Hakikati haykıran dava adamı Osman Yüksel Serdengeçti, vefatının 34. Yıldönümünde özlem ve rahmetle anılıyor

Gazeteci, şair ve yazar Osman Yüksel Serdengeçti, Türk-İslam düşüncesinin mücadeleci fikir adamlarından biri olarak vefatının 34. yılında anılıyor. Türkiye’deki İslami mücadelenin sembol şahsiyetlerinden Osman Yüksel Serdengeçti, vefatının 34. Yıldönümünde dualar ve özlemle yad ediliyor. Çıkardığı Serdengeçti dergisiyle bütünleşerek hakkı haykıran, İsmet İnönü önderliğindeki CHP iktidarının zulüm dolu uygulamalarına karşı İslam’ın nazlı sancağını en önde dalgalandıran Serdengeçti, 10 Kasım 1983 yılında Hakk’a yürümüştü.

Gerçek adı Osman Zeki Yüksel olan yazar, "Serdengeçti" dergisinde bu imzayla çıkan yazılarından dolayı Osman Yüksel Serdengeçti olarak anıldı ve daha sonra kendisi de bu soyadını aldı.

Antalya'nın Akseki ilçesinde 15 Mayıs 1917'de dünyaya gelen Osman Yüksel, Ahmet Hamdi Akseki ve Müftü Hacı Selim Efendi'nin de bulunduğu bir aileye mensuptur. ilk ve orta öğrenimini Antalya'da tamamlayan Serdengeçti, Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun oldu.

Serdengeçti, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde ikinci sınıftayken, Mayıs 1944'te protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve eğitimi yarıda kaldı.

Bu yıllarda yazar Nihal Atsız ve siyasetçi Alpaslan Türkeş'le bir süre hapis yatan Serdengeçti, bir süre de Malatya'da, "üstad" olarak benimsediği Necip Fazıl Kısakürek'le hapishane arkadaşı oldu.

Serdengeçti, serbest kaldıktan sonra yeniden fakülteye başvurarak öğrenimine devam etmek istese de başvurusu reddedildi. Bunun üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'e hitaben çok sert bir yazı kaleme alan Serdengeçti, yeniden cezaevine gönderildi.

"Kravatsız Milletvekili"

Cezaevinden çıktıktan sonra kuruculuğunu ve yazı işleri müdürlüğünü üstlendiği "Serdengeçti" adlı derginin ilk sayısını 20 Nisan 1947'de yayımlayan yazar, dergiyi 1962'ye kadar çıkarmaya devam etti. "Allah, Vatan, Millet Yolunda" alt başlığıyla çıkarılan ve pek çok sayısı toplatılan bu dergide çıkan yazıları nedeniyle hakkında çok sayıda dava açılan yazar, sık sık tutuklanıp serbest bırakıldı. Serdengeçti'ye tek parti döneminin uygulamalarına gösterdiği tepki nedeniyle sürekli dava açılıyordu.

O dönemde, İslamcılık ve milliyetçiliği ilk defa bir arada dillendiren "Serdengeçti" dergisi, Türk-İslam düşüncesine önemli katkılar sağladı.

Yazılarında sıklıkla yer verdiği "Açın kapıları Osman geliyor" sözü tutuklanmalara hazır olduğunu gösteriyordu. Çok sayıda mahkumiyet nedeniyle Serdengeçti 33 sayı yayınlanabilmiştir.

Serdengeçti, 1952'de kendi mücadelesine dair zengin espriler içeren "Bağrıyanık" adlı bir mizah gazetesi de çıkardı.

Osman Yüksel Serdengeçti, 1965-1969'da Adalet Partisi (AP) Antalya Milletvekili oldu. Meclise, batılılaşmayı protesto amaçlı kravatsız gelip gittiği için "Kravatsız Milletvekili" olarak ün kazandı.

Aynı zamanda iyi bir hatip olan Serdengeçti, partisinin politikaları ve parti ileri gelenlerine yönelttiği eleştiriler nedeniyle AP'den ihraç edildi.

Kravatın belinde işi ne? 

Serdengeçti’nin akıllarda iz bırakan bir başka hatırası da kravattır. Meclis oturumlarına çok defa kravatsız geldiği için ikaz alan Serdengeçti, en sonunda sokulmaz oturuma. Kravatını alıp gelen Serdengeçti, meğer kravatı boynuna değil beline bağlamış. Lütfen boynunuza takın diye aldığı ikaza, kanunnamede öyle bir kural yok diyip alay eden Serdengeçti, belindeki kravatla oturuma iştirak eder ve hiç kimse karışamaz. 

Parmak basmak lazım! 

Bir defasında merhuma gazeteci gelir ve sorar:

-Efendim, meclis izlenimlerinizi alabilir miyim?

-Şöyle özetleyeyim, bir tarafta Süleyman Bey’in değnekçileri, parmakçıları, yani her şeye parmak kaldıranlar, diğer tarafta ise her şeye parmak atanlar. Sonuç olarak birileri parmak kaldırıyor, birileri parmak atıyor. Fakat yaranın üzerine parmak basan yok! 

Yine bir defasında, bir mesele ile alakalı meclis kürsüsünde konuşurken CHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak protesto eder ve konuşmasını engellemeye çalışırlar. Bunun üzerine Osman Yüksel Serdengeçti, bu meclisin yarısı hıyar, deyip kürsüden iner. Bunun üzerine CHP’li vekiller meclisin şahs-ı manevisine hakaret söz konusudur. Lütfen sözünü geri al, diye itirazda bulunurlar. Bu kez Serdengeçti yeniden kürsüye gelip şöyle der:  
 
-Tamam sözümü geri alıyorum. Bu meclisin yarısı hıyar değil.  

"Bu mukaddes dava karşısında biz, nefsimizi sildik"

Sade bir hayat süren Osman Yüksel Serdengeçti, varını yoğunu davası için harcamasıyla ve fakir öğrencilere sahip çıkmasıyla tanınıyordu.Serdengeçti,"Davamız Allah davası, millet davası, vatan davasıdır. Bu mukaddes dava karşısında biz, nefsimizi sildik.” diyerek dünya görüşünü ortaya koydu.

Heyecanı yüksek lirik şiirlere imza atan Serdengeçti, "Milli Gazete"nin yanı sıra "Yeni İstanbul", "Zafer", "Türk Yurdu" ve "Çağlayan" gibi gazete ve dergilerde çeşitli yazılar yazdı.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, Yunus Emre ve Mehmet Akif Ersoy gibi isimlerden çok etkilenen Serdengeçti, yazı hayatı boyunca birçok esere imza attı.

Serdengeçti, "Mabedsiz Şehir", "Bu Millet Neden Ağlar?", "Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?", "Ayasofya Davası", "Mevlana ve Mehmet Akif", "Türklüğün Perişan Hali", "Gülünç Hakikatlar", "Kara Kitap", "Müslüman Çocuğunun Şiir Kitabı", "Radyo Konuşmaları" ve "Akdeniz Hilalindir" gibi birçok kitap kaleme aldı.

Hayatı boyunca İslam davası üzerine yaptığı mücadeleyle tanınan Osman Yüksel Serdengeçti, yakalandığı parkinson hastalığının ardından 10 Kasım 1983'te vefat etti ve Ankara Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi. AA