YavaŞ yavaş hepimiz farkındalığımızın arttığı bir döneme girdik. Bazılarımızsa bunun erken farkına varanlardan. Oysa hepimiz özümüzle birleşmeliyiz, özümüze dönmeliyiz. Özümüze dönerken egomuzu bırakıp, yaratığımız illüzyondan vazgeçebilmeliyiz. Bu perdeyi aralayan kişilerden biri ise sanatçı dostum sevgili Çelik. Yeni çıkan albümü ‘Kalp Gözü’, duman altında kalıp göremez olduğumuz dünyamızda kalp gözümüzü açmamızı temenni ediyor. Sanatçı bakış açısı ile yaşadığımız dünyaya farklı bir boyuttan bakıyor. Çelik yansımaları demek daha doğru olur. Ben de ‘ışık elçisi’ olarak Çelik’e ayna oldum. Bu bayram tüm dünyada savaşların, kavgaların, egoların bitmesini, yerine sevginin, barışın, huzurun ve sağlığın olduğu bir evrene kavuşmayı dilerim.
Bizi takip için http://twitter.com/neslihanyavuzcn
- Bu albüm en rahat en sorunsuz yaptığın albüm oldu sanırım.
- Ruh hali olarak çok iyi geçirdiğim bir süreç. Evet, her şey yerli yerindeydi. Ben de kendimi iyi hissediyorum ve o sakinliğin de şarkılara çok yansıdığını düşünüyorum. Müzikal ve müzik fikri olarak da hayatımın en doğru zamanında oldu. O da yavaş yavaş yansıdı. O yansımalar şimdi ürün biliyorum. Ürünün nihayeti de dinleyenin kendini hissettiği ruh haliyle ilintili bir şey. İyi hissediyoruz. Teknik olarak da rahatım. Müzik sektörünün geçirdiği bir süreç var, o sürecin sonunda yeni çareler mutlaka konacak. Benim tahminim 2 veya 5 sene içinde CD materyali tamamen kalkar, dijital platforma geçer. Geçiş sürecinde de bu tip çalışmalar çok yapılacak. Yayın gücü olduğu gibi dijital platforma geçecek. Ben müzik yapan birisi olarak satma fikri ile uğraşacak ruh halinde değilim. Albüm fikrinin de tamamen biteceğine uyanmak lazım. Şarkı yapacaksın duyulacak. Eskiler ne diyor? Long play yani tek tek şarkı. Uzun uzun stüdyolara girip albüm dönemi bitecek. Ben bunu çoktan tespit etmiştim. Bu son çalışmamda da çok net. 50 kuruşa sponsorun gazeteye teslim ettiği bir şeyi gazeteyi alan birisi orijinal bandrollü albüme sahip oluyor. Ben çok satış yapmış en uç noktaya ulaşmış oluyorum. 180.000 kişi benim şarkılarımı biliyor artık. Bu sponsorluk anlaşması benim için çok şıktı. Yeni albüm çıkaran birisi önce tanıtım yaparken, ben albümü sattım şimdi albümü tanıtmaya başladım.
YORUMCULAR GİDEREK AZALACAK
- Sektörle ilgili yeni öngörülerin nelerdir?
- Çok net olarak gördüğüm şey müzik sektöründe çok büyük bir değişiklik olacağı. Ve çok ciddi bir eleme süreci yaşanacağı. Bu süreç bir dakikada ya da bir gün de olmaz. Bizden bir önceki kuşak ana yıldız sanatçı dediğimiz Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer, Kayahan buna örnektir. Onun gibi bir nesil tekrar gelecek. Ve onların altında yeni bir nesil. Orada net olarak kalacak olanlar mutlaka besteciler, şarkı ve müzik yapanlar olacak. Bir önceki kuşak yorumcuydu.
- Bir Sezen Aksu ve Kayahan var içlerinde?
