Cumhurbaşkanı Erdoğan Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beştepe'de 2016-2017 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen 2016-2017 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuştu

 

Erdoğan konuşmasında çok önemli mesajlar verdi. 
 

İşte öne çıkan başlıklar
 

Hocalarımıza, öğrencilerimize ve ailelerimize yeni akademik yılda başarılı, verimli, huzurlu bir öğretim dönemi temenni ediyoruz. Böyle güzel bir akademik açılışı tertip ettikleri için tebrik ediyorum. Tabii bu bir ilk ve çok çok anlamlı. Bu açılış törenini her yıl tekrar ederek geleneksel bir hal alacağına inanıyorum. Yüksek öğretim konusu Türkiye'nin yaşadığı sorunların çözümü ve hedeflerine ulaşması bakımından hayati bir önemi arzediyor. Eğitim meselesini önceliklerimiz arasında ilk sıraya yerleştirdik. Önce eğitim ardından sağlık, adalet, emniyet dedik. Dört temel taş üzerinde ülkemizi yükselteceğiz dedik. Eğitimde çok büyük reformlar gerçekleştirdik. Yüksek öğretim konusunda ülkemiz çok önemli ilerlemeler sağladı. Eğitim sisteminde yükseköğretime geçişte yaşanan tıkanıkların yol açtığı sorunlarla uğraşmak durumunda kaldık. Veliye de, öğrenciye de, okula da yük olan bu çarpık sistemi ortadan kaldırmak için kritik noktaları tespit edip, çözüme buralardan başladık. 2002 yılında ülkemizde üniversite sınavına 1 milyon 810 bin 590 kişi başvurdu. Bunlardan yüzde 35'i bir yükseköğretim programına yerleştirilmişti. 2015'de bu oran yüzde 46'yı, öğrenci sayısı da 983 bini oluşturmuştu. 

 

ÜNİVERSİTENİN ÖĞRENCİYE ULAŞTIĞI SİSTEMİ KURDUK

 

Bu yıl itibarıyla üniversite sayısını son yaptığımız açılışlarla 75'den 181'e çıkardık. Şu anda 81 ilimizde üniversite var. Üniversitenin öğrenciye ulaştığı bir sistemi kurduk. Üniversitesi olmayan il kalmadı. Yükseköğretim kurumlarındaki toplam öğrenci sayımız 7 milyon 194 bine, öğretim elemanı sayımız da 156 bine ulaşmış durumda. Bu büyük değişimin bir boyutunu da ülkemizdeki uluslararası öğrenci sayısı oluşturdu. Burada bir eksiğimiz var; öğretim elemanı sayımızı çok daha yükseltmemiz lazım. Öğretim elemanına düşen öğrenci sayısını azaltmak mecburiyetindeyiz. Bunu başarmamız lazım. Bunun önünde mani yok. Böyle bir havuzdan çok sayıda öğretim üyesi de çıkacaktır. 2002 yılında 16 bin olan uluslararası öğrenci sayımız bu yıl 95 bini geçti. 203 farklı ülkeden öğrenci ülkemizde eğitim, öğretim görüyor. Türkiye'nin artık yükseköğretime geçişte herhangi bir tıkanıklık yaşanma ihtimali yoktur. Bundan sonraki mücadele daha kaliteli eğitim, öğretim veren üniversitelere girmik için yaşanacaktır. Daha kaliteli eğitim verme konusunda bir yarış başlayacaktır, başlamıştır. Talep eden belirli bir ortalamanın üzerinde bulunan her öğrenciye yükseköğretim imkanı sağlamak esastır. Bu da o ülkeyi yönetenlerin görevidir, yani bizim görevimizdir. Bunda kararlıyız. 

