Başkan Erdoğan: Kılıçdaroğlu'nun durumu siyaset biliminin değil, psikolojinin konusudur

Başkan Erdoğan "Aslında bu zatın (Kılıçdaroğlu) durumu siyaset biliminin değil, psikolojinin konusudur" dedi.

16 Aralık 2018 15:06 | Pazar - Güncelleme: 16 Aralık 2018 16:53 | Pazar

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esenler'de 15 Temmuz Millet Bahçesi ile Yapımı Tamamlanan Tesis ve Projeleri'nin toplu açılış törenine katıldı.

Başkan Erdoğan CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'da 580 bin konutun suyu kesik yalanıyla ilgili "İSKİ'nin su aboneleri arasında ödeme güçlüğü çekenler için taksitten vadeye kadar her türlü kolaylık gösteriliyor. Ayrıca şehit aileleri, gaziler ve muhtaçlar için sosyal devlet ilkelerine uygun bir su tarifesi uygulanıyor. Ana muhalefetin başındaki bu zat işte bu hizmetleri eleştiriyor. Aslında bu zatın (Kılıçdaroğlu) durumu siyaset biliminin değil, psikolojinin konusudur" dedi.

"İstanbul CHP döneminde susuzluktan kurumuştu"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul üzerinden kendilerini eleştirdiğini dile getiren Erdoğan, "Hem de 'su, doğal gaz' diyerek eleştiriyor. İstanbul CHP döneminde susuzluktan kurumuştu, kokmuştu. Osmanlı'dan kalma çeşmelerin önündeki su kuyruklarının ucu gözükmüyordu. Tankerlerle taşınan sularla insanlar hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlardı." dedi.

"Gençler siz biliyor musunuz? Yalova'dan Kuruçeşme'ye denizden tankerle, gemiyle su getirdiler. 1-2 gemi İstanbul'da ne yapar? CHP bu. Biz geldik, bu işi bitirdik." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bunu Bay Kemal de bilmez belki. Çünkü Bay Kemal Kağıthane'ye 'kağıttepe' diyecek kadar İstanbul'dan uzak. Bu ülkeyi tek parti devrinde bir dilim kuru ekmeğe muhtaç edenler, İstanbulluları da bir yudum suya hasret bırakmıştı. Gerektiğinde dağları deldik, gerektiğinde Boğaz'ı geçtik. İstanbul'u suya kavuşturduk. İstanbul'un suya ihtiyacı var mı? İstanbul'da edindiğimiz tecrübeyle hükumete geldiğimizde ülkemizdeki diğer büyükşehirlerin su sorununu çözdük. Başta İzmir olmak üzere. Van, HDP belediyesiydi. Oranın su sorununu çözdük. Niye? Dedik ki 'Burada benim insanım yaşıyor.' Her ne kadar belediye filanca partide de olsa. 'İnsanlarımızı susuz bırakmayacağız.' dedik. İstanbullulara sorsanız. 'En memnun olduğunuz hizmet nedir?' diye. Herhalde su ve doğal gazı en başta söylerler. Ben göreve geldiğimde İstanbul'da 50 bin haneye doğal gaz veriliyordu. Ama İstanbul'dan cezaevine giderken 1 milyon 250 bin eve doğal gaz veriliyordu. Biz buyuz. Biz böyle çalıştık. Bay Kemal senin bunlardan haberin yok. Sen o zaman başka yerlerdeydin. Sen o zaman bu işlerin nasıl gittiğini ve nasıl yapıldığını bilmiyordun."

Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis kürsüsünden kendilerini karalamaya çalıştığını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Ayıp, ayıp. Biraz izan sahibi ol. Her zamanki gibi eline yalan yanlış rakamlar bilgiler tutuşturulmuş. Onunla milleti kandıracağını sanıyor. Neymiş efendim. İstanbul'daki 580 bin konutun suyu, 493 bin konutun doğal gazı kesilmiş. Buna yalan deme yetmez. Bunun adı kuyruklu yalandır Bay Kemal. İstanbul'daki toplam 600 milyon 300 bin abone içerisinde borcundan dolayı suyu kesik olanların sayısı 23 bindir. Bir başka ifadeyle binde 37 düzeyindedir. Aynı şekilde arıza ve borç sebebiyle doğal gazı kapalı olanların oranı da yüzde 1'i dahi bulmuyor Bay Kemal. Kaldı ki bunlar geçici durumlardır. Bir süre sonra aboneler tekrar hizmet almaya devam ediyorlar. İSKİ'nin su aboneleri arasında ödeme güçlüğü çekenlere taksitten vadeye kadar her türlü hizmet sunuluyor. Ayrıca şehit aileleri, gaziler, engelliler ve muhtaçlar için sosyal devlet ilkesine uygun ayrı bir su tarifesi uygulanıyor. Ana muhalefetin başındaki bu zat, işte bu hizmetleri eleştiriyor. Tüm müktesebatları SSK'yı batırmak ve CHP'nin oylarını sağa sola peşkeş çekmek, terör örgütlerine payandalık yapmak olan bu zatın yalanlarını, iftiralarını ve hezeyanlarını ifşa etmekten bıktık. Kendini aynı çamurlukları yapmaktan bıkmadı. Aslında bu zatın durumu siyaset biliminin değil, psikolojinin ve psikiyatrinin konusudur."

Kemal Kılıçdaroğlu'na eleştirilerini sürdüren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu zatın ruh halini gösteren bir başka örnek de sanayi üretimimiz konusundaki iddialarıdır. Neymiş? İthalat olmadan sanayici üretim yapamıyormuş. Yani diyor ki 'sanayici dışarıdan metal getirip araba ihraç ederek yanlış yapıyor 'diyor. Vah zavallı vah. 'Sanayici dışarıdan kakao ithal edip çikolata imal edip bunu dışarı satarak yanlış yapıyor' diyor. Bir ara da buğday ithalatımıza takmıştı. Sanayicimizin buğday ithal edip bundan elde ettiği ürünleri bisküvi veya unlu mamuller olarak dışarı satmasını kabullenemiyor. Kılıçdaroğlu'nun mantığına göre dünyanın sanayi devleri olan Çin, Hindistan, Japonya, Amerika, Almanya derhal kapıya kilit vurmalıdır. Bay Kemal ofset denilen bir olay vardır bilir misin? Bak bugün F-35'ler yapıyor Amerika. Onlardan bize gelecek 120 tane. Onların belli parçalarını Türkiye olarak biz üretiyoruz. Biz oraya gönderiyoruz. Onlar bunun montajını yapıp dünyaya satacaklar. Bize de satacaklar. Araçlarda da aynı durumlar var. Artık dünyada bir şeyin yüzde 100 yapıldığı yerler çok nadirdir. İthalat ihracatın adeta altyapısını oluşturur ama haberi yok bunlardan. Bu ülkeler de sanayi ürünlerinin ham maddelerini çok büyük ölçüde bizim gibi dışarıdan karşılıyor. Demir dediğiniz maden öyle her yerde ve ihtiyacınızı karşılayacak kadar çıkan bir şey değil. Kakao dediğiniz ürünün nerelerde yetiştiği belli. Buğday derseniz biz kendi ihtiyacımızı karşılayacak istihsali zaten gerçekleştiriyoruz. Ama iş dünyaya pazarlayacak duruma geldiğinde mecburen ham maddeyi dışarıdan almamız gerekiyor. Kaldı ki bizim ihracatımızın belli bir oranda ithalata dayandığı açıktır. Ömründe tek bir üretim yapmamış. Tek bir eser ortaya koymamış, tek bir işçi çalıştırmamış, ticaretle merhabası olmamış birinden başka bir mantık beklemek elbette mümkün değildir. Türkiye'nin şanssızlığı ana muhalefet partisinin işte böyle bir zihniyetin esareti altına bulunuyor olmasıdır. Bugün Türkiye sanayi üretiminde sayıları bin 38'i bulan araştırma geliştirmek merkezleri, 283'e ulaşan tasarım merkezleri üretim ve istihdam destekleri ve ihracat kolaylıkları ile dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olmuştur. Organize sanayi bölgelerimizin sayısını 311'e, buralardaki istihdamı yaklaşık 2 milyona çıkardık. Teknoparklarımızda yüksek teknolojiye bağlı üretim yapan firmalarımıza çok önemli destekler veriyoruz. AK Parti döneminde desteklenen KOBİ'lerimizin sayısı 4 binden 320 bine çıktı. Bu işler öyle kendi kendine olmuyor." 

AA