24 Temmuz kalkışma planı

Büyükada’daki darbe toplantısına dair kan donduran detaylara her geçen gün yenileri ekleniyor. O masada yapılan plana göre; HDP-CHP gibi sol partiler, terör örgütleri, bazı büyük şirketler ve medya kuruluşlarından oluşan karanlık koalisyon darbeye zemin hazırlayacaktı.

 

Sokakları karıştırarak kaosu Türkiye geneline yaymayı hedefleyen Büyükada casusları, bu hamle için Kılıçdaroğlu’nun sözde adalet yürüyüşünü temel alacaktı. Kapsamı İstanbul ve Ankara ile sınırlı kalmayan eylemlerle istikrar hedef alınacak, güvensizlik ortamı tüm yurda yayılacaktı. 

 

DEVLETE DÜŞMAN

Bazı yerli ve yabancı medya organları da olayları köpürtecekti. FETÖ ve PKK da hain planda aktif rol alacaktı. Kriptolarla bir yandan devlet kurumları itibarsızlaştırılırken, diğer yandan terör saldırılarıyla tıpkı 15 Temmuz öncesinde olduğu gibi hükümet hedef tahtasına konacaktı. Güvenlik güçlerinin operasyonları da, Türkiye’yi uluslararası alanda karalama malzemesi olarak kullanılacaktı. Plana göre; hendek kazan teröristlere yönelik düzenlenen operasyonlar sırasında olduğu gibi ‘Barış için akademisyenler bildirisi’ tarzı ihanet bildirileri imzalanarak başta Batı olmak üzere dünyaya algı operasyonu çekilecekti. 

 

FİTİLİ ATEŞLENECEKTİ

Casusların Whattsap grubunun adı olan “24 Temmuz Birlikte Özgürüz”, hain planının 2. aşamasını işaret ediyor. Ahmet Şık o tarihte ‘terör propagandası’ suçundan hakim karşısına çıkacak. CHP ve HDP’lilerin yanı sıra ÇHD’nin de aralarında bulunduğu STK’ların destek verdiği eylemlerle geniş çaplı bir katılımla gösteriler düzenlenecek. Duruşma sürerken Çağlayan Adliyesi’nde büyük bir provokasyon eylemi gerçekleştirilecek, ülke geneline yayılacak yangının ilk kıvılcımı ateşlenecekti.  

 


EKONOMİ YİNE HEDEFTE

Gezi olayları sırasında provası yapılan ekonomik darbe girişimi de hayata geçirilecek, İş Bankası ve Paşabahçe gibi önde gelen kuruluşlar çökertilerek domino etkisi oluşturulacaktı. Böylece hem yabancı yatırımcı ülkeden kaçırılacak, hem de İstanbul sermayesi baskı altına alınarak işbirliğine zorlanacaktı. Bu plan da adadaki ihanet toplantısında yakalanan Özlem Dalkıran’ın hazırladığı metinde açıkça yer alıyordu. O belgede, “Dayanışma ekonomileri çökeltici bir şeydir. Üretim ve paylaşım kolektifleri kurabiliriz. Bizim doğrudan üreticileri kullanarak bu iktisadi sistemi sermayeyi çökertmeye ihtiyacımız var. 

 

KADRO OLDUKÇA GENİŞ

Bunların hepsini yapalım” ifadeleri bulunuyor. Adada suçüstü yakalanan ajanlar bu planda yalnız değil. Aralarında Ahmet Şık’ın eşi Yonca Şık, AP üyesi Joost Lagendijk’in eşi Nevin Lagendijk, Hürriyet ile Evrensel Gazetesi çalışanları, CHP Gençlik Kolları eski Başkanı Barbaros Dinçer ve HDP kurucularından Sezai Temelli’nin de aralarında bulunduğu 70’şi aşkın isimle eşgüdümlü hareket ediyorlardı. 

 

İhanetin merkez üssü olarak ise Kadıköy seçilmişti. Burada sözde ‘kurtarılmış bir alan’ oluşturulacak, İran uyruklu İsveç vatandaşı olan casus Ali Gharavi’nin haritada işaretlediği Güneydoğu başta olmak üzere tüm Türkiye’ye model olarak sunulacaktı. Böylece parçalanma ve ayrışma teşvik edilecekti. Yine Gharavi tarafından hazırlanan bilgileri saklama ve kripto yöntemleri de hedeflenen eylemlerin büyüklüğünü gösteriyor. Gösterilere katılmadan önce alternatif telefonların bulundurulması, içinde isim listesinin yer almaması, kullan-at modellerin tercih edilmesi, zaman ayarlı hafıza silici programların kullanılması, provokasyonun şiddetini gözler önüne seriyor.