 

İŞTE PİLOT OLARAK BELİRLENEN 5 ÜNİVERSİTEMİZ

 

Bunu başarmak, ülkemizin muassır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkması gerek. Kaliteyi yükseltmenin yollarından biri de, misyon farklılaşması ve ihtisaslaşma olarak ifade edilen uygulamadır. Bir başka ifadeyle üniversitelerimizin belirli alanlarda bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak şekilde uzmanlığa yönelmelerini sağlamamız gerekiyor. YÖK'ün Kalkınma Bakanlığı ile başlattığı bir proje var. Bu proje kapsamında 5 üniversitemiz pilot üniversite olarak belirlendi. Kalkınma Bakanlığımız bu yıl 5,1 milyar ayırmış durumdadır. Bu artış yüzde 21'e tekabül ediyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi; hayvancılık alanında, Düzce Üniversitesi; sağlık ve çevre alanında. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi; tarım ve jeotermal alanında, Bingöl Üniversitesi; Tarım ve havza bazlı kalkınma alanında, Uşak Üniversitesi; tekstil alanında pilot üniversiteler olarak belirlenmiştir. Pilot üniversiteler gereken çalışmayı ortaya koyduğu halde bu projenin içinde yer alabilecekler. Yaşadığımız tecrübeler bize yükseköğretim sistemimizi hem üniversite yönetimleri hem de YÖK bakımından yeniden yapılandırılmaya ihtiyaç olduğunu gösteriyor. 

 

ÜNİVERSİTELERİMİZ YÖK'TEN BAĞIMSIZ ŞEFFAF OLMALI

 

Görünüşte demokratik olan rektörlük seçimleri, üniversitelerde gruplaşma, hizipleşme ve kırgınlıkları artıran bir işleve bürünmüştür. Bu süreç YÖK'ün ve Cumhurbaşkanının takdiriyle daha da sıkıntılı bir boyut almıştır. Rektör atamalarındaki mevcut usülden vazgeçilmesi üniversite ve ülkemizin de yararına olacaktır diye düşünüyorum. Aynı şekilde genel olarak yükseköğretim sistemimizin ciddi bir yeniden yapılandırılmaya tabi tutulması gerekiyor. Yükseköğretimde yatay büyümede hedeflerimize ulaştık, artık dikkatimizi dikey büyümeye çevirmemiz lazım. Bu konuda kontenjanların gözden geçirilmesinden belli alanlarda taban puan uygulamasına kadar pekçok çalışmaların yapıldığını biliyorum. Üniversitelerimizin YÖK'ten bağımsız periyodlarda değerlendirebilecek kapasiteye sahip olması gerekiyor. Üniversitelerimizin YÖK'ten bağımsız ve şeffaf bir kalite kurulu oluşturmasını bekliyorum. Üniversitelerimizin uluslararası işbirlikleri kurmaları mutlaka gereklidir. Üniversitelerin kapasiteli, uzmanlık alanları ve hedefleriyle uygun bir şekilde yürütülmelidir. 

 

YENİ NESİL ŞUNU ÇOK İYİ BİLMELİDİR: MİSAK-I MİLLİ...

 

Ben YÖK'e yeni bir hedef tavsiye ediyorum. Bölgesel kalkınma için seçtiğimiz 5 üniversite gibi bilim hayatını ulusal bazda temsil edecek 5 üniversite belirleyip bunları özel olarak destekleyelim. Mesleki yüksek eğitimde rehabilite edilen, ülkemizin gerçek anlamda yetişmiş insan kaynağı haline bunları da dönüştürelim. Üniversitelerimizi yük değil ürettikleri bilgiyle topluma değer katan kurumlar haline getirmedikçe hedeflerimize ulaşamayız. Üniversitelerimiz asli görevlerini yaparken yeni neslin fikir dünyasını besleyecek altyapıyı asla ihmal etmemelidir. Bunun için tarih şuuru ve ana dil sevgisi aşılayacak uygulamaların samimi bir sahiplenişle yürütülmesi gerekmektedir. Gelecekle kuracağımız en büyük ayaklarından biri üniversiteler olmalıdır. Suriye ve Irak'ta olanları yaşarken yeni nesil bir şeyi çok iyi bilmeli; acaba Misak-ı Milli nedir? Bunu çok iyi bilmemiz lazım. Bunu bilmezsek Suriye ve Irak'taki sorumluluğumuzu anlarız. Hem masada hem arazide olacağız, diyorsak bunun bir sebebi var. Bunu durup dururken söylemiyorum. 

