16 yıldır komedi rollerinde görmeye alıştığımız genç ödüllü oyuncu Şeyla Halis, Mimar Sinan Üniversitesi Piyano Bölümü mezunu. Ve üzerine de Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin 4 yıllık tiyatro bölümünü bitirdi. ‘Vücut’ filminde canlandırdığı dram rolüyle Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü. Bir annenin dramını ilk kez canlandıran Şeyla Hanım, oyuncu Bekir Çiçek Demir ile evli ve Selin adında bir kızları var. Ödülünü annesinin rahatsızlığı yüzünden almaya gidemeyen Şeyla Halis’in hayat sahnesindeki rolüne buyrun. Bizi takip için http://turksinemalari.com http://twitter.com/neslihanyavuzcn
- Sohbetimize başlamadan önce dedin ki ‘Zor dönemlerden geciyorum.’ Eğer hayat bir tiyatro sahnesi ise sen bu sahnenin neresindesin?
l Oyun arasındayım. Hakikaten hayata 15 dakika ara verdim. Tiyatroda da aralarda kuliste neler neler yaşamayız ki ve aslında birçok sorunu da hallederiz. Tekniğinden, ışığına, çorap kaçar, kirpiğin çıkar ya da güler eğlenirsin. Ben de hayatımda işte bu arayı yaşıyorum. Kötü haberler ile iyi haberler bir arada. Bir yandan annemin ismini bile adını almak istemediğim rahatsızlığı, şu an da iki aileden birinde var olan malum rahatsızlık. Annemle sürekli hastanedeyiz. Bu araya hayat güldürmek ve motive etmek için bir şeyler yolluyor. Bir yandan Annem kemoterapi görüyor, ona koşturuyorum diğer yandan 1.5 yaşında çok fena yaramaz ama cimcime ve su içmek için bile izin istediğim bir yavrum bir dakika bırakmayan bir kızım var evde. Bütün bunların arasında güzel olan birşey var ki o da ödül almak. Beni En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülüne layık gördüler sağ olsunlar. Ama ödülümü almaya bile gidemedim. Bu da hayatın sahnesi işte.
DRAM’LA VÜCUT BULDUM
- ‘Vücut’ filmi ile Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü aldın. Film henüz vizyona girmedi. Sende nasıl vücuda geldi rolün?
l 1 yıl önce görüşmeye gittim. Yönetmenimiz Mustafa Nuri de oradaydı. Rol ve hikaye üzerinden konuştuk. Aslında filmin anlatmak istediği şey, önyargılarımız. Vücut ile vücut bulması da aslında güzel bir sembolizasyon. Konusuna kısaca değinecek olursam, eski bir porno oyuncusu bir kadının (Hatice Aslan) üzerinden bir yaşam dramı işleniyor. Dolayısıyla olaylar ve kişiler birbirine bağlı. Ona aşık olan genç bir oğlan var, o genç oğlanın çok dramatik bir geçmiş yaşayan bir annesi var o da benim. Birine bakıyorsun çok güzel ama yaşlanmaya yüz tutmuş, estetik sembolünde hayatta var oluş problemi var. Ona aşık olan genç oğlan ile aralarında yaş problemi var. Oğlanın annesi yani benim şişmanlık sembolünde yaşadığı birçok sorunlar var. Bu kadının da şişman bir kızı var. Fakat herkesin kendine ait bir dünyası ve yaşadıkları problemler.
- Yıllardır seni komedi rollerinde izledik. İlk defa bir dram oynadın ve ödül aldın. Komedi oynamak daha zor diye bilirim. Hangisi daha zor?