- Sezen Aksu müzisyenlerden çok ciddi bir destek aldığı için yine de bestecidir. Bir sonraki kuşak yani bizim kuşağımın gelişindeki net tonu kendi müziğini, bestesini, aranjesini yapan, kendi sözünü yazandır. Çünkü aynı Nilüfer’de olduğu gibi İzel de, Demet Akalın da yani herkes şarkı beklemek zorunda. O yüzden şarkı yapanlar bir adım üstte hazır durumda bekleyecekler. Çünkü sürekli üretiyor olacaklar. Bunların şarkı üretebilmesi de belli şartlara bağlı. Bunların ruh halleri çok önemli. Bunlar hep aynı tarz olmayacak, yelpaze açılacak. Kenan’ın, Serdar’ın, benim, Rafet’in, Şebnem’in, Musti’nin başka bir ruh hali var. Bu çok iyi ve seçkin bir müzik dinleyici kitlesi oluşturacak. Bunların her biri kendi alanlarında çok başarılı isimler. Bu da müzik kalitesini de yükseltecek.
İYİLER KALIR, KÖTÜLER GİDER
- Günümüzün yorumcuları içinde kalıcı olacak isimler var mı?
- Tek tük çok özel olanlar veya Allah vergisi çok yüksek kabiliyeti olan yorumcu bir ses mutlaka kalır. Ama orada itici güç yine müzikal üretimdir. İyi mal her zaman kalır, kötü mal her zaman gider. Bu zaten standarttır.
- Mega star, Pop star, star kimdir senin için?
- Şöyle örnek verirsem daha iyi olur. Tescilli olanın örneği nettir, artık onun denenmesine gerek yoktur. Ajda Pekkan’dan bir star çıkar mı bakalım dememize gerek yok. Ajda Pekkan’ın yaşam biçimine baktığın zaman Formüla 1’de İstiklal marşı okuyacağı zaman ceketini giyip 1 hafta İstiklal Marşı çalışan bir kadın. Biz turneye gittik onu sabahleyin pijamayla göremiyorsun. O star olarak olarak kahvaltıya inen bir kadın. Demek ki yaşam biçiminden, giyiminden, profesyonelliğin tüm şartlarını yerine getiren biri. Kendisi de ‘lütfen bana süper star deyin’ demiyor. Bu şekilde süper star olmuş, böyle bir yerde kalmış ve hâlâ orada. Bunu ayrı bir yere koymak lazım. Onun kriterleri neyse senin sorduğun sorunun cevabı orada. Ona kritere kimin uyup, uymadığı da söylemek bana düşen bir şey değil. Aynı şey Sezen Aksu için geçerli. Yeri geldiğinde siyaset konuşan, Cumartesi annelerinin yanında olan, yardım konserlerine giden, bazen de Mevlana’nın şarkısını söyleyen, ‘Kalaşnikof’ diyen birisi. Demek ki Sezen Aksu’nun çok yönlü bir bakış açısı var. Yüksek zekası ve bir o kadar da espri yeteneği var. Kayahan’a baktığınız zaman orada erkek sanatçı olmanın zor olduğu bir sektörde, müzikal gücün nasıl bir yer edindiğini görüyoruz. Sadece kılık kıyafet, imaj veya fikirle değil. Hem müzikal, hem imaj, hem de fikri anlamda çok güçlü ve yönlü olacaksın. Süreklilik arz edeceksin. Bak star tarifleri bunlarmış. Mesela Tarkan dönüp muhatap olmuyor. Demek ki herkesin şu veya bu şekilde tarzı var. Tarzı olan tamamdır. Önümüzdeki örnekler bunlarmış. Buna kim uyuyorsa o Star’dır. Genel olarak kimliksizlik kişilik çoğalmaları yapar. O da taklittir işte. Kendi ve tarzı olan tamamdır. O tarz her neyse. Ben o anlamda hüküm verici olamam. Kenan derim, Serdar’a ayıp olur.
