Türk futbolunun önemli bir yıldızıydı o… Birkaç isim yazılmıştı o tarihte… İçlerinde önemli bir isim de Lefter idi… Lefter, Fenerbahçe'nin en önemli yıldızıydı… Ben daha çocuktum. Babam elimden tuttu ve İnönü Stadı’na, yani Mithatpaşa Stadı’na, bugünün Fiyapı İnönü Stadı’na gittik. Babam heyecanlanırdı Fener maçlarında… Yine titriyordu. Elinde tuttuğu ama yakmadığı sigarasını resmen yiyordu. “Bak oğlum bu Lefter” dedi… Stat inliyor, seveni ona sevgi sözcükleriyle bağırıyor, rakip seyircilerde alkışlıyordu. Nasıl bir muhteşem sevgiydi o… O yıllardan sonra bu muhteşem sevgiyi taraflı, tarafsız görmedim.
Lefter Küçükandonyadis vefat etti. O en çok sevdiği, hayatını vermeye hazır olduğu Fenerbahçe'sini bıraktı ve gitti. Giderken bir uğurlama vardı Saraçoğlu'nda… Böyle muhteşem bir seyirciyi, dedim ya, henüz 9-10 yaşlarındayken görmüştüm. Dün yine Fenerbahçelisi, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı aynı tribünde maç seyrediyordu. İnanılması güç bir görüntüyü giderayak o büyük futbolcu, güzel insan Lefter sağlamıştı.
Saha içinde bugünün futbol takımı ve o günün aynı formayı ıslatan arkadaşları ile muhteşem bir görüntü vardı.
O gidiyordu ama… Gözü açık, Fenerbahçe'sinin durumuna üzülerek gidiyordu. Aziz Yıldırım'a yazdığı mektupta “Senin yapacak çok işin var Fenerbahçe'm için… Sen gel, ben yatarım” demişti. Fenerbahçe sevgisi buydu işte…
Nasıl büyük bir gururdur o? Lefter o gururu yıllarca yaşamış ve uzun süre üzerinden çıkartmadığı forması ile takımına hizmet etmiş bir futbol abidesiydi. Canlı yayına kitlendim. O seyircinin sabah evinden kalkıp Lefterleri için stadı doldurmasına, sevgi seline dönen Saraçoğlu'nun tribünlerine saygıyla baktım. “Ne güzel sevilmek” dedim içimden… Lefter'i ilk seyrettiğimde babamın çığlıklarını andıran o bağrışını hiç unutmam… “Ver pasını… Şükrü ver pasını Lefter'e… Ver, ver gol olsun” Şaşırarak babamı seyrederken, bir anda bütün stat gol sesi ile yankılandı. Şükrü pas vermişti ve Lefter atmıştı yine… Vermişlerdi Lefter'e yazmıştı deftere… Böyle sevgi her futbolcuya nasip olur mu bilemem…
Ve giderken çok istediği son arzusunu da yerine getirmiş oldu, devamı dileği bizden…
Sarı-Kırmızı, Siyah-Beyaz ve Sarı-Lacivert formalarla son yolculuğa uğurlandı Ordinaryüs…
İlk maçta bu manzarayı görmek dileğiyle…
Alex’e büyük görev…
Fenerbahçe takımına gelen en büyük Fenerbahçeli bence Alex… Lefter aşığıydı o… Büyükada'da elini öpmeye gitmişti. Onun, o çok sevdiği triko çubuklu formasını giymiş, kendi formasını ona giydirmişti. Nasıl yaşamıştı o büyük anı…
Uğurlarken büyük ustayı, gözyaşlarını tutamadı. Onun bıraktığı büyük Fenerbahçeliliğin ağır yükünün altından kalkacağını da duyurdu seyircisine…
İki satırda Lefter'den aldığı o 10 numarayı alnının akıyla taşıma sözü verdi. Alex bizim yeni Lefter'imiz dedirtti tüm Fenerbahçelilere…
Statlarda ki o coşku
19 Mayıs Atatürk'ü anma Gençlik ve Spor Bayramı artık statlarda olmayacakmış. Kültür bakanı “Bayram yasağı asla olamaz” dedi ama…
O statlarda ki coşku ile kutlamalar, okulların küçük kapalı salonlarında olur mu onu anlatamadı.
O ruhu orada yaşamak olur mu? Ankara baş şehir tamam, güzel, orada olacak dendi kutlamalar. Peki diğer şehirlerimiz? En önemlisi Samsun'daki kutlamalar küçük salonlara sığar mı? Sığdıra bilir misiniz? Acaba kapalı kapılar ardında kutlanmasını mı istiyorlar sorusu geliyor akıllara.
Gençliği, Atatürk sevgisini ve aşkını kimse kapalı kapılar ardına sığdıramaz.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.