Vehbi Dinçcan Bu birliktelikte olay olur!
Büyük bir heyecanla bu ekibi bir araya getirmişler. Faslı şahane yapacaklarmış. Bana gelen bilgilerden, yapılacak basın toplantısı öncesi şöyle bir düşünce sardı beni... Bu ekip çok iyi de yakında bombası patlar, bir saç baş yolma olayına kadar gider. Baktım da kimler yok ki... Muazzez Abacı, Bülent Ersoy, Seçil Heper, Samime Sanay, Nalan Altınörs, Mustafa Sağyaşar... Vay ki, vay... Esasında muhteşem bir topluluk var huzurda... Bu ekibin verdiği, vereceği konseri düşünürken, Türk sanat müziğine nasıl dolayacağımın şekli belirdi gözümün önünde de, bu topluluk, ilk konser sonrası ne olur bilemem... Ne tekim, basın toplantısında yaşananlar olayın vahametini gözler önüne serdi. Nedendir bilinmez ama, iyi dost oldukları gözlenen, ama arkalardan arka sokaklardan bir birlerine taş fırlatan çocuklar gibidir bu ünlü takımı. Yüz yüze geldiklerinde can ciğer kuzu sarması, arkadan kırk şıllık düşman olu verirler. Tabii istisnalar kaideyi bozmaz, arada bir görüntü değişebilir. Bu ünlü ordusu, güzel konserler verecekmiş de, işte görüntü var, ses yok olmasın inşallah. Büyük şehirlerde konserlere hazırlanıyorlarmış. Bazılarının kaprislerini iyi bilirim, bazılarının sinirli hallerini tanırım. Bu işi yapanlara Allah kolaylık versin derim. Töreye kurban gitmek Töre hala sınırlarımız içinde var, biliyoruz. Töre yüzünden akılan kanlar, yapılan cezalar verilen anlamsız kararlar. Aşk ve Ceza adlı dizide bugünün töre kurbanlarını çok iyi analiz etme fırsatı buluyoruz. Murat Yıldırım ve Nurgül Yeşiyçay bu işi iyi becerip, iyi oynuyorlar ve törenin nasıl geliştiğini, neler yaşandığı gözler önüne seriyorlar. Biz ne kadar kendimizi kandırsak ta, İstanbul dahil tüm şehirlerimizde bu töre kanunları ne yazık ki yaşanmakta. Dizi bazı yerlere güzel parmak basıp, aynı aileden insanların karşı görüşlerini, hatta, anne ve oğulun arasındaki fikir ayrılıkları, genç neslin artık töre olaylarını silip atma teşebbüsü ve annenin abi karısını, kardeşe vermesi ile ve çocuk istemesi ile karşı karşıya kalan ama gönlünü başka bir kadına kaptırır ve olaylar. Son günlerde seyrettiğim enteresan konulardan birini işliyor bu Aşk ve Ceza... ne yazık ki Türkiye gerçeğinin yüzü denebilir. İyi izlemek, bu işe soyunmuş insanları caydırmak açısından başarıyla yapılmış bir yapım. Her oyuncu hakkını vererek oynamış bravo... Timsahın ayak sesleri Dedik, dinletemedik! Bursa gümbür gümbür geliyor arkadaş... Bugünün ayak sesleri değil bu. Gönülden de bu takımın şampiyon olmasını istiyorum açıkçası. Bu üç büyük, pardon bi de Trabzon var, dört büyük kendilerini yemekten futbolu da unutmuşlar, rakipleri de bir şeye benzetmeden gidiyorlar. Ama, Timsah işi öyle kolaya bırakmıyor... Ertuğrul Sağlam öyle sağlama aldı ki işi, bu günleri gördü, yeşil-beyazlı ekip. Şimdi benim kafamı karıştıran bir soru var? Böyle gittiklerini düşünelim ve gideceklerde, son maçlara doğru, Beşiktaş ve Bursaspor şampiyonluk adayı olduklarında ve karşı karşıya geldiklerinde neler olacak? Merakım bu açıkçası... Ertuğrul Sağlam'ın timsahlarının şampiyon olmasından yana gönlüm. Bursa önemli şehirlerimizden biri, başarıyı da bu görüntü ile hak etti, son düzlükte önde gidiyor... Sağlam o maçta ne hisseder? İçi acır resmen ama, Şampiyonluğu anasının ak sütü gibi hak eden, bu görüntü ile öyle Bursaspor alır ve gider diyorum. Galatasaray ve Fenerbahçe'mi, nal toplarlar bunu unutmayın... Kafa yapıları ancak bunu kaldırır, hem yönetimlerinin,hem teknik kapasitelerinin...
:: / Yazarımızın 11 Mart 2010 tarihli ' Engelleri kaldırmak' 'başlıklı yazısı için tıklayınız.
|
|