TEOMAN NEYİ PROTESTO EDİYOR?
- Teoman müziği bıraktığını açıkladı. Çok tartışıldı. Bunun altında yatan mesaj nedir?
- Bir müzisyenin yaptığı her yoruma oturup önüne saygı duyacaksın. Onun mutlaka bir düşündüğü vardır. O bir şeyden dolayı dünyayı farklı algılar. O, Cumhurbaşkanı veya iş adamı gibi algılamaz dünyayı. Sen hayatı yazılı veya düşünerek algılarsın, O hayatı güzellik, görsel yönünden algılar. O hayata görsel olarak baktığında ve uzaklaştığında, görselliğe ve estetiğe uymayan bir şey görmüştür. Doğru okumak lazım. Teoman bir şeyi protesto ediyor. Ama neyi protesto ediyor ki acaba? Bunu okumak benim için o kadar rahat ki. Protest müzik yapıyor ve tavır sergiliyor. ‘Yeter yaa, ben şu şu koşullarda şuan uymak zorunda mıyım?’diyor. Bu nedir? Hakikaten, müzik hayatının hiç bir kuralı yoktur. Oysa kural koymaya çalışıyorlar. Şu, bu nasıl olur diyorlar. Sanane, nasıl olursa olur, benim istediğim gibi olur. Hayır bizim istediğimiz gibi olur diyenlere de o zaman buyurun yapın diyerek protesto ediyor. Müzikten kopup, kopmaması onun şahsi ve özelidir. Bir müzisyen bir şeyi protesto ediyorsa orada problem vardır. Her türlü problem vardır. Ben gazeteci olsam işe şöyle bakarım! Teoman bir şeyi protesto ediyor, adamın bir fikri var, bir şeyden dolayı bir yansıması var. Ne yapmak istiyorsun kardeşim, senin ne derdin var? diye ben olsam sorarım. Adam müzikal bir rocker bir tavır sergiliyor, buradaki tavır ne acaba. Söylediği zaman da sözleri etkili olacak.
İYİ BİR SEVGİLİ VE AŞIK DEĞİLİM
- İyi bir sevgili misin, eş misin, âşık mısın, iyi bir baba mısın?
- Ben iyi bir baba olmayı çok istiyorum. İyi bir sevgili ve iyi bir aşık olabildiğimi düşünmüyorum. İyi bir insan olduğumu düşünüyorum ama iyi insan olmak iyi bir sevgili veya aşık olmayı kurtarmaz. Bu bir yaşam biçimi. Eş olarak iyi bir eş olduğumu düşünüyorum. İyi eş olmayı başarmışsın, başaramamışsın etkilerine, tepkilerine bakmak lazım. Ben şu an yaş, bakış ve tecrübe itibari ile hüküm verici şeylerden kaçmak istiyorum. Çünkü o hükümlerle kendimizi var ediyoruz ve ona inanıyoruz. ‘Ben harika bir babayım’ dersin, çocuğun bir gün sana gelip der ki ‘senin kadar kötü bir baba görmedim’. Ama sen harika olduğuna inanmıştın, hükmün öyleydi. Bu hükümler bizi yanıltıyor. Bunların zorlamalarını ve üzerimizdeki baskılarını bugüne kadar çok hissetiğim için artık bu hükümlerle kendimizi yapılandırıp, inanıp tapmak yerine bu anı olabildiğince en iyi geçirmek benim için çok daha net. O zaman çok daha yapıcı ve beklentisiz oluyor insan.
- Bu görüşe gelmen ne kadar sürdü?
- İşte yaş 45, 20 yaşında bunları söylesen ‘yürü lan’ derim ben sana. Bütün bu yaşadıklarımızın toplamında ben huzuru yaşadığım anda buldum. ‘Bir yere gitsem buralardan, bir teknem olsa, orada yaşasam’ diyenler huzuru ararlar ama bulamazlar. Bu hükümler bizi bağlıyor. Ne var o hükümlerde öfke, kibir, mevki hırsı var. Bunlardan kurtulunca huzuru buluyorsun, huzur atına biniyorsun. Öbür türlü at sana biner.
