• Bist 100
    122142
  • Dolar
    5,9448
  • Euro
    6,5556
  • Altın
    299,5530
İstanbul
3 / 10
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
06 Aralık 2019 Cuma 10:11:39 | Son Güncelleme: 06 Aralık 2019 Cuma 15:35:52

Libya anlaşması Meclis'ten geçti, AB'yi korku sardı! İşte dünya tarihini değiştiren harita

Türkiye’nin Libya ile imzaladığı Doğu Akdeniz’de iki ülke arasındaki deniz sınırlarını belirleyen ve özellikle komşu ülkeleri panikleten haritanın detayları hükümetin anlaşmayı TBMM’ye taşımasıyla ortaya çıktı. Yunanistan’ın Libya’ya nota verdiği, AB’nin Açıklayın’ dediği anlaşma, Yunanistan’ın Girit Adası’nın güneydoğusunda Türkiye ile Libya arasında 18.6 millik bir deniz sınırı öngörüyor.

LİBYA ile imzaladığı "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası" ile Doğu Akdeniz'deki hukuki ve siyasi argümanlarına önemli bir destek sağlayan Ankara, dün anlaşmayı Meclis'in onayına sundu. Böylece başta komşular ve AB'nin "Metni açıklayın" dediği anlaşmanın ayrıntıları gün yüzüne çıktı. Türkiye'de alınan onayın ardından Ankara, anlaşmayla ilgili Birleşmiş Milletler'e bildirimde bulunacak. Öte yandan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) de anlaşmayı onayladı.

18.6 MİLLİK SINIR

Anlaşma metnine göre, Libya ile Türkiye arasında 18.6 millik (29.9 km) bir sınır çizgisiyle kıta sahanlığı (KS) ve münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırları belirlendi. Libya mutabakatı, Türkiye'nin KKTC ile 2011'de yaptığı Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması'ndan sonra bölgede yaptığı ikinci deniz yetki sınırlandırma anlaşması. Ancak Türkiye, Akdeniz'de henüz MEB ilan etmedi. MEB sınırları balıkçılık sektörünü içerdiği için ilgili kurumlar arasında çalışmaların devam ettiği belirtiliyor.

ANKARA DİYALOĞA AÇIK

Mutabakatın içeriği ve hedefleri hakkında Hürriyet'e bilgi veren Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Libya Anlaşması'nın ardından Ankara'nın Doğu Akdeniz'de tansiyonu yükseltme amacını taşımadığını, Türkiye'nin bölgedeki diğer ülkelerle de deniz yetki alanları sınırlandırılması anlaşmalarını yapmaya açık olduğunu vurguluyor. Ancak Ankara, resmen tanımadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni (GKRY) olası diyalog sürecinin dışında tutuyor.

KADDAFİ'DEN BERİ

2009 yılından bu yana, Libya'nın devrik lideri Muammer Kaddafi döneminden beri, Libya ile söz konusu mutabakatın yapılması için görüşmelerin devam ettiği belirtiliyor. Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 27 Kasım'da İstanbul'da iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından imzalanan mutabakat öncesinde Türkiye kritik bir adım attı. 13 Kasım'da BM Genel Sekreteri'ne hitaben gönderilen mektup ile Türkiye, Doğu Akdeniz'deki sınırlarına ilişkin bildirimde bulundu. Libya anlaşması da bu sınırlar üzerine yapıldı.

ERDOĞAN'DAN ATİNA'YA 'TANSİYONU DÜŞÜRELİM'

Yunan Savunma Bakanı Nikos Panayiotopulos, Başkan Tayyip Erdoğan ile Yunan Başbakanı Kiriakos Miçotakis arasında çarşamba günü Londra'da gerçekleşen görüşmenin içeriğine ilişkin açıklama yaptı. Görüşmede hazır bulunan Panayiotopulos 'Ant1' televizyonuna "Erdoğan'ın son sözü, 'Tansiyonun düşmesi iyi olur' cümlesi idi" dedi. Panayiotopulos, Erdoğan'ı 'Ciddi beyanlarda bulunan, karşısındakini gereken dikkati vererek dinleyen bir başkan' olarak niteledi.

Panayiotopulos, Başbakan Miçotakis'in görüşmede, Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin mutabakat muhtırasının içeriği hakkında bilgi istediğini, ancak bunun mümkün olamadığını söyledi. Panayiotopulos'a göre Erdoğan, Yunan tarafına şaka yollu "Anlaşmayı Atina'daki Libya Büyükelçisi'nden dinleyebilirdiniz ama adamı kovuyorsunuz" dedi. Yunan Savunma Bakanı "Bu muhtıra öyle feci bir şey değil. Görüşmeden edindiğim izlenim, iyi niyet varsa Türkiye ile uzlaşabiliriz" şeklinde konuştu.

'ATEŞ AÇACAĞIZ'

Öte yandan, aşırı milliyetçi Dimokratia gazetesine göre, Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Nikos Tsunis, geçtiğimiz günlerde Yunan gazetecilerin "Bir Türk araştırma gemisi, Yunan kıta sahanlığını ihlal ederse ne olur" sorusuna "Ateş açacağız. Sonra ne olacaksa olsun" dediğini yazdı.