 

BİZ HEM ARAZİDE OLACAĞIZ HEM DE MASADA OLACAĞIZ 

 

Onbinlerce mesafeden çıkıp gelecek senin için hak olacak, neymiş Bağdat çağırıyormuş. Benim burada tarihi sorumluluğum var, mesuliyetim var, biz burada olacağız, hem arazide olacağız, hem de masada olacağız. Diplomatik görüşmeler bir taraftan yürüyor, diğer taraftan araziye yönelik hazırlıklarımız sürüyor. Aynı şey Suriye için geçerli, hep sabrettik. Sonunda 14 yaşında çocuk, Messi'yi çok seviyormuş, çocuğa Messi'nin formasını giydirdiler, üzerine bombayı bağlayıp orada patlattılar, 56 vatandaşımız, kardeşimiz şehit oldu, 100'e yakın vatandaşımız orada yaralandı. Hastanede ziyarete gittiğimde 6 yaşındaki çocuk ayağının koptuğunun hala farkında değil. Özgür Suriye Ordusu ile beraber, arkasından özel kuvvetleri Cerablus'a soktuk. DEAŞ'ı süratle Cerablus'tan derdest ettik. Arkasından Rai'ye girdik oradan da DEAŞ'ı boşaltmış olduk. Yerine kimler geldi? Cerablus halkını Cerablus'a, Rai halkını Rai'ye yerleştirdik. Dabık bizim tarihimizde farklı bir noktada; malum Mercidabık. DEAŞ çok gayret etti ama dayanamadı orayı da terketti. Şimdi ElBab'a doğru yürüyoruz, oraya da ineceğiz. 

 

ABD'LİLERLE KONUŞTUK "TAMAM" DEDİ VE BİZDEN YARDIM İSTEDİ

 

Münbiç'te koalisyon güçlerine söyledik; orada PYD ve YPG gibi terör unsurları olmayacak. PYD ve YPG doğuya gidecek, Münbiç'i boşaltacak. Dün itibarıyla Amerikalı dostlar, dediler ki; tamam. Biz dedik ki, bu işi biz biliriz, sizler buraya yabancınız. Buranın tarihine de her şeyine de yabancısız. Şu anda burada da mutabıkız. Rakka'da gelin beraber yapalım. Rakka, DEAŞ'ın merkezidir. Biz Rakka'da bu operasyonu sizlerle yaparız. Biz dürüst hareket ediyoruz, samimi hareket ediyoruz. Bizim ne Suriye'nin ne Irak'ın topraklarında gözümüz yok. Bizim 780 bin kilometrekarelik topraklarımız evelallah bize yeter. Biz Irak'ta şu anda yürütülmekte olan mezhep çatışmalarına taraf olmak istemiyoruz, ama oradaki Sünni Arap kardeşlerimizi de birilerine yedirtmek istemiyoruz. 

 

İLKOKULLARIMIZDA İSTİKLAL MARŞINI BİLMEYEN KALMAMALI

 

Rektörlerimize sesleniyorum üniversitelerimizde basket takımımızı, masa tenisi vs. gibi öğrencilerimizi spora teşvik edin, gençlerimiz sporla beraber ilimi tahsil etsin. Bizim anaokulu dahil, ilkokullarımızda, ortaokullarımızda İstiklal Marşı'nın tamamını ezbere bilmeyen, bu marşın hitap ettiği o ruh halini hissetmeyen tek evladımız bile kalmamalıdır. Bunu başarmamız lazımdır. Artık ana okullarımızın sayısı ciddi miktarda artmaktadır. İnşallah bunları da ilkokul sayılarına kada getireceğiz. Liselerimizde şuur eksikliği, milli ve manevi eksikliği olan hiçbir gencimiz olmamalıdır. Buralardan asla vatan haini çıkmamalıdır. Elinde silahla, palayla dolaşan gençlik bunlar bu milletin genci olamaz. Bunlar sadece haindir. Senin tek silahın kalem, kitap olması lazımdır. Bir üniversitemizde sen nasıl oluyor da arkadaşını yaralıyorsun, olacak iş mi? O zaman sen bu ilmi niye alıyorsun?