EVLİLİK İÇİN ÇOK DÜŞÜRÜM
- Ata ile neler yapıyorsunuz, bir daha evlenir misin?
- Oğlumla hep birlikteyiz. Şimdi tatilde atlama, zıplama, tavla, oyun eğleniyoruz. Evlenmeyi düşünmüyorum. Çünkü Buket’le olan evliliğimi çok dolu dolu yaşadığımı düşünüyorum. Ve haddinden fazla enerjimle doldurdum. Benim için sonucu harika bir çocuk. Şu aşamada aynı süreçlerde aynı kişilik verimini bir kişiye verebileceğimi zannetmiyorum. Öyle bir sözü veremem, ona tahammülüm yok benim. Her an her şey olabilir ama evlilikle ilgili kararı bayağı bir ciddi düşünürüm. Büyük konuşmayayım.
‘ASLINDA BEN KADINIM’ DESEM
- En yakınına hatta annene bile söylemediğin bir sırrın var mı, bana söyleyebilirsin, sadece yazacağım, kimseye söylemeyeceğim?
- Çok, hayatım bir sürü öyle şey var. Annemle zaten belli bir ölçüde paylaşırım. Senin de söylediğin gibi ‘sır’dır ve kendine özgü bir özelliğinden dolayı saklanması gerekir.
- Hiç sıkıntı vermiyor mu sır saklamak, uykunu bölmüyor mu?
- Uyuyorum çünkü sanat dünyasındaki ruh halimin kazançlarının tamamının ruh sağlığını geri kazanmak için harcandığını düşünüyorum. O söylediğin ruh hali neyse, bir itiraf gibidir, ağzından çıktığı zaman rahatlık yapar ama büyük rahatlık sonucu o x doğrular toplumda senin algılanma biçiminde çok büyük değişikliler yapabilir. Toplum artık benim beğendiğim bu değilmiş der. Mesela ‘Ben Çelik’im, özür dilerim. Ben bugüne kadar söylemedim ama 25 sene evvel transseksüel olarak değiştim, aslında ben kadındım’ dersin. Sana ‘nasıl yani bunu daha önce niye söylemedin?’ dediklerinde. ‘Valla işte böyle beğenildim, şöhrette, parada çok güzeldi ve ben bunu bir türlü söyleyemedim’ dersin. Ama karşındaki bundan eğreti olur. İtiraflar seni rahatlatmaktan öte bir işe yaramaz. Geriyi değiştiremezsin, geleceği bilemezsin ölçüsüzdür. Zor bir iş. Her şeyi medite ediyorsun, o yüzden dalıyorsun, denize o yüzden gidiyorsun. Üzerinde baskı oluşturacak etki neyse ondan mümkün olduğu kadar uzak kalıyorsun. Ama o derinde bir yerde hep vardır.
ÜSTÜMÜZDE BİR DUMAN VAR
- Aşk masallarda, şarkılarda mı kaldı?