l 16 yıldır komedi oynadım. Komedi oynamak sahiden daha zor çünkü matematiği başka. Oyunculukta söz konusu olan kendi ozel hayatinda perde kapanınca veya kamera stop deyince ne yaşıyorsan, yaşıyorsun. Ve bunu aksettirmemek zorundasınız perde açıldığında veya kayıt dendiğinde. Komedyenlikteki, o tat veya o ayırmak zorunda olduğun dünya daha büyük. Dram oynadığında yaşadığın 3-5 negatif anektodu hatırlayıp kendini motive edebilirsin. Komedide hangi negatif olaydan kendine pay biçildi oynayabilirsin ki, imkansız. O yüzden komedi oynamak, hem psikolojik hem de matematik anlamda daha zor dram oynamaktan. Güldürmek nerdeyse 5 duyuya hitap eder ve tabii ki algı seviyesine göre de inip, çıkmak zorundasın. Beden dilini de kullanıp zaman matematiğini de kararlamak şart. Erken veya geç bir espri yaparsan seyirciden reaksiyon alamazsın. 4 yıl boyunca bunun eğitimini alıyorsunuz ve araya dram oynamak için 16 sene giriyor. Bu egzersiz kaybolunca insandan, ‘eyvah’ diyorsunuz. Nasıl söyleyeceğim, elimi nereye koyacağım, ağzım, burnum, gözüm derken hazırlandım filmdeki rolüme. Ve çok çalışarak, kafamda prova ederek rolümü çıkardım. Yardımcı yönetmenimiz bana şöyle bir şey sormuştu, (cinsel birliktelik sahnemizde vardı, sevişme sahnesi gibi değil, bence işkence sahnesi gibi olan ve bunun gibi beni psikolojik olarak yoracak sahneler de vardı) ‘bunlar için senin programını yayarak mı çekelim yoksa 1-2 günde sıkıştırıp seni bitirelim mi?’ Ve 3 günde toparladılar beni. Valla helâl olsun onlara da.
CİNSEL BİRLİKTELİK SAHNESİNİ ÇEKERKEN
- Nasıl bir cinsel birliktelik sahnesiydi, tecavüze mi uğradın ya da sevişme sahnesi mi neydi?
l Gerçekten zordu. Ben mesela birkaç sahneyi çektikten sonra “5 dakika durun” dedim. Sevişme sahnesi diyemiyorum, tecavüz değil. Bence anlatmayalım onu. Çünkü gerçekten o sahneyi cinsel birliktelik adı altında kapatıyorum orayı. Birçok şeyin olduğu birşey.
- O zaman bana nasıl tarif edersin?
l Bir insanın gerçekten oyunculuk haricinde sadece o sahnelerin neye yaradığını, ne için çekildiğini bildiğinde insani anlamda depresyona gireceğin bir konu. O yüzden sağ olsun yönetmenim ve tüm ekip o bölümler çekilirken ‘Bütün ekip dışarı, Şeyla Hanım rahat olsun’ diye, ne zaman hazırsam o zaman çektiler. Sahne bittiğinde ben hüngür hüngür ağladım. Sete baktığımda da herkes ağlıyordu. Ama muhteşem bir deneyim.
- Cinsel birliktelik sahnesi haricindeki psikolojisi seni nasıl etkiledi, canlandırdığın karakterin adı neydi?
l Adı yok karakterimin sadece rolüm anne rolü. Kadının adı yok. Yani karakterin adı yok. 50 yaşlarında yavaş, ağır konuşan, her şeyiyle ağır, kilosuyla, yürüyüşüyle, hayatın getirdikleri ile külçe halinde bir kadın. Mesela sette bana espri yapmak yasaktı. Çünkü ben her şeyimle tez canlı olan hızlı hareket eden ve konuşan bir tipim. Bir tek yavaş okurum. Tamamen tezat bir roldü.
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU ÖDÜLÜ’NÜ BEKLEMİYORDUM
- Ödülünü almaya gidemedin, ödül alacağını bekliyor muydun?
l Hastanedeydim. Önce filmimiz Montreal Film Festivali’ne gitti. Ondan sonra Altın Koza Film Festivali’ne gitti. Geliyor musun dediklerinde “Az zamanda söylediniz, annemin kemoterepisi ve müzik provalarım gelemem”, dedim. En azından bir günlüğüne filmi seyretmeye gittim. Ödül beklemiyordum, herhalde bana vermezler dedim. Benim için en büyük ödül bu filmin içinde yer almaktı. Çünkü ilk defa dram oynadım. Bugüne kadar komedi de oynadım, ekmek yedim, ailemi geçindirdim. Eşim oyuncu Bekir Çiçek Demir, Adana’da kaldı onun da oynadığı ‘memleket meselesi’ adlı film yarışıyordu. Ödül gecesi geldi çattı, ama açıkcası hiç beklemiyordum. Annemin yanında hastanedeydim, kızım Selin’in uyku vakti, 1 saat kadar seni bırakacağım dedim ve Selin’i uyutmaya eve gittim. Selin uyudu ve bir Adana kanalı buldum. Yardımcım geldi Şimdi ‘Yardımcı kadın açıklanacak’ dedim ona. O da ‘Allah büyük’ dedi. Benim hayatta Allah’tan başka hiç torpilim olmadı. ‘Bu büyük zor’ dedim ve duyunca ödülü kazandığımı Selin uyanacak diye fazla çığlık atamadım. Abdal’a malum olur ya ‘ödül alırsam’ diye Bekir’e bir mektup yazdırmıştım. Bekir, mektubu okudu ben de evde şok geçirdim.
