Savunma yok, taarruz var

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadelede strateji değişikliğine gidildiği sinyalini verdi. “Terör örgütlerinin gelip saldırmasını beklemeyeceğiz. Bu örgütler, nerede faaliyet gösteriyorsa gidip orada tepelerine tepelerine bineceğiz” dedi.

28. Muhtarlar Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin terör örgütlerine karşı mücadele stratejisinin tümüyle değiştiğini belirten Cumhurbaşkanı, “Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bundan sonra bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, gırtlağımıza kadar bataklığa gömülmeye rıza göstermeyeceğiz. Artık sorunların üzerine biz gideceğiz. Terör sorunumuz mu var? Terör örgütlerinin gelip bize saldırmasını beklemeyeceğiz. Bu örgütler, nerede faaliyet gösteriyorsa, nerede yuvalanıyorsa, gidip orada tepelerine tepelerine bineceğiz” ifadelerini kullandı. 


PKK’ya yönelik sınır ötesi operasyon sinyalini veren Erdoğan, terör eylemlerinin durdurulamadığına dikkat çekti. “Türkiye 30 yılı aşkın süredir PKK terör örgütüyle mücadele ediyor. Bu örgütün yaklaşık 40 bin mensubunu imha ettik, ama eylemlerini durduramadık. Çünkü biz uzun yıllar PKK bize saldırdığında karşılık veriyorduk. Bundan sonra ülke içinde veya dışında PKK’yı saklandıkları         inlerinde bulup bertaraf edeceğiz” diye konuştu. 


AVRUPA ülkelerinde her türlü terör faaliyetini sürdüren PKK ve PYD’lilere dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke içinde bunların yıllardır gizlendiği, saklandığı yerleri tespit ettik. Bak şimdiden söylüyorum, biz kendilerini bulup yok etmeden nereye gideceklerse gitsinler. Aynı şekilde yurtdışında üstlendiği yerlerde, rahat nefes alabildikleri tek bir gün bile olmayacak. O ülkelerin devlet başkanlarını sürekli rahatsız edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsın. İçeri mi atarlar, bize mi teslim ederler, ne yaparlarsa yapsınlar” dedi. 


FETÖ ile mücadelenin sürdüğünü ve tüm platformlarda çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ihanet çetesinin kamudaki, sivil toplum kuruluşları içindeki, iş dünyasındaki tüm elemanlarını adım adım takip ediyoruz. Bu ülkede artık kimsenin yaptığı ihanet, yanına kâr kalmayacak. Hiçbir terör örgütünü, hiçbir teröristi biz bu topraklarda barındırmayacağız. Ya imha olacaklar, ya teslim olacaklar ya da defolup gidecekler.” 


MUSUL'DA yaşanan gelişmelere Türkiye’nin kayıtsız kalmayacağına çok sayıda açıklamasıyla değinen Cumhurbaşkanı, yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilenildiğini belirtti. “İstiyorlar ki Türkiye yerinde otursun, olup bitenleri seyretsin, sonra da payına düşen bedel neyse onu ödesin.  Bizim 911 kilometre Suriye, 350 kilometre Irak sınırımız var. Kendi istiklalimizi ve istikbalimizi korumak için mücadeleyi nerede yürütmemiz gerekiyorsa orada olmak istiyoruz. Şu anda bunun yeri Musul'dur. Öyleyse biz Musul'da olacağız.” 


EL BAB'IN DEAŞ’tan temizlenmesi için hazırlıkların sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı, şu ifadeleri kullandı: “Bizim tehdidi altında olduğumuz yer Dabık’ta bitmiyor, El Bab’ın da güneyine doğru iniyor. Oradan bizim Münbiç’i de kuşatma altına almamız lazım. Çünkü Münbiç yüzde 95’iyle Araptır. Ama orayı kim işgal etmek istiyor? PYD ile YPG. Biz Amerikalılara dedik ki buradan bir defa PYD-YPG gidecek. Şimdi bakalım söz verdiler. Tamam giderse mesele yok.” 


Misak-ı Milli unutturuldu

“1914 yılında, 2.5 milyon kilometrekare olan topraklarımız, 9 yıl sonra 780 bin metrekareye düştü” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konunun tartışılması ve araştırılması gerektiğini belirtti. Erdoğan şu ifadeleri kullandı: “Misak-ı Milli niye rahatsız ediyor. Misak-ı Milli'yi gündeme getiren Gazi Mustafa Kemal. Neden rahatsız oluyorsunuz. Osmanlı öylesine büyük bir devletti ki, bu devin yıkılışı milletin üzerinde maddi ve manevi derin yaralar açtı. 1914 yılında, 2.5 milyon kilometrekare olan topraklarımız, 9 yıl sonra 780 bin metrekareye düştü. Kurtuluş Savaşı'na girerken hedef Misak-ı Milli'ye sahip çıkmaktı. Biz 780 bin metrekareye, 20 milyon metrekarelerden geldik. 2016 yılında 1923 psikolojisiyle hareket edemeyiz. Biz o tarihteki konumumuzu korumak üzerine kuramayız.”