Tripolis Antik Kenti, dönemin varlıklı bir ailesine aitmiş

Tripolis Antik Kenti'nin yapılan kazılar sonucu dönemin varlıklı bir ailesine ait olduğu anlaşıldı.

Denizli'nin Buldan ilçesinde, kuruluşu Milattan Önce (M.Ö.) 5500 yıllarına dayanan Tripolis Antik Kenti'nin, yapılan kazılar sonucu dönemin varlıklı bir ailesine ait olduğunun anlaşıldığı belirtildi. Ayrıca 2013 yılında, mozaikli bir villa üzerinde başlatılan çalışmaların sürdüğü, yapının 8 odasının gün yüzüne çıkarıldığı, 4 odasının da yapılacak çalışmalarla ortaya çıkarılacağı bildirildi.

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkan Yardımcısı, PAÜ Arkeoloji Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tripolis Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bahadır Duman, kazı çalışmaları hakkında bilgi verdi. 

Antik kentte 6 yıldır kazı çalışması yapıldığını belirten Duman, kentin yaklaşık 2,5 kilometrekarelik bir alana sahip olduğunu, bunun sadece yüzde 5'lik kısmında kazı ve restorasyon çalışması yapıldığını belirterek, şunları söyledi:

"Tripolis Antik Kenti'nin yaklaşık 8 bin 500 kişilik tiyatrosu, 20 bin kişilik bir stadyumu var. Bunlar haricinde şu ana kadar tespit ettiğimiz, iki büyük kamusal hamam, iki agora, şehir meclisi, kiliseler, cadde ve sokaklar, sivil mimariye ait konutlardan oluşmakta. 2013 yılında, mozaikli bir villa üzerinde çalışmalarımızı sürdürdük. 8 odasını ortaya çıkarttığımız bu villada, sezon içerisinde diğer 4 odayı da ortaya çıkartmaya çalışacağız. Tripolis'in varlıklı ailelerinden birine ait olduğunu düşünüyoruz. Evlerin zeminindeki bitkisel ve geometrik mozaik döşemelerden bunu anlamaktayız. Rengarenk taşların bir araya getirildiği zeminde, bahsettiğim süslemeler yapılmış ve yine aynı zamanda bu odaların ya da mekanların cephe duvarları renkli fresklerle bezenmiş. Bu anlamda da Tripolis'te yaşamış ünlü bir yönetici veya tüccar bir kişiye ait olduğunu tahmin ediyoruz."

Antik kentteki ilk yerleşim izlerinin M.Ö. 5500'lü yıllardan başlayarak milattan sonra 13'üncü yüzyıla kadar belli aralıklar haricinde kesintisiz olarak devam ettiğini tespit ettiklerini belirten Doç. Dr. Duman, "Büyük Menderes Nehri'nin suladığı verimli tarım arazileri ve ılıman iklim, Tripolis'in uzun süreler yaşamak için neden tercih edildiğini açıkça ortaya koymakta. Buna paralel olarak, aynı kentte uzun yıllar yaşandığı için yapılar tahrip edilmemiş. Küçük değişiklik ve onarımlarla tekrar tekrar kullanıldığı kanısına, yaptığımız kazı çalışmalarıyla vardık. Yapıların deprem ve erozyon gibi doğal afetlere maruz kaldığı görüldü. Zamanla toprak altında kalan kent, kazı çalışmalarıyla oldukça sağlam bir şekilde açığa çıkmaktadır. Çeşitli kurum ve kuruluşların destekleri bundan önce olduğu gibi aynı şekilde devam ederse, birkaç yılda Tripolis sadece Denizli'nin değil, ülkemiz turizmi için de çok önemli bir destinasyon merkezi haline gelecektir" diye konuştu.

(DHA)