sultanlara göre ayrımları da gerçekleştirildi. Daha sonra kefenleme işlemi yapıldı ve kabirlerine yerleştirildi. Cenazelerin üzeri tahta kapaklarla örtüldü. Özel bir programla kabirleri toprakla buluşturacağız."

"Ziyaretçi yoğunluğunun yaşanacağını düşünüyoruz"

Genç, avluda sultanların ailelerinin de kabirlerinin bulunduğunu anımsatarak, "Bunların da restorasyonu yapılarak defin işlemi gerçekleştirildi. Sandukaların onarım ve restorasyonu tamamlanınca ziyarete açmayı planlıyoruz. Ancak şu anda restorasyonu devam ediyor. Bittiğinde tekrar ziyaretçi yoğunluğunun yaşanacağını düşünüyoruz." diye konuştu.

Çalışmaların özenle yürütüldüğüne dikkati çeken Genç, Alaaddin Camisi'nin ibadete açık olduğunu, mihrapta çini çalışmalarının devam ettiğini sözlerine ekledi.
Ressam Yusuf Çakmak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, işten kalan zamanını resim yaparak geçirdiğini söyledi. İlkokuldan beri sanata ilgisi olduğunu anlatan Çakmak, okulda düzenlenen resim yarışmasında birinci olduktan sonra kendisini bu alanda geliştirmeye başladığını kaydetti.

Arkadaşlarının basit çizimler, kendisinin ise manzara resimleri yaptığını dile getiren Çakmak, "Ortaokulda arkadaşlarımın resmini yapmaya başladım. Lisede ressam olarak tanınıyordum. Üniversitede kara kalem beni tatmin etmemeye başladı. Tükenmez kalem, mürekkeple resim yapmaya başladım. Sonra ketçap, çikolata reçel gibi maddelerle eserler yapmaya başladım." dedi.

"Sıradan değil sıra dışının peşindeydim"

Çakmak, yaptığı resimlerin ve kullandığı yöntemlerin kendisini tatmin etmemeye başladığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Çınar yapraklarına üç boyutlu resimler yapıyorum. Sıradan değil sıra dışının peşindeydim. Bunu da başardığımı düşünüyorum. En küçüğünden başlayarak her türlü nesnenin üzerine resim yapıyorum. En küçük nesneler bile bana büyük geliyor. İncir çekirdeğine, soğan zarına, kibrit çöpüne bile resim yaptım. Sanatın yalnızca kağıt, tablo ve tuvalden ibaret olmadığını göstermeye çalışıyorum. Her nesne üzerinde bir sanat var. Bunu görebilmek, yansıtabilmek lazım. Bunu başardığıma inanıyorum. Akışkan nesnenin üzerine resim yapıyorum. Yumurta akına gün batımını yaptım. Kaymak, krema üzerine eser çıkarabiliyorum."
Resim yaptıkça mutlu olduğunu dile getiren Çakmak, sanatını daha da ilerletmek istediğini ifade etti.

Minyatür resim konusunda Hasan Kara'dan sonra bayrağı devralmak istediğine dikkati çeken Çakmak, "Bu sanat keskin göz, hassas el gerektiriyor. Bu sanatı ben de başkasına devredersem mutlu olurum. Bu sanatın kaybolmaması lazım. Şiir, kitap gibi kuşaktan kuşağa aktarılarak devam ettirmek lazım." diye konuştu. 

(AA)

  • MAGAZİN
  • SPOR
  • YAŞAM
  • SANAT