İstanbul’a ne yapılırsa yapılsın “İstanbul” olma özelliklerini yitirmiyor şükür... Camiler, saraylar değişmez mesela...
Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi, Bağdat Caddesi, Valikonağı, Adalar’ı, Kız Kulesi, Salacak Manzarası da zeval görmez...
İzmir de çok farklı değil...
Ama Ankara TBMM ve Anıtkabir olmasa, tanınmaz hale gelecek yakında...
Ankaralılar durumdan memnunsa, sorun yok...
Tamam kentler yenilenmeli, yaşamı kolaylaştırmalı da, çehresini tanınmaz hale getirmek ne kadar doğru, tartışılır... En azından, ilk karşılaşmada yabancılık hissetmemeli insan...
Sadece kentler değil, ilçeler hatta beldeler de revizyondan geçerken, aynı noktalara dikkat edilse, sorun kalmaz aslında...
Mesela Gebze’nin Darıca ilçesi özellikle tatilcilerin çok yakından tanıdığı “sahil kasabası” tadındadır... Deniz kenarına konuşlanmış balıkçı lokantaları, feribot alanı, Bayramoğlu’nun sosyetik havası hiç değişmez... Yıllar içinde köhnemiş bir havaya bürünse de, birkaç sihirli dokunuşla eski haline getirmek zor değil...
Belediye Başkanı Şükrü Karabacak, bir süre önce ilçenin iki girişine kapı yaptırma kararı aldı... Biri İstasyon, diğeri Bayramoğlu Kapısı...
Projeleri sanal alemden takip ettim. Daha çok Donanma’yı andırıyor. Ancak, denizin olduğu bölgeyi anımsatmanın da başka yolu yok...
Adları ; Gönül Birliği Kapısı...
Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni simgeleyen bu kapılar, aynı zamanda Doğu’nun Batı’ya açılan kapıları olarak da simgeleşiyor... Zira, Avrupa’ya sefere çıkan Müslüman Ordularının İstanbul’dan önce son durakları Darıca... Gebze her ne kadar sanayi bölgesine dönüşse de, o sahil kasabasını estiren havası değişmedikçe, insanın belleğinde hep aynı kalacak, geçmişe dair hoş anları hafızlarda canlandırmaya devam edecektir...
Bu arada Darıca’daki Gönül Kapısı’nın “Eiffel Kulesi” gibi fotoğraflara dekor olma yolunda rekora doğru koştuğu iddia ediliyor.
Eh, Fransa ile köprüleri attığımıza göre, Eyfel’in pabucunu “Gönül Birliği Kapsı” ile dama atmak keyifli olacak ne dersiniz?
Elektirikli nesil
Cumartesi günü, 6 ilde elektrik kesintisine neden olan, Bursa’daki doğalgaz çevrim santralinde meydana gelen arızadan çırak çıktık. Trafik karıştı, ısınma ve su sistemleri saatlerce durdu...
Evlerde ise bir başka panik havası vardı...
Unutmuşuz, o meşhur elektrik ve su kesintilerini...” Romantizm modası” olmasa, evlerde mum bile yok...
Her şey elektrikli...
Bırakın yemeği, kahve içmek bile mümkün değil...
Artık metropollerde, “piknik tüp” “gaz lambası” gibi imdat gereçleri de bulunmuyor...
3 saatlik dilimde internet ve televizyon izleme olanağı kalmadığı için, insanlar birbirleriyle ne konuşacağını şaşırıyor.. Sohbet etmeyi de unutmuşuz, internete ya da ekrana bakmadan...
İlk bir saat suskunluğun ardından, en az bir yıllık geçmişle başlayan sıcak aile sohbetlerine vesile olduğunu da itiraf edelim ama...
Zorlukta, el yordamıyla çare üretilebildiğini de gördük. Kızım Melisa, kahvemi, alüminyum folyoyu döşediği bakır çanakta, pamukları yakarak pişirdi... Zordu ama başardı...
Su kuyruğunda beklememiş, küvet doldurup evin ihtiyacını karşılamayı öğrenmemiş, kolonya ve pudra ile saç temizlemek zorunda kalmamış,mecburiyetten saatlerce mum ışığında oturmamış, mikro dalga dışında yemek ısıtmayı bilmeyen bir nesille yaşadığımızı unutmuşuz... Elektrikler gelince, en sevdiklerine kavuşmuş gibi parti havası estirmelerini anlayışla karşılamak lazım...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.