Haya imanın yarısıdır

Dinimizde büyük öneme sahip olan ahlaki değerlerden biri de edep ve hayadır. Özellikle içinde bulunduğumuz bu mübarek ayda kimseyi kırmamalı ve kullandığımız sözcükleri özenle seçmeliyiz.

Günlük  konuşmada çoğunlukla “utanma” kelimesi karşılığında kullandığımız haya kavramı, aslında son derece geniş bir alanı, adeta bir müminin hayatının her sahasını kuşatan ilkeleri içinde barındırır. İnsana has, fıtrî bir duygudur. 

KÖTÜLÜĞÜ DEF EDER

“Sana yapılmasını istediğin şeyi, sen de herkese yap. Sana yapılmasını istemediğin şeyi, sen de kimseye yapma!” Bu fıtrî duygu müminde imanla beslenip gelişirse, iffet ve ar birleşerek, her türlü kötülüğe karşı kalkan olur. Ama imanla birleşmezse bu duygu, nefsin istekleri karşısında yıprana yıprana kalkandan eleğe döner. Hayayı ve iffeti, sadece cinsellik alanının dar kalıplarına hapsetmek, bir mümin için yanılmaların en büyüğüdür. 

HAYATIN HER ANINDA

İmanla ve Hz. Peygamberin hayat tarzıyla beslenen bu kalkan, insanın 24 saatinin her saniyesinde, her hareketinde temel bir ölçü görevi görmelidir. Bu kalkanı eleğe çevirenlerin amelleri de pek makbul değildir. İslam bir edep dinidir, edebi olmayanın dini de eksik sayılır. Gerek Kur'an-ı Kerim gerekse Hz. Peygamber'in hayatı ve sözleri baştan başa bir edep timsalidir.

İLLÂ EDEP

Haya, eve girerken, yolda yürürken, insanlara yardım ederken, sadaka verirken, irşat ve tebliğ ederken, selamlaşırken, kısacası hayatın her anında nasıl davranılması gerektiğiyle ilgili pek çok örnek içerir. Edep ve haya insan hayatına anlam katan ve toplum düzenini sağlayan ahlaki hasletlerdir. Bu duygulardan yoksun fert ve toplumlar ahlaki çöküntüden kurtulamaz.