 

TERÖRLE BAĞLANTILI ÖĞRENCİLERİN OLDUĞUNU BİLİYORUM

 

Biz sadece alim bilim adamı değil, toplumun yanında arif, irfan sahiplerini de yetiştirmeliyiz. Bir yandan öğretmen ve öğretim elemanı yetiştirme sistemi, diğer yandan öğrencilerimize vereceğimiz öğretim konusunda nitelik açısından kafa yormalıyız. Bu devlet ve bu millet kendi imkanlarıyla kendine düşman nesiller yetiştirilmesine müsaade edemez. Milletine, bayrağına, vatanına, bayrağına, devletine sahip çıkmayan nesiller yetiştiren milli eğitim sistemi milli olamaz. Bazı üniversitelerimizde terör örgütleriyle iltisaklı grupların diğer öğrencilere baskı uyguladığına dair haberler alıyoruz. Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesine yönelik hiçbir teşebbüse izin veremeyiz. Bu konuda çok büyük sorumluluk üniversitelerimize, üniversite hocalarımıza, geleceğimizin teminatı olan gençlerimize düşüyor. 

 

BU MİLLETE KENDİ UÇAK FABRİKASINI YAPTIRTMADILAR!

 

Tüm zorluklara, yokluklara rağmen kurduğumuz uçak, silah fabrikalarımızın, sanayi kuruluşlarımızın kapılarına kendi elimizle kilit vurduk. Kayseri'de uçaklarımızın gömüldüğü mezarlar var. Şu anda bize kendi uçağımızı yaptırtmamak için ellerinden gelini yapanlar var. Niye? Türk milleti kendi uçağını kendisi yaparsa, insansız hava aracını kendisi yaparsa, tankını, topunu kendisi yaparsa bu milletin önünde durulmaz diye düşünüyorlar. Ben tabii bu vesileyle Vecihi Hürkuşları, Nuri Demirağları, Nuri Killigilleri burada rahmetle anıyorum. Savunma sanayimizi dışa bağımlılıktan kurtarmak için 10 yılı aşkındır pekçok proje yürütüyoruz. Mesafe katetettiğimiz pekçok proje bulunmakla birlikte eksikliklerimizin, zorluklarımızın da olduğunun farkındayım. Biz artık mühimmatlı insansız hava aracını üretir duruma geldik. Bu artık Türkiye'nin önemli bir adımıdır. Bunun için 2023 hedeflerimiz çok önemli. 

 

SEN İSTEDİĞİN KADAR NOTU DÜŞÜR BİZ DİMDİK AYAKTAYIZ

 

 

Son 3 yıldır kimsenin inkar edemeceği bir devamlılık içinde olagelen saldırılar, krizler asırlık hesaplaşmanın tezahüründen başka bir şey değildir. ABD'de bir toplantı yapıyorum, bana soruyorlar, bu kredi derecelendirme kuruluşları niye saldırıyorlar. Ben de diyorum ki, bunlar sipariş üzerine kredi notu verir, kafanızı takmayın diyorum. Bize bugüne kadar bu notları verdiler, biz yolumuza devam ettik. Baktık ki bir kuruluş bizim notumuzu düşürüvermiş. Yoksa Türkiye gerçekten o düşüşe layık olduğu için değil, sen ne yaparsan yap, biz sapsağlam ayaktayız. Yolumuza kararlı bir şekilde devam ediyoruz. Bunların kağıt üzerinde bize verdikleri not bizi ilgilendirmiyor. Biz Osmangazi Köprüsü'nü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü açıyor muyuz? Şimdi 20 Aralık'ta inşallah Avrasya Tüneli'nin inşallah iki katlı tünel olarak geçiyor muyuz, geçiyoruz. Ve biz durmuyoruz 18 Mart'ta inşallah Çanakkale Köprüsü'nün temelini atıyoruz. Kalkınma bu, yükselme, gelişme bu. Bize bunlar yetmiyor, inşallah 2018'in ilk çeyreğinde dünyanın bir numaralı havalimanının ilk etabının açılışını yapacağız. Burada yılda 150 ila 200 milyon uçak kalkışı. 

