Sinemanın tıp dili

İdil Çeliker


e-mail: idil.celiker@gunes.com

Nuri Çolakoğlu ile 1992 yılında Show TV’ye başlarken tanışmıştım... Televizyon yayıncılığı ve kanal kurma konusunda eline su dökebilecek az sayıda insan vardır... Geçtiğimiz yaz başı, yeni bir kanal kurmaları vesilesiyle, bizlerle bir araya gelmek istedi... Biraz sohbet, biraz bilgi aktarımı. Bir türlü kısmet olmadı...
Bu yeni kanalın adı; HTV...
Sağlıkla ilgili aklınıza her ne geliyorsa, en ince detayına kadar mevcut yayınlarda... Konya ilişkin belgeseller, hekimlerden açıklamalar, sağlık içerikli filmler...
Bir süredir hafta sonları, film kuşağında “sağlık” yine baş köşede...
“İki Hınzır Adam” ve “Yeniden Doğmak” sadece ikisi... Bu akşam, filmlerin içeriği, alanlarında uzmanlaşmış tıp doktorlarıyla birlikte incelenecek... 
Sunuculuğunu, film eleştirmeni Okan Arpaç’ın yapacağı programın adı; “Sineterapi”... Amaç seçilmiş bu filmleri terapi koltuğuna yatırmak... Filmin içeriğini oluşturan fiziki ya da ruhsal sorunların hekimlerle tartışıldığı, işleyiş sırasındaki gerçekçiliği, tedavi yöntemleri, hastalığın semptonlarının yorumlandığı Sineterapi ilginç bir yayıncılık örneği... Nuri Çolakoğlu’ndan da bu beklenirdi zaten...
Cumartesi 11:00’de yayınlanan “Yeniden Doğmak” filminin konusu kalp nakli idi... Hani hep merak edilir ya, nakil sonrası hastalar kişilik değişimine uğruyor mu, hücre hafızası var mı? diye... İşte bütün cevaplar, uzman hekimlerce veriliyor... Merak etmeyin iki filmin ve tartışmanın da bu akşam tekrarı var... İzlediğinizde ilginç bir deneyim yaşadığınızı hissedeceksiniz...
 
Kaç kurbağa öptünüz?
Kadınlar için çok keyifli ve gerçekliği üst düzeyde bir konu taşınmış sanal aleme “Kurbağayı Öpme Meselesi”
Diyor ki o satırlarda; Çoğumuzun öptüğü kurbağalara bakıp, sonucunda kimsenin prense ulaşamamış olması, yüzümüze şu gerçeği çarpıyor; Prens falan yok! Neden mi? Çünkü biz de prenses değiliz...”
Herkes mükemmel olanın peşinde... Ama bulan neredeyse yok... Ya ne aradığımızı net olarak bilmiyoruz ya da idrak etmiş durumdayız. Peki durumu değiştiriyor mu bu? Elbette hayır... Final kimseyi mutlu etmeye yetmiyor...
Hayal dünyasında kapılarak, gerçeklerden kopma noktasına gelenler için, herkes kurbağa zaten...
Genelde aranan normlar ne?
Hem yakışıklı, hem zengin, hem cömert, sonuna kadar sadık, dürüst, şefkatli, tutkulu aşık, çalışkan, başarılı, belli bir otoriteye sahip, her koşulda parmakla gösterilen, az kıskanç ama sahiplenmeyi bilen, çalışkan, kültürlü, temiz, yerine göre realist, yerine göre romantik, düşünceli, kültürlü, kadını onurlandırmayı beceren...  Vallahi bu liste bitmez... Gönlünüzden geçeni sizler de ekleyin. Ekleyin de böyle bir adam bulabilir misiniz? Sonra da oturup, düşünün... Zor değil mi? Hem de çok zor...
Haydi gelelim ne istediğini bilip, durumu idrak edenlere... Üç aşağı, beş yukarı aynı liste sanırım... Farkı bulabiliyor musunuz? Yani “ne istediğini bilmeyenlerle?” 
Belki birkaç detay eksiktir... Eh bunca özelliği, güzelliği bir adamda bulamayacağınızı da anlamışsınızdır herhalde. Siz deyin 5 erkek, ben diyeyim 10 erkeğin toplamında belki...
Ne istediğini bilmeyenlerin durumu daha vahimmiş... Her adam bir kulp takanlar bu gruba dahil... Armudun sapı, üzümün çöpü derken, belki en uygun gördüğünüzle kesişir hayatınız. Ama bu sefer de, sıkılırsınız ilgisinden...
Kadınların önemli bölümü romantik ve duygusal bir adam arar ama sonunda sert ve dediğini yaptıran, peşinden koşturan adamlara aşık olur... Şiddet için kırmızı halı serilme faslı...
Hani hep uyarırlar ya dualarınız ve dileklerinize dikkat edin gerçekleşebilir diye... Buna inanın...
Bu yolculuk sırasında, doğru kişiyi bulana kadar kaç kurbağa öptüğünüzü düşünün. Tabi bir de hiç birinin prense dönüşmediğini de hatırlayarak...
Hah, ille de bir kurbağadan prens çıkarmaya niyetliyseniz, önce kriterleriniz tekrar gözden geçirip, bazılarını gerçekçi şekilde elemeniz gerekiyor... Fazlaca emek harcayıp, fedakarlık da... Neyi neden istediğinizi biliyorsanız yol haritasını çizerken, kendinizi de bir prenses kıvamına getirmelisiniz... Ya da hepsini bir kenara bırakıp, kuralsızca aşık olun ki; kurbağa da olsa prens gibi görün... Aksi halde aşık olmadığınız biriyle, sırf kriterlerinize uyuyor diye birlikte olursanız, bir başkasının prensine kurbağa muamelesi yapmış olursunuz...
Bu keyifli yazı kime ait bilmediği için adını yazamadım ama teşekkürler ediyorum... Yaptığım bazı değişiklikler için de mazur görmelerini diliyorum... İyi pazarlar hepinize...
 
 

  • Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.



    YAZARLARIMIZ

    BİRİNCİ SAYFA

    gunes kapak

    Hotlinkler Başlığı Başa dön

    Gunes.com Hesabı:

    Yardım ve Bilgi Merkezi:    

    İnsan Kaynakları     

    Kurumsal   

    Gazeteler     

    Televizyon