- Yeni insanlığın trendi egolarıyla, ruhların istedikleri arsında bir seçim yapmakta zorlanıyorlar. İçleri ve doğaları onlara diyor ki ‘sev’, dışları onlar ‘kariyer mi, çocuk mu yapayım’. İkisi arasında kaldıklarında psikopata bağlarlar. Bütün insanlığın sorunu aslında budur. Ve işin özü ‘sevmekle ilgili bir şeyden feragat et’ edemez. Kendinden hiçbir şey veremez. Kendinden hiçbir şey veremeyen aşk ta, asla olmaz. Aşkın olmadığı toplumda hassasiyetler ve dengeler bozulmaya başlar. Senin o söylediğin kıyamet belirtileri tam olarak oradan çıkar. Bütün dünya çok ciddi bir şekilde dejenere oluyoruz, büyük bir sevgisizlik var. Hiçbir şeye tahammülümüz yok. Sevmeyi beceremiyoruz, ama ruhumuz sevmeye programlıdır. Bunu da egomuzdan dolayı yapamıyoruz. Egoyu hüküm vere vere heykel haline getiriyoruz ki, fikirlerimden meydana getirdiğim putumla kendi özün arasında psikopata bağlıyorsun. İşte bunların tamamına ben şarkımda ‘duman altı’ dedim. Bu fikirlerin tamamı bizi duman altı eder, gözlerin kör olur. ‘Kalp gözü ver Allah’ım’ diye çıkış ararsın. Sanatçı bir şeyi protesto ediyorsa veya şarkıda bir şey söylüyorsa çok özür dilerim bunu kıçından uydurarak söylemiyordur. Benim şarkım için söylüyorum, mutlaka sağlam bir temele oturtmuştur. Duman altında kalmamız her şeyden doğru zannettiğimiz fikirlerimizdir. Bizim üstümüzde çok ciddi bir duman yapar. Bu duman gözümüzü kör eder, çok yanımızdaki ve çok sevebileceğimiz insanı biz göremeyiz.
TEHDİT ALMIYORUM
- Atatürk’çülüğünüzü herkes biliyor. Bu dönemlerde hiç tehdit alıyor musun?
- Yok, tehdit almıyorum. Bizim ülkemizde ve bütün dünyada olup bitenlerin, hepsinin hepimizi ilgilendiren bir konu olduğunu zannediyorum. Yani bugün dünyada ekonomik kriz var, sadece borsacıları ilgilendiriyor ama yarın seni de ilgilendirecek kardeş. Dolayısıyla sorduğun soru herkesin sorusudur veya değildir. Onlar da sonuçlarına ona göre katlanırlar. Siyasi fikirler, siyasiler, dini fikirleri dini adamlar, öbür fikirleri askerler düşünür. Bana hizmet edin kardeşim, siz bunları halledin. İşte bu dejenerasyonun bir hali de düşünmeme halidir. Biz artık kendi meselelerimizi bir kurum, bir kişiye bırakmamalıyız. Bunun adı Demokrasi’dir. Sahip çık kardeşim. ‘Beni ilgilendirmiyor, kardeş, beyim bilir’ dersen. Ekonomiden dolayı eşin işten çıkınca beyin de bilemez.
DÜŞÜNMEYEN SONUÇLARINA KATLANIR
- İleri demokrasi uygulanıyor mu sence?
- İnsanı insan eden şey düşünme halidir. Herkes aklını başına alacak ve düşünecek. Hiçbir siyasi taraftan bahsetmiyorum. Herkes kendine. Allah tarafından verilmiş olan aklı kullanacaksın. Ve onun gereği gibi düşüneceksin. Hayvana da akıl vermiş ama hayvan gibi düşünmeyeceksin. Bizi ayıran en büyük unsur düşünmektir. Hepsi iç içe bunların. Düşünen onun en keyifli halini yaşar, düşünmeyen de nasıl istiyorsa öyle yaşar, ama sonuçlarına da katlanır.
- Yepyeni bir albüm mü geliyor?
- O da benim sırrım. İş sırrı, Bu dinlenme dönemi dediğimiz bu kısımda sürekli şarkı ve proje ürettim. Hepsi arka arkaya gelecek. Yanılmıyorsam müzikal seviye daha da yükselecek. Şimdiki parçalara baktığında aşağı, yukarı aynı şeyleri duyuyorum. Çok özeller var teknik ya da alt yapısında dolayı. Genel olarak baktığında ama aynı. Yaptığım müzikteki farklılık dinleyici tarafından gelecek şimdi. O önemli. Müzikal hedefim artık hit altı eser yapmamak. Artık 10 parça yerine 1 parçaya hedefleniyorsun.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.