 

HER KİM PKK'YI, FETÖ'YÜ VE DEAŞ'I BÖYLE GÖRÜYORSA...

 

79 senede Türkiye'nin yapmış olduğu bölünmüş yol, 6 bin 100 km.dir son 10 senedir Türkiye genelinde 18 bin km.dir. Bu her sektörde olacak. Bütün mesele, işin başı sizsiniz, hocalarımız ve öğrencilerimiz. Hocalarımızdan daha çok gayret bekliyoruz. Öğrencilerimizi inşallah kalite noktasında, nitelik noktasında çok daha vasıflı bir seviyeye getirmemiz lazımdır. Her kim PKK'yı Kürt kardeşlerimizin haklarını savunan bir örgüt olarak görüyorsa onun aklından şüphe ederiz. Her kim FETÖ'yü bir hizmet olarak görüyorsa onun sadece izanından değil niyetinden de şüphe ederiz. İyiniyetliydim diyordum ki, tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet diyordtum. Ama tabanındaki ibadet de zedelenmeye başladı. Bunca gelişmeden sonra o taban hesap soramıyorsa kusura bakmasın. Her kim DEAŞ'ı bölgeyi kendi dinamiklerinin ürünü olarak ifade ediyorsa hiçbir şey bilmiyor. Terör örgütleri vardiye usülü çalıştırılarak dikkatimiz ve enerjimiz başka alanlara yöneltilmek isteniyor. 

 

CAFİLLER VE GAFİLLER MİLLETİ HESABA KATMADILAR

 

15 Temmuz gecesi bu oyunun en kanlı, en cüretkar sahnesi sergelendi. Hamdolsun milletimizin iradesi ve cesaretiyle 15 Temmuz darbe girişimini başarısızlığa benim milletim uğurladı. Sadece şu külliyenin etrafında 29 şehit, 36 gazimiz var. Sadece Özel Harekat'ta 56 şehidimiz var. Genelkurmay'da vesaire hepsi 241 şehidimiz var. 2 bin 194 gazimiz var. Bu millet şanlı, yüce millet. Bu millet bir şeyi ispat etti. Bu cahiller, gafiller bunu anlamışlardı. Onlar zannettiler ki F-16'larla, helikopterlerle, tanklarla bu darbeyi gerçekleştirebiliriz. Bunların karşısına millet çıkacağını düşünmediler. Benim milletim işte gövdesini siper etti. Yeri geldi kadınıyla, erkeğiyle tankın altına yattı. Genci yaşlısıyla bunu yaptı ve bu darbe derdest oldu. Bu Cumhurbaşkanı olarak da şahsımın sorumluluğunu daha da arttırıyor. Demek ki daha çok koşmamız lazım. Bu milletler yarışında inşallah ilk 10'un içerisinde 2023'de girelim. Bunlar boş durmayacak, canlı bomba eylemleri, FETÖ'nün yürüttüğü karalama kampanyaları sürecek. Ama biz bu oyunu deşifre ettik. 

 

BENİM ASKERİM BENİ ÖLDÜRMEK İSTEYENLERİ ÖLDÜRMEDİ

 

Beni öldürmeye gelenler Marmaris'te günlerce ormanlarda saklandı. Bazen aç susuz, bazen köye inip vatandaşın ne var ne yok çaldılar, bunlar böyle yüzsüz. Sonra yakalandılar. Yakalandıklarında benim askerim, jandarmam bunları öldürmedi, tuttu gitti, yargıya teslim etti. Ey Batı bu millet bu millet şanlı millettir. Hukuk içerisinde problemi çözmeye kalkıştı. Bize akıl vermeye kalkıyorlar, binlerce kişiyi görevinden aldınız. Tabii alacağız. Bunlar bu işleri yaptılar. Tüm bu olaylardan sonra hala biz kalkıp da bunlara aynen devam mı diyeceğiz. Siz Doğu Almanya ile Batı Almanya'nın ne kadar kişinin görevden alındığını bilmiyor musunuz. 600 bin kişiyi görevden aldılar. Bunları da konuşun bakalım. Batı hiçbir zaman kendini chack etmiyor. Suriye'nin üzerinde bir terör koridoru oluşturmak istediler. Dedik ki buna müsaade etmeyiz. Biz buralarda bir terör koridoru oluşturmak suretiyle ülkemizin güneyini terörle karşı karşıya bırakamayız. Bunu dost da böyle bilmeli, düşman da böyle bilmeli. Münbiç'te PYD unsurları temizlenecek. Bu konuda en küçük bir müsamahamız olamaz. Hedef 5 bin kilometre karelik bizim güneyimizde, Suriye'nin kuzeyinde bir güvenli bölge oluşturmaktır. Bunu da bütün koalisyon güçleriyle enine boyuna konuştuk, konuşuyoruz. 