BÜTÜN OYUNCULARIN YARASINA DOKUNDUM
- Mektubunda ne dedin?
l Yapıma ve tüm ekibe, teşekkürümden sonra en büyük teşekkürü, Yönetmenim Mustafa Nuri’ye yaptım. Çünkü 16 yıldır komedyen olarak tanınıyorum ve o da benim farklı bir yönümü ortaya çıkarttı. ‘Oyuncular, oyuncudur, herşeyi oynayabilir’i kabul ettirdi. Bana güvendi ve inandı. Orada seyreden oyuncu arkadaşlarımdan da bu çığlığı duydum. Ödülümden dolayı tebrik almamın haricinde yazdığım mektup içinde oyuncu ustalarımız ‘hepimizin yarasına dokundu’ diye de daha fazla tebrik ettiler. Ve annemin yanına geldiğimde de ‘Anne, ödülü senin için aldım’ dedim. Annem çok mutlu oldu özellikle ‘seninle gurur duyuyorum’ demesi. Bambaşkaydı.
- Oyuncuların hakları dersek?
l Bir yerde dallı budaklı. Sinemacılar, tiyatrocular, televizyoncular, diziciler, böyle bir “ciler ciler” var. Oysa ortak paydada bir oyuncu var. Bir metin ve sahne olmadan da, bir oyuncu oyun oynayabilir. Fakat bir oyuncu olmadan seyirci yaşayamaz. Asıl olan oyuncudur. Yurt dışında tamamen bu mantaliteyle işliyor. Oyuncunun değeri, rahatı çok önemli. Mesela bizim ülkemizde senaryo son dakika gelir. Giyinme soyunma yeri olmaz. Oyuncu kaza geçirir hali nicedir. Telif hakları korunmaz. Ve böyle gitmez inşallah.
- Peki aşk dersek?
l Saygı
- Eş?
l Yoldaş
- Çocuk?
l Manyaklık yaaa
- Anne?
l Özel
- Baba?
l Özlem
- Baba= Özlem neden?
lVefat etti 1.5 yıl önce Selin’in doğumundan 3 gün önce.
BİRAZ KAFA SIYIRTTIRICI
- Hayatına baktığımda acılarla sevinçleri yaşıyor olmak nasıl bir duygu?
l Garip biraz kafa sıyırttırıcı.
- Sıyırdın mı, yardım alıyor musun?
l Oyuncular biraz sıyrıktır zaten. Zorluyor ya. Zaman zaman yardım alıyorum tabii. Psikolog yardımının veya gerekli halde psikiyatr yardımının taraftarıyımdır. Muhakkak.
- Eşin de oyuncu, peki iki sıyrık aynı evde olunca nasıl oluyor?
l İki sıyrık olunca normal oluyor.
- Bekir nasıl bir eş?
l Muhteşem bir eş. Özellikle çocuğumuzu büyütme konusunda büyük yardımcı bana. O benim büyük şansım. 8 yıldır birlikteliğimizi Selin’in doğumuna 3 hafta kala resmileştirdik. Yıllarca çok yoğunluktan evlenecek vakit bulamadık. Marlyn Monroe gibi bir kızımız var. Ve babaya çok düşkün ve cilveli. Rahmetli babama benziyor. Giden gelir.
- Gelecek nerede senin icin?
l Şu an da ‘anlık’ düşünüyorum. İnsan umut etmeden yaşayamaz tabİi. Ama nedense bu aralar karamsar takılıyorum diyelim. Maalesef mutlu bir sözcük söyleyemeyeceğim. Dediğim gibi umut etmeden yaşayamazsınız umut bittiği an da yaşam biter. Gelecekten büyük beklentilerim yok. Tek beklentim sağlık. Öncelikle kızımın eşimin ve ailemin. Oyuncu olduğumuzu ve mesleğimizi unutmadan, tek beklentim bir dizi olacaksa gerçekten bir dram rolü oynamak sadece sinemanız kalmayıp bunu daha geniş kitlelere göstermek. Başka kapılar açmak isterim televizyon programları olabilir. Mimar Sinan Piyano Bölümü’nü bitirdim. Yeni bir albüm yapıyorum onun hazırlığı var. Belki de bu sene benim yeni kapılar açma yılımdır. Hayırlısı böyle bir umudum var. Vücut filmimizde aralık gibi yayında.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.