Evlenmiş ve çocuk yapmış olmak için çocuk yapmam. Şu anda öyle bir durum yok. Tabii ki de evlat sahibi olmak neden istemeyeyim. Ama öncelikle denk gelmesi ve doğru adam olması gerekir
Bu haftaki konuğum, sanatçı dostum Tuğba Özerk, bestelerinin sözünü de ve müziğini de kendisi yapıyor. İçindeki aşkı bir anlatışı var ki, hadi okumaya buyurun. bizi takip için www.turksinemalari.com,
http://twitter.com/neslihanyavuzcn
- Tuğba’cığım hayatında neler oluyor bir anlat bakalım?
- Yeni albüm çıktı, çok iyi gidiyor. Bugün baktım iki müzik kanalında da, listesinde de 1 numara. İlk 3’teyiz hep. Çok keyifliyim o yüzden. Sevdiğim dostlarımla müzik adına bir şeyler yapıyor olmak bir kere benim için çok önemli. İkinci klibi de ‘aklımda sen varsın’ şarkıma çektik. Albümdeki şarkıların sözü ve müzikleri bana ait. Bir tane cover parça koyduk. Tam bu havalara göre parçalarım var.
- Albüm yapmak eskisi gibi kazandırmıyor, sen çarkını nasıl döndürüyorsun?
- Aslında söz ve müziklerimi yaptığım işlerin teliflerimi alıyorum. Ama tabii daha iyi olmasını bekliyoruz. İyileşecek. Onun dışında konserlerimiz oluyor, bayii toplantı sezonu geldi. Ben çok bayii toplantısı yapan bir sanatçıyım. Devamlı Gece kulübü yapmıyorum. İşte, yaşıyoruz bir şekilde.
SEVGİLİM YOK
- Hayatında 3 tane vazgeçemediğin şey, 3 tane de sevmediğin veya tasvip etmediğin şey nelerdir?
- Dedikodu sevmem, negatif insanlarla aynı ortamda bulunmam ve istemem. Çünkü negatif insanı pozitife çevirmeye çalışıyorum. Bakıyorum elden gelecek gibi değil, uzaklaşıyorum. Herkes kendinden mesul sonuçta. Vazgeçilmezlerim dersen, içimde kocaman bir aşk var bir kere. İlla birisine aşık olmaya gerek yok. Ben öyle bir kadın değilim, şarkılarımı yazdığım için aşk daima içimde var. Yaradana duyduğum aşk çok büyük. Tabii ki aile, dostlar daha sonra. Eee, tabi bir de sevgili olunca o da vazgeçilmez oluyor.
- Sevgilin var mı?
- Ama sevgilim yok. Olsa söylerdim.
- Peki hayatında birisi olsun istemiyor musun, evlilik, çocuk düşünmüyor musun?
- İlla birisi olsun diye olsun istemezsin tabii. Artık belli bir yaş, duruş, hayata bakış olunca olmuş olsun diye birisiyle olamıyorsun. Gençlik hevesleri, heyecanları kalmıyor. Daha oturaklı, anlaşabileceğin, konuşabileceğin birisi, hatta yaşlanabileceğini hayal etmek çok önemli o adamla. Öbür türlü zor. Arıyor musun? dersen. Tabii ki aramıyorum. Dostlarım çok. Evim hiç boş kalmaz. Misafir çok severim. Dostlarımla olup, paylaşmayı çok severim. Genelde de yalnız kalmıyorum. Tabii ki insan hayatında özel birisinin olmasını ister. Ama öncelikle denk gelmesi ve de doğru kişi bulmak lazım. Evlenmiş olmak ve çocuk yapmış olmak için çocuk yapmam. Şu anda öyle bir durum yok. Tabi ki de evlat sahibi olmak neden istemeyim.
UÇLARI SEVMEM
- Spermi bankasından satın alıp, çocuk sahibi olur musun?
- Yok almam. Evladımın aile sıcaklığı içinde büyümesini isterim. Bu bana çok uç bir örnek geliyor. Benim yaşam tarzıma ters geliyor. Ama yapana da saygı duyarım.
-‘ ‘Uç değilim’ dedin peki, sen kimsin?
- İnsanları gönül gözüyle görüyorum. Mevlana felsefesinde çok önemlidir bu biliyorsun. İnsanlara eğer kusuru var mı? diye bakmazsan zaten kusurlarını görmüyorsun. Tersine, kusur ararken o kadar fazla yoruluyoruz ki. Ben kusur aramayı bırakalı çok uzun yıllar oldu. İnsanları olduğu gibi seviyorum. Tabi ki benim de kalbim kırılıyor ama biz karşı tarafa yansıttığımızı yaşıyoruz.