 

MUSUL'DA MASADA VE ARAZİDE TÜRKİYE OLACAKTIR

 

Musul Arap ve Türkmenler'in yoğun olarak yaşadığı, ağırlıklı olarak Sünnilerden oluşan bölgedir. Şimdi bize, burada bir Şia Sünni savaşı olmaması lazım. Peki güzel, senin Bağdat dediğin nedir? Bağdat tamamen Şia'dan oluşan bir ordudur. Biz kalkıp da Musul'un kaderini onlarla belirlemeye kalkarsak olmaz. Musul'da 2 milyon Sünni Arap-Türkmen var. Biz bunların bir kısmını eğittik, Başika kampında. Orada peşmerge de eğittik. Aynı şekilde Musullu Arap-Türkmen kardeşlerimizi eğittik. Bunları yaparken bize talep nereden geldi, Irak'ın merkezi yönetiminden geldi. Şimdi dert başka, onun için biz ABD'li dostlarımıza, koalisyon güçlerine, buradaki tezgaha bizi getiremezsiniz. Biz sizinle NATO'da beraber miyiz? Sizin Irak'la NATO'da bir ortaklığınız var mı? Siz bizi Irak'la tercih konusunda karşı karşıya bırakamazsınız. Afganistan dediniz, biz geldik. Sizinle beraber o mücadeleyi biz yürüttük. Hala biz yürütüyoruz, terör örgütlerine karşı. Burada terör örgütlerine karşı niçin beraber değiliz de, siz burada terör örgütlerine karşı başka terör örgütlerini yanınıza alıyorsunuz. Onun için bu işi masaya iyi yatırın ve onun için masada ve arazide Türkiye olacak. 

 

MUSUL'DA MEZHEP ÇATIŞMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ

 

Kuzey Irak yönetimi de Musul operasyonunda Türkiye'nin kendilerine destek olması yönünde bir tavır içinde. Bağdat yönetiminin Şia kanadı, cesaretlerinin kaynağını gayet iyi bildiğimiz gibi meselenin alenen Türkiye düşmanlığa dönüşmüş durumda. PKK'ya gösterilmeyen çiğ tavır Türkiye'ye gösteriliyor. Sen bize kabadayılık yapacağına git DEAŞ'la git PKK'yla yap. Bizim burada başka derdimiz var. Bölgede bir mezhep çatışması riskinin önüne geçmek istiyoruz. Musul'un geleceğine Musul halkı karar vermez ise ortaya çok vahim görüntülerin çıkması kaçınılmazdır. Musul halkı eyalet sistemini kabul etti, eyalet olmasına o güçler müsaade etmedi. Kuzey Irak yerel yönetiminde oylamaya evet diyenler Musul'da aynı şeye evet demediler. Biz bu felaketi önlemek için Musul operasyonunda yer almak durumundayız. Suriye'de bir terör koridoru projesine nasıl izin vermediysek, Musul merkezli bir mezhep çatışmasına müsaade etmeyeceğiz. Bölgede gereksiz yere tek damla kan dökülmesini istemiyoruz. Bölgedeki tek bir kardeşimizin hakkının hukukunun çiğnenmesine rıza göstermeyiz. Bu çerçevede gereken hazırlıklarımızı yaptık. Türkiye'nin mutlaka içinde olduğu bir barış sürecine her türlü katkıyı yapmakta kararlıyız.