Tuzu azaltmak sağlığı koruyor

Günlük tüketilmesi gereken tuz miktarı en fazla 'bir silme çay kaşığı.' Bundan fazlası obezite, inme, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi hayatı tehdit eden hastalıkların riskini artırıyor. 

Hayatımızı aslında elektriksel bir aktiviteye borçluyuz. Yaşamın devam etmesi için hücre dışında sodyumun, hücre içinde de potasyumun yüksek miktarda bulunması çok önemli. Hücre dışı temel elektrolit olan sodyumun ana kaynağını da sodyum klorür, bir başka deyişle tuz oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, hayatımızı sürdürebilmek için günde ortalama 5 gram tuz almamız yeterli oluyor.. Ancak ülkemizde günlük ideal tuz tüketiminden 2.5-3 kat fazla tuz tüketiliyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya bunun sonucunda da yüksek tansiyon ve buna bağlı inme, kalp kriziyle kalp yetmezliği başta olmak üzere birçok hastalığın gelişme riskinin arttığı uyarısında bulunarak, “ Dolayısıyla tuz tüketimi azaltıldığında bu hastalıklardan büyük oranda korunmak mümkün olabiliyor. Bu nedenle günlük tuz tüketiminin bir silme çay kaşığıyla sınırlandırılması çok önemli” diyor. Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya tuz tüketimini azalttığımızda hangi hastalıklardan korunabileceğimizi anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Sıvı kaybı ve elektrolit dengesizlikleri

Vücutta ishal, yanık, kusmayla kanama gibi nedenlerle su kaybı olduğunda vücutta göreceli olarak tuz miktarı artabiliyor. Bu duruma “hipernatremi” deniyor. Vücutta göreceli olarak tuz miktarının artması, özellikle beyin hücrelerinden sıvı çekerek, beyin hücrelerinin büzüşmesine yol açıyor. Dolasıyla bu tür durumlarda su ihtiyacı hesaplanarak, eksik suyun tamamlanması gerekiyor. Bunun tam tersi de, vücutta suyun tuza göre daha fazla bulunması. Bu duruma da “hiponatremi” deniyor. En çok kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ile karaciğer yetmezliği olan kişilerde görülen hiponatremi de bilinç bozukluklarına ve mizaç değişimlerine yol açabiliyor.

Sindirim sistemi hastalıkları

Dünya Uluslararası Kanser Araştırma Fonu'nun 2016 verilerine göre, Uzakdoğu'da tuzla işlenmiş balık ve diğer gıdaları tüketenlerde mide kanseri görülme riskinin, bu besinleri tüketmeyenlere göre yüzde 15 daha fazla olduğu saptanmış.

Obezite vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 'den daha fazla olması olarak tanımlanıyor. “Tuz doğrudan obezite nedeni değildir, ancak, bizi susatır” diyen Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle susayan çocukların su içmek yerine şekerli içecekleri tercih etmeleri obezite riskini çok artırıyor. Şekerli içecekler tuz barındırmamakla birlikte, tuzun dolaylı susatıcı etkisi nedeniyle, özellikle çocuklar tarafından ilk sırada tercih edilen sıvı olma özelliği taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz alımının 10 gramdan 5 grama düşürülmesiyle günlük su ihtiyacının 350 ml azalacağını ifade ediyor. Günde her 1 gram tuz azaltılması da 27 ml daha az şekerli içecek tüketmemizi sağlıyor “

Ödem

Her sodyum molekülü vücutta en az 4 su molekülünü bağlıyor. Yani, tuz her zaman suya bağlı olarak dolaşır. Vücutta, sodyumun bulunduğu her alanda su da vardır. Ne kadar çok sodyum, o kadar çok ödem diyebiliriz. Tuz damar içindeki basıncı bu yolla artırdığı gibi ödeme de neden olabiliyor. Ödem, özellikle akciğerlerde olduğunda hayatı tehdit ediyor. Ödemli hastalıkların tedavisinde ilk sırayı tuz kısıtlaması alıyor.

Böbrek yetmezliği

Toplumda yüzde 17 oranında görülen kronik böbrek hastalığı dünya üzerindeki en önemli sağlık sorunlarından biri. Sıklığı giderek artan diyabet, böbrek yetmezliğinin nedenleri arasında ilk sırayı alırken, ikinci sırada da hipertansiyon geliyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya tuz tüketiminin doğrudan olmasa da hipertansiyona yol açarak böbrek sağlığını bozduğunu vurgulayıp “ Örneğin böbrek taşlarına olan eğilim artıyor. Özellikle orta-ileri evre böbrek yetmezliklerinde seyri yavaşlatmak için diyette tuz kısıtlaması şart” diyor.

Astım

Fazla tuz tüketiminin akciğerlerdeki mikrodolaşımı bozarak, astımın ağırlaşmasına neden olduğu düşünülüyor. 2010 yılında yapılan bir çalışmada düşük tuz diyeti (3.75 gr/gün) alan astım hastalarının, yüksek tuz diyetindeki (10 gr/gün) hastalara oranla astım ilaçlarına daha az ihtiyaç duydukları ve bu hastaların solunum fonksiyon testlerinde belirgin düzelme olduğu belirlendi.