RUMLAR LAHEY'E ŞİKÂYET ETTİ

Doğu Akdeniz'i tek yanlı parselleyerek Türkiye ve KKTC'yi yok sayan ve uluslararası ihalelere çıkan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Türkiye'nin 4 yıl önce BM'ye bildirdiği ve geçtiğimiz günlerde Libya ile imzaladığı deniz anlaşmasıyla bir kez daha teyit ettiği kıta sahanlığı ile Fatih sondaj gemisini KKTC açıklarına göndermesini, 'Egemenliğimizi ihlal ediyor' iddiasıyla Lahey Adalet Divanı'na şikâyet etti. Rum lider Nikos Anastasiadis, "Lahey Adalet Divanı'na tek yanlı başvuru yapılabiliyor mu?" sorusuna, "Atina'daki Türkiye Büyükelçiliği'ne ihbar mektubu gönderdik, kapı açılmadı, ardından bildirimimizi Türkiye'nin aldığını ispat edecek başka yöntemlerle ilettik" cevabını verdi.

Rum Dışişleri memuru geçen hafta Atina'daki Türkiye Büyükelçiliği'ne ihbar mektubu vermeye çalıştı, içeri girmesine izin verilmeyince Rum dışişleri, elçiliğe faks gönderdi. Türk diplomatik kaynakları, "Gerilla yöntemleriyle uluslararası ilişkiler yürümez. Türkiye, Kıbrıs Rum yönetimini bir devlet olarak tanımıyor" dedi.

AB BELGEYİ İSTEDİ

Avrupa Birliği, Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanı sınırlandırma mutabakatına ilişkin bilgilerin ve metnin iletilmesi talebinde bulundu. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in ofisinden yapılan açıklamada, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ege Denizi'ndeki faaliyetleri bağlamında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan ile tam dayanışma içinde olunduğu vurgulanarak, "Metnin gecikmeden AB'ye iletilmesini bekliyoruz" denildi. Açıklamada, Türkiye'nin AB üyesi ülkelerin egemenliğine ve egemenlik haklarına saygı duyması gereğinin altı çizildi.

JET HIZIYLA GEÇTİ

TÜRKİYE'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarıyla ilgili pozisyonunu güçlendiren Libya anlaşması dün Meclis'te 13'e karşı 293 oyla kabul edildi.

27 Kasım'da Türk ve Libya Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Mohammed Taher Sıyala tarafından İstanbul'da imzalanan "Türkiye ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükümeti Arasında Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası" önceki gün Cumhurbaşkanı Vekili olarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın imzasıyla Meclis'e gönderildi.

"EN GÜZEL MESAJ"

Meclis'te jet hızıyla işleme alınan anlaşma, dün önce Dışişleri Komisyonu'nda görüşüldü. Komisyondan HDP dışındaki partilerin mutabakatıyla geçen anlaşma öğleden sonra da Meclis Genel Kurulu'nun gündemine alındı ve oylanarak kabul edildi.

Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, "Tüm parti gruplarına ve komisyonumuzun değerli üyelerine ülkemizin çıkarları için bu çok önemli konuda gösterdikleri birlik için komisyonumuz adına teşekkürlerimi sunuyorum" açıklamasını yaptı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran da anlaşmayı sahiplenme iradesine müteşekkir olduklarını belirterek, "Bu sahiplenme esasen bu anlaşmayı yanlış yönlü yorumlamaya tevessül eden birtakım ülkelere de en güzel mesaj" dedi. Kıran, anlaşmaya ilişkin de şunları söyledi: "Doğu Akdeniz'de tek taraflı oldubittilere hiçbir zaman müsaade etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz... Bu anlamda kayda geçirdiğimiz mutabakat ile uluslararası topluma önemli bir mesaj vermiş olduk." Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdür Vekili Çağatay Erciyes de "Hukuki tezlerimize destek veriyor" dediği anlaşmayla Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığının batı sınırlarının netleştirildiğini söyledi.

TÜRKİYE'DEN KARARLI TAVIR

Türkiye, Kıbrıs Rum yönetiminin İsrail ve Mısır'la işbirliği yaparak bölgeyi tek yanlı parsellemesini kabul etmiyor. Yavuz gemisi, Antalya açıklarında Türkiye'nin ilan ettiği kıta sahanlığı içinde kalan, Rumların tek yanlı parsellediği bölgeyi de içine alan noktada sondaj çalışmalarını sürdürüyor. Fatih gemisi ise KKTC'nin Gazimağusa kenti açıklarında çalışmalarına devam ediyor. Türkiye'nin Libya ile yapmış olduğu anlaşma komşu ülkelerin hesaplarını alt üst etti.

MUTABAKAT NİYE TEPKİ ÇEKİYOR

Trablus yönetimi ile anlaşma, Türkiye'ye Libya'yla kıta sahanlığını belirlemenin yanı sıra bölgedeki doğal kaynaklar için arama ve sondaj faaliyetlerinin yolunu da açıyor. Önümüzdeki dönemde bu faaliyetler için adım atılmasına siyasi irade karar verecek.

Doğu Akdeniz'de hidrokarbon kaynaklarının 2000'li yılların başında keşfinden sonra bölgedeki ülkeler bu konuda adım atmaya başladı. Ancak ülkelerin bu konuda farklı yaklaşımları var.

(Hürriyet Gazetesi)