- Ben de nefes terapisi alıyorum. Aynı felsefe, yarattığın şeyi yaşıyorsun, doğru biraz açar mısın?
- Mevlana felsefesi okuyorum. Zaten Şan’cı olduğum için de diyafram ve nefesi iyi kullanırım. Doğru nefes almak, stresini kontrol edebilmek çok önemli, hepsi nefesle bağlantılıdır. Karşıya ne verirsen, onu yaşarsın. Bir mekana gülümseyerek ve selam vererek girdiğinizde (bakkala, manava, bankaya) size yansıyan enerji ve yapılan muamele başkadır. Sert bir tavırla ‘versene şuradan bişi’ dediğinde yapılan muamele başkadır. Ben nasılsam, karşımdaki de o. Ben hayatım boyunca bu felsefeyi benimsedim.
- Diyelim ki sen pozitifsin ama yine de karşındaki negatif ve ters bunu nasıl açıklarsın?
- Orada devreye giren şey ilahi adalet. Mutlaka ben başka birisine bir şey yaptım bana da o öyle yansıyor. Hepimiz birbirimize halkalarla, görünmez bağlarla bağlıyız. ‘Ya ben neden bunu yaşadım?’ deriz ya hep. Mutlaka bir yanlış yaptın birisini üzdün sana o insandan gelmeyebilir, yaptığın hata veya kötülük bambaşka birisinden geliyor. Bunu hep düşünürüm başıma gelen olaylarda. Zaten kendimize sormamız gereken soru ‘burada öğrenmem gereken, almam gereken ders, sınavım nedir?’ Sakin olmak, gelen olaylara hiddetle yaklaşmamak lazım. Sakin olmak gerçekten her şeyi kurtarıyor. Son 3 senedir iyice öğrendim.
- Ne oldu son 3 senedir, başına ne geldi?
- Başıma bir şey gelmedi ama tabii ki yaşadığım çok şey var. Kimsenin çekmediği acılar çektim. Kimseye kısmet olmayacak sevinçler de yaşadım. Bunların hepsi bir bütün hayatın içersinde. Fakat öyle bir an geldi ki, çok üzüldüğüm, panik olduğum, kendimi huzursuz hissettiğim bir zamanda artık çalışmak istiyorum dedim ve Müge’yi arayıp yaşam koçu ile çalışma ihtiyacı hissettim. Yaşam koçum Müge Oktan benim için çok kıymetli. Ve bana inanılmaz iyi geldi. O kadar farkında olmadığımız şeyler varmış ki hayatta, yaşam koçu da sana bir ayna oluyor, ışık tutuyor. Aslında içimizde olan bir güç. Biz yüce Allah’ın bir parçasıyız, onu kendimiz buluyoruz. Sana yardımcı olacak ne varsa onu kendin bulabilirsin, bu bir dua olabilir, meditasyon, ibadet olabilir. Bunlar çok huzurlu ve keyifli duygular. Yaşam koçu ile çalışmak, içimdeki o saf, yumuşak tarafı, ışığı ortaya çıkardı. Bir de yüce Allah’tan isteyip ona dua edince ben de bir uyanış oldu. Ne enteresan ki sen de bunu konuşup yansıtacakmışsın.
GÖNÜL GÖZÜYLE BAKIYORUM
- Sendeki bu uyanış başladığında hayatında neler değişti?
- İlk başta enerji seviyen ya da frekansın yükseldikçe aşağıda kalanlar yani aynı frekansa sahip olamayanlar kendiliğinden hayatından gidiyor. Bu ilişki veya bir arkadaşın olabilir. Bu hayatında en yakın ailen bile olabilir. Ve hayatından gidenler kavga gürültüyle değil, sakin bir moda kendiliğinden yok oluyor. Eskiden ‘hayır’ dediğim zaman karşımdakini kıracakmışım gibi düşünürdüm. Şimdi, hayır demeyi öğrendim. Mesela bir şeyin, izah ederek, olamayacağını tatlı, tatlı anlatabildiğimi fark ettim. Yani illa her şeye hı hı, evet demek zorunda değilim. Hayatımda farkındalık arttıkça her şey kendiliğinden çözümleniyor. Önce ‘ben’ demeyi öğrendim. Bu da ayıp bir şey değil. Kendimi Ben olarak ispat etmezsem, benim etrafımda kimse olamaz. O şekilde bakıyorum hayata artık. Gönül gözümden bakıyorum.
- Senin gönlünü ne ‘cız’ latır’?
- ‘Ahir ömrüm’ diye bir parçam var, onu kendime yazdım. Diğer parçalarımı birilerine hitaben yazmıştım. Fakat bu parçamda hayatın biteceğini, noktalanacağını anlatıyorum bak sözlere ‘Benim bu çakı gibi duruşum artık kalmayacak, ellerim titreyecek, ruhum durulacak. İşte o mert tarafım kalmayacak’ diye devam eder. Çevremdekiler bana hep sen ‘mert kadınsın, erkek gibi, delikanlısın’ derler. Büyürken de erkek çocuğu gibiydim. O yüzden bu parçam benim için çok özeldir. İçimiyse fotoğraflar, parfüm kokuları sızlatır. Tanıdığım birisi rahmetli veya ayrılmış olabilirsin ya da arkadaşındır görüşmüyorsundur, onların sürekli kullandığı bir parfüm, eski bir fotoğraf ya da şarkılar, şiirler benim içimi çok cızlatır. Bunlar beni direk o ana götürür. Hemen burnum sızlar, ağlarım. Ama çok ağlamam, çünkü negatifi çağırmamak lazım. Pozitif olmak çok önemli. Şifa gözyaşlarından bahsetmiyorum. Bir şeyi çözersin, ruh olarak bir kademe üste geçtiğini hissettiğin an da döktüğün gözyaşı şifa gözyaşıdır. Onları dökün, zevkle.
HİÇ BİR ŞEY GİZLİ KALMIYOR
- Yaşam ilkelerimiz nasıl olmalı?
- Gittiğimiz yol şu, doğru insan olmak, gittiğin yolda ilerlerken insanları, üzmeden, ezmeden, hayatın bitiminden sonra da bir devamı olduğunu ve ruhun ölmediğini bilerek hareket etmek. Ben çok mutluyum, inşallah herkes gittiği yolunda, kendi benliklerinin farkına varıp, aydınlanırlar. O çok sinirli, agresif, harap olmuş, yolunu bulamayan insanlara çok üzülüyorum. İyi insan olmak, pozitif bakmak, barış dolu bir dünya yaratıp yaşamanın önemini inşallah herkes fark eder. İlla bir yaşam koçu ile çalışmaya gerek yok. Bu konularla ilgili çok kitap var. İlk başta Kur’an-ı Kerim çok iyi anlayıp, ürkmemek, korkmamak dinden ve bunun ne kadar özel bir şey olduğunu kavramak, doğru yansıtmak gerek. Müthiş bir dinimiz var. Mevlana kuantumu 1200’lerde anlatmış. Bunların hepsinin içinde var. çok uzağa gitmeye gerek yok.
- Sen, senden içeri ne gördün?
- Bir kere şeffafım. Yargı yok. Çağın hastalığı önyargı. İlk başta bundan kurtulmak lazım. İnsanlara gönül gözünden bakmak.
- Dışardan bir gözle baktığında camianı değerlendirir misin?
- Ben piyasaya çıktığımdan beri polemiklere girmiyorum. Bu güzellikleri anlatmak varken birbirine sataşmaya ne gerek var.
- 2012 nedir?
- Kadına şiddet haberlerini her yerde görüyoruz ya artık. Eskiden aynı şiddete maruz kalıyorlardı, ama gündeme gelmiyordu. Hiçbir şey artık gizli kalmıyor. Artık her şeyin açığa çıktığı bir dönem işte, bu. Uyanış 2012 bu. Hepsi ortaya çıkıyor. Gizli kalmıyor.
- Ülkemizin içinde olduğu son durumlar, şehitlerimiz?
- Önce Allah şehit ana ve babalarına sabır versin. Ve hepimizin başı sağ olsun. Toparlanacak ve düzelecek her şey bu terör içinde, Kadına şiddette de ve bütün diğer olaylarda da. Hükümete güveniyoruz. Eskiden gelen sistematik problemleri düzeltmek kolay değil ama güveniyoruz. Başımızdaki insanlar gerçekten güzel şeyler yaptı, yapacaklarına da inanıyoruz ki, güzel şeyler, pozitif şeyler yaşayalım. Barış içinde 72 millet